13.3.19

TURYİD-2. Gastroekonomi zirvesi-Yılmaz Parlar haberi


PARLAR MEDYA  
TURYİD-2. Gastroekonomi zirvesi

Güne Sığmayan Zirve “Gastroekonomi”

Ekonomide büyük payı olan Gastronomi derinliğine, genişliğine gerek yurtiçi, gerekse global alanda her varlığıyla dile getirildi.





“Bağcılığı konuşuyoruz; gerçek tarihi bağcılık Anadolu ile iç içedir.”- “Türkiye petrolü şaraptır.”-“ Gastronomi de bir ihracattır. Farklı bir sunum ile verdiğimizde katma değer ve önemli gelir elde edeceğimizi biliyoruz.”- “Yurt dışında açılan bir restoran sadece Türk lezzetlerini değil, Türkiye'nin markalarını da tanıtıyor."-“ Turist başı gelir 647 dolar. Bunu 1100, 1200 dolarlara çıkarmamız işten bile değil.”- “Dünyada metrekare olarak yaş üzüm üretimi alanında 5 - 6’ıncı sıradayız. Ama biz günümüzde mevcut bağlarımızın yüzde 2’sini kullanıyoruz. 50 milyar dolarlık bir ihracat pazarı var. Fransa 10 milyar dolar ile bağcılığın başını çekerken biz ülke olarak 10 milyon dolarlık kapasiteye sahibiz.” Buna benzer pek çok incilerin sergilendiği zirvede neler yoktu ki; 


Sunuculuğunu Hande Demirel’in üslendiği, Başkanlığını Kaya Demirer’in yaptığı, Turizm, Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği TURYİD tarafından düzenlenen 2. Gastroekonomi zirvesi 12 Mart 2019 Salı günü  Lütfi Kırdar Kongre merkezinde gerçekleşti.


Bir günlük programa sığmayan sabah erken saatden akşam geç saatlere kadar konuşmaların sürdüğü 2500’den fazla katılımcısıyla 2. Global Gastroekonomi Zirvesi, ilham veren hikayelerle geleneksel lezzetlerini dünya mutfağının birer parçası haline getirmeyi başaran örnekler ile  anlatan 13 uluslararası konuşmacı, 54 Türk  konuşmacısıyla 9 panel ve 21 özel sunumla

dolu dolu son derece faydalı ve başarılı geçti.



Urla Şarapçılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Ortabaş’ın Urla Bağyolu Tarıma ve Gastronomiye dayanan, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir turizm bölgesi yaratma projesine, Şef, sosyal girişimci ve mutfak araştırmacısı Ebru Baybara Demir’in Mardin’de Neler Oluyor? Sunumunda organik buğday yetiştirmesi, organik buğday tohum üretimine, Ekonomi Gazeteci Hande Demirel’in moderatörlüğünde; Migros Ticaret A.Ş. İcra Başkanı CEO Özgür Tort, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Özgür Güven, Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük’ün, demokratik kalkinma modeli olarak “Kooperatifçilik” konulu konuşmalarına ve Gizem Şalcıgil’in  “Kahve diplomasisinin 40 yıllık Hatırı” sloganla Dünya ülkelerine tanıtımına katılımcılar hayran kaldı. 


TURYİD - Turizm, Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği Başkanı Kaya Demirer, TİM - Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle, T.C. Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Tuna Turagay, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan açılış konuşmaları gerçekleştirdiler.


TURYİD Başkanı Kaya Demirer, çeşitli tablolar trendlerle gasronomi rakamlarına dikkat çekti. TURYİD olarak 187 marka ile 250’si yurt dışında toplam bin 500 işletmeye sahip olduklarını, sağlanan yurt içi istihdamın 50 bin kişiye ulaştığını ve 20 milyar TL’lik bir ekonomi yaratdıklarını, Türkiye’nin toplam yeme içme ekonomisinin yüzde 24’üne tekabül etdiğini dile getirdi.




Demirer “Kooperatifçiliğin kadınların üretimdeki payını artırmada ne kadar önemli bir etken olduğunu anlatacağız. Bağcılığı konuşuyoruz; gerçek tarihi bağcılık Anadolu ile iç içedir. Dünyada metrekare olarak yaş üzüm üretimi alanında 5 - 6’ıncı sıradayız. Ama biz günümüzde mevcut bağlarımızın yüzde 2’sini kullanıyoruz. 50 milyar dolarlık bir ihracat pazarı var. Fransa 10 milyar dolar ile bağcılığın başını çekerken biz ülke olarak 10 milyon dolarlık kapasiteye sahibiz.

Yurt dışına işletmelerimiz, beraberinde ne götürüyor. Marka götürüyor, ürün götürüyor, peynir, zeytinyağı, bulgur götürüyor. Yurt dışında restoran açarak, lezzetlerimizin yanı sıra mutfak sanayimizi de götürüyoruz, porselen tabaklarımızı götürüyoruz, tekstilimizi götürüyoruz. Bu ekosistemi doğru anlarsak, yurt dışı restoranlarının açılışının önemini daha iyi anlarız.” Şeklinde ifade etdi. 
 T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Tuna Turagay özetle  “2000’li yılların başına kadar mal ihracatı yaparken, bugün Türkiye’nin lezzetlerini nasıl ihraç edeceğimizi konuşuyoruz.  Coğrafyamıza bakınca birçok medeniyetin beşiği olan bir ülkede yaşıyoruz. Potansiyelimizi çok iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Turist başı gelir 647 dolar. Bunu 1100, 1200 dolarlara çıkarmamız işten bile değil.  ABD’de 50 bin İtalyan restoranı var. Bunun yarattığı toplam değer 2,5 milyar dolar. Bu rakamlar Türkiye ekonomisi için büyük rakamlar. GSMH’den sadece %2 pay alıyoruz. Yurt dışında açılan bir restoran sadece Türk lezzetlerini değil, Türkiye'nin markalarını da tanıtıyor. Hedef aldıkları müşteri kitlesi aslında bizi turizmde hedeflediğimiz bin 100 dolar gelire çıkartacak kitle. Bunları Türkiye'ye çekmeliyiz ki turizm gelirlerimiz artsın, kültürel etkileşim olsun, Türkiye'nin dünyadaki imajı daha da perçinlensin. Bakanlık olarak tüm sektörlerimizin yanındayız. Ülkemizin çeşitli sektörlerinin tanıtımını yapacağımız bu platformları daha da etkin şekilde destekleyeceğiz." dedi 

Dünyanın en iyi 50 yemeği arasında Türk yemeklerini göremiyoruz. En önemli 50 içeceği arasında Türk içeceklerini göremiyoruz. Çok önemli gastronomi festivallerini göremiyoruz diyen  T.C. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan “  Eşsiz güzelliklerle dolu mutfağımız benzersiz bir zenginliğe sahip, bu zenginliğimizi tarihin sıfır noktasından günümüze 12 bin yıllık tarihe ev sahipliği yapmış Anadolu’nun çeşitliliğine borçluyuz. Yine coğrafyamızın genişliği, iklimin çeşitliliği ile dünyada eşi olmayan bir mutfak kültürü oluşturmamıza yardımcı oluyor. Tüm bunları topladığımız zaman gastroekonomide zirveye oynayabiliriz. Ancak şu an bulunduğumuz konumu kabul etmemiz mümkün değil. Bu alanda yeterince tanıtım olmaması ve markalaşma eksikliği en önemli nedenlerimiz  Turizmi Geliştirme Fonu’nda çalışmalarımızda son aşamaya geldik. Kısa zamanda TBMM’ye gelecek ve yasalaşacak fon, atılması gereken adımlar için kullanılacak. Bu fonla turizmin çeşitlenmesi, gastronominin iyileşmesi, ürünlerimizin tanıtımını sürdürülebilir hale gelmesi için güçlü bir fona sahip şeklinde açıklamalarda bulundu.




Gastronomi sektörümüzü daha çok destekleyerek başka yerlere taşımamız gerekiyor. Gastronomi de bir ihracattır. Farklı bir sunum ile verdiğimizde katma değer ve önemli gelir elde edeceğimizi biliyoruz Geçen sene 48 milyar dolarlık bir hizmet ihracatımız oldu. Gastronomi özellikle eğitim hayatındaki meslek halinde getirilmesi, müfredatın gelişmesi ve gençlerimizin bu konuya yoğunlaşması, meslek seçiminde önceliklerden biri olduğunu gösteriyor açıklamalarını yapan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle,  “Aslında eğitimle başlattığımız ve köklerimizden, kültürümüzden, tarlamızdan gelen bu kadar çok lezzeti bir araya getirip dünyaya sunmak bizim için en önemli projelerden biri. Türkiye Tanıtım Grubu’nda ülkemizi tanıtan lezzetlerin tanıtmanın projesini oluşturuyoruz. Bu işe adım atmış, yurt dışında ciddi bir şubeleşmeye giden yemek sektörümüzü daha cesaretle destekleyerek onları farklı bir yere taşımamız gerekiyor. Bu nedenle bundan sonraki süreçte Türk lezzetlerini sunabilen ve gittikçe yayılan ve şubeleşen ve dünyaca şubeleşen çalışmalar yapıyoruz. Ayrıca Lezzetlerin yanı sıra mutfak sanayisi, tabakları ve tekstilimizi götürüyoruz”dedi


Gastromotiva, Küresel Sosyal Gastronomi Hareketi Öncüsü David Hertz, Gastronominin İyileştirici Gücü konulu, Turyid Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Özbek’in Gastrodiplomasi konulu, Levantine Public Diplomacy Executive Director Paul Rockower’in  Devlet Markalaşmasinda Gastrodiplomasinin Yeri

Güral Porselen Yönetim Kurulu Üyesi Harika Güralın konuşmaları sonrasında Gazeteci Şirin Payzin moderatörlüğünde; Yönetim Kurulu Başkanı Ali Başman Kavaklidere, Doluca Yönetim Kurulu Üyesi  Sibel Kutman, Mey Genel Müdürü Levent Kömür şarapdan kaçırdığımız ihracaat değerleri dile getirdiler.
Ardından Wine Tourism Association of Spain Başkanı José Antonio Vidal İspanya Şarap Turizminde Nasil Dünya Oyuncularindan Biri Oldu? Konulu konuşması ıskaladığımız ekonomiyi dahada netleştirdi.

Gastronomi Turizmi Nedir?’ oturumunda; TÜRSAB Gastronomi Turizmi İhtisas Komitesi Başkanı Ömer Kartin “mademki Gastronomi turizmi diyoruz. Turizm bizim işimiz. Gastronomide bizim “ şeklinde açıklamada bulundu. Moderatörlüğünde, TÜRSAB Gastronomi Turizmi İhtisas Komitesi Başkan Yardımcısı Diğdem Kaçmaz, TÜRSAB Başkan Danışmanı ve Dış Turizm İhtisas Başkanı Cem Polatoğlu ‘TÜRSAB için Gastronomiyi değerlendirdiler.




O’ngo Food İletişim Başkanı Dr. Jai Choi ise ‘Saraydaki Mücevher’ konuşmasında  “Küresel yeme içme sektörü 2014 verilerine göre 5.340 trilyon doları aşan bir hacme sahip, yani global otomotiv sektörünün yaklaşık 3 katı. Her sene Kore denince akla ne geldiği soruluyor? Cevaplar, Kimçi, K-pop, Samsung ve LG, Kore Savaşı akla ilk gelen şeyler.


Ancak bir de mutfağımız var. Kore dizileri, K-Pop ve hükümet girişimleri ile Kore restoranlarının tümünün sayısı 2,8 kat artış gösterdi.”


‘Gastronomi Turizminde Özgünlük ve Değer Yaratma’ konusunda ip uçları veren Royal Passage CEO’su Prof. Dr. Sarote Phornprapha; “Yaklaşık 10 sene önce tur operatörlerini eğitmeye ve mutfağımızı tanıtmaya başladık. Burada bir marka vaadinden bahsediyoruz ve ziyaretçilerin verilen vaadin karşılığını bulmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.


Japan Travel and Tourism Association Uluslararası İlişkiler İcra Direktörü Shinichi Nakamura ‘Geleneksel Mutfağın Turizmdeki Payı’ başlıklı konuşmasında; “ Hepiniz, suşiyi, sakeyi yani kültürel yiyecek ve içecekleri biliyoruz, değil mi? Her bölgenin kendine has farklı yemekleri var. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü, gastronomi turizminin 5 faydası olduğunu ortaya koydu. Biri bir bölgenin sıyrılması, ortaya çıkması; bir diğeri ziyaretçilere turistlere yeni deneyimler sağlaması; farklı bölgelerin, özellikle turizm kaynağı olmayan bölgelerin gelişmesine katkı sunması; bölgelere hikâye kazandırılması ve son olarak da bölgelere yüksek gelir sağlanması” dedi.


Boğatepe Çevre Yaşam Derneği Başkanı - Koçulu Peynircilik Başkanı İlhan Koçulu,‘Gravyer ile Turizmin Gizli İlişkisi’ oturumunda; “Kars’ın Boğatepe köyü şu an; yıllık 44 bin ziyaretçi alıyor. 2018 yılında 6 bin 800 kişi bizden Kafkas kahvaltısı satın aldı. Kars’taki çalışmalarımız ev kadınlarına gelir sağladı, bölgede üretilen gıdalarla yapılan yemekler turizmle değerlenmeye başladı. Bunun en temel göstergesi ise Kars’ta dünden bugüne üretilen gıda çeşitleri, üretilen tohumlar, meyveler ve mutfaklardan çıkan yemekler Kars’ın biyolojik ile kültürel çeşitliliğini ortaya koyarak kültür turlarının destekçisi oldu” yorumlarında bulundu.




‘Lima’dan Bodrum’a’ ile kendi hikayesini katılımcılarla paylaşan The Bodrum Edition Executive Chef’i Diego Munoz; “Peru’daki gelişimi aktarmak için buradayım. Gastronomi anlamında nasıl bu kadar büyük bir başarı hikayesi yakaladığını anlatmalıyım. Peru’da savaş sonrası mahvolan ekonomi bir şekilde ayağa kalkmalıydı. 2000 yılından sonra durum değişti, Peru kültürü tekrardan canlanmaya başladı. Gastronomi sayesinde ülke ekonomisi toparlanmaya başladı. Kimlik ve benlik gastronomi sayesinde gelişti. Diğer alanlarda da büyük gelişmeler yaşandı. Örneğin sanat bunlardan biriydi. Gelenek, çeşitlilik ve kimliğin kucaklanması yani sahip çıkılması ve kim olduğunu anlatmayı başarmamız bu gelişim sürecini hızlandıran ve güçlendiren unsurlar oldu” dedi.


Executive Chef Mathias Cillioniz ‘Peru’da Yereli Yücelten Şefler’ konuşmasıyla örnek bir başarı hikayesini paylaşarak şu ifadeleri kullandı; “4 nesildir Peru’dayız. Bir Alman ismim var ama atalarım İspanyol ve İtalyan. Çocukluğumdan bu yana sebze toplardım; süt sağardım. Yani hep toprak ile haşır neşirdim. Dünyayı işim vasıtasıyla gezdim. Ve nihayetinde sektörümüzde eksiklikleri gördüm, en azından Lima’dan. Perulular düşük fiyatlara çok büyük porsiyonlar tüketiyor. Alışkanlıkları bu yönde. Bütün gün mutfağı açık olan restoran kurmaya karar verdim. Personelim, 8 saatlik vardiyalar halinde çalışıyor. Hem çalışanların fiziki şartlarının iyileştirilmesi hem de atıkların azaltılması için çaba sarf ediyoruz. Besin değeri yüksek ve Peru’ya özgün malzemeler ile ziyaretçilerimizi ağırlıyor, havalı yemekler yapıyoruz.”dedi


Daha pek çok birbirinden değerli konuşmaların özeti kitap oluşturur. Mutlaka farkındalık gün geçdikce artıyor. Böylece hak etdiğimiz üstün seviyelerde dünya payından alarak ekonomik faydayı sağlarız.


yilmazparlar@yahoo.com 


11.3.19

Prof. Dr. Uğur Özgöker-Kıbrıs’ın Ab Üyeliği Uluslararası Hukuka Aykırıdır-Yılmaz parlar


PARLAR MEDYA  
Prof. Dr. Uğur Özgöker-Kıbrıs’ın Ab Üyeliği Uluslararası Hukuka Aykırıdır

Kıbrıs’ın Ab Üyeliği Uluslararası Hukuka Aykırıdır

Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker,

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı’nda; “Türkiye, Kıbrıs ve Avrupa Birliği İlişkileri"
konulu bir konferansda “Kıbrıs’ın Ab Üyeliği Uluslararası Hukuka Aykırıdır.
Kıbrıs sorunu çözülmeden geçerli değildir.” dedi

Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Nur Tütüncü’nün, “hoşgeldiniz konuşması”nın ardından, Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye, Kıbrıs ve Avrupa Birliği İlişkileri’ni tarihsel süreçleriyle birlikte anlattı.


Kıbrıs’ın Ab Üyeliği Uluslararası Hukuka Aykırıdır.

Akademik çalışmalarını uluslararası ilişkiler ve Avrupa Birliği alanında yürüten Özgöker, “Kıbrıs’ın, AB’ye Kıbrıs Cumhuriyeti olarak alındığını, ancak bunun da 1959 yılında, İngiltere, Türkiye ve Yunanistan ile Kıbrıs’da yaşayan Türk ve Rum toplumları arasında imzalanan Londra ve Zürih Antlaşmaları’na aykırı olduğunu” söyledi. Özgöker şöyle devam etti. “Antlaşmalara göre Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin onayı olmadan uluslararası hiçbir örgüte üye olamaz. Ancak Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında, Avrupa Birliği’ne tam üyelik başvurusu yaptı. Avrupa Birliği’de bu hukuksuzluğa göz yumarak, 2004 yılında, Kıbrıs’ı AB’ye aldı. Oysa bu üyelik Kıbrıs sorunu çözülmeden geçerli değildir.” Dedi.

Kıbrıs sorununa ilişkin konuşmasına Kıbrıs’ın tarihçesinden devam eden Özgöker; Osmanlı Devleti ile Ruslar arasında yapılan Kırım Savaşı (93 Harbi) ve Ayastefanos Antlaşması sonrasında, İngilizlerin Kıbrıs’ta Osmanlı Devleti’nden yer kiralamasından ve ardından İngilizlerin Ada’yı işgal etmesinden bahsetti. Rumların Enosis ile birlikte Adayı Yunanistan’a bağlamaya çalışmasıyla, İngilizlerin, Türkiye’yi Kıbrıs meselesinde taraf olmaya çağırdığını belirtti.




Doğu Akdeniz Enerji Kaynaklarında Kıbrıs Hak Sahibidir.

Kıbrıs sorununun çözümünde enerji kaynakları hakkında da bilgi veren Özgöker; “son yıllarda Doğu Akdeniz’de tespit edilen enerji kaynakları, Kıbrıs sorunun çözümünde katalizör rol oynayabilir. Özellikle İsrail’in önemli doğal gaz yatakları keşfetmesi başta ABD olmak üzere uluslararası aktörlerin Kıbrıs sorununa ilgilerinin artmasına neden olmuştur. 2014’de tekrar başlayan müzakereler, buna işarettir. Zira bu enerji kaynaklarının Avrupa ve İsrail için önemli büyüktür ve maliyetler açısından en önemli güzergah, Kıbrıs ve Türkiye’dir. Bu açıdan bakıldığında, enerji kaynaklarından KKTC’de hak sahibidir.” Dedi.

Türkçe’nin Avrupa Birliği Resmi Dillerinden Biri Olmasını Sağladık.

AB’nin Kıbrıs’ı, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB’ye tam üye alması, hukuken aykırı olsa da bunu Türkçe’nin AB’nin resmi dillerinden biri olmasını sağladık. Şöyle ki; AB’ye üye her devletin resmi dili, aynı zamanda AB’nin resmi dilidir. Madem ki AB, Kıbrıs’ı Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tam üye aldı, o zaman Rumca gibi, Türkçe’de AB’nin resmi dilidir. Konuyla alakalı DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği ile birlikte yaptığımız çalışmalarla, Türkçe’yi AB’nin resmi dillerinden birisi oldu. 

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak’a Ziyaret.

Konferans sonrasında, KAÜ Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker, DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Başkan Yardımcısı Musa Karademir ile birlikte, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak’ı makamında ziyaret etti. Oldukça samimi geçen ziyarette, Özgöker, İstanbul Üniversitesi’nde idari ve akademik görevlerde bulunduğunu anlattı. Musa Karademir’de Diplomatlar Birliği’nden bahsetti. 

“Türkiye, Kıbrıs ve Avrupa Birliği İlişkileri" konulu bir konferans, Profesörler Evi’nde yenilen yemekle sona erdi.


yilmazparlar@yahoo.com


TKKTTOD Türk Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odası genel kurulu-Yılmaz parlar Haberi


PARLAR MEDYA  
TKKTTOD Türk Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odası genel kurulu

Kıbrıs’a Yatırım Atağı

Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker’in Yönetim kurul Başkanı olduğu, TKKTTOD Türk Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odası genel kurulunda, Dernek üyeleri Kıbrıs’a yatırımlar yapılması için atağa kalkdı.





Güven tazeliyen Türk Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odası yönetim kurulu; üyeleri ile birlikde, Kıbrıs’a ekosistem odaklı ekonomik yapı kazandırabilmek adına faaliyetlerini hızlandıracağı kararlığında 9 Mart 2019 Cumartesi günü Şişli’de bulunan Kıbrıs Evinde toplantı gerçekleştirdi.Toplantıya KKTC İstanbul Başkonsolosluk ticari ateşesi Cahit Kayıarslan'da katıldı.


KKTC için, gerek kamu tarafından gerekse ekonomi temelli kurum, sivil toplum örgütleri, araştırma enstitüleri, üniversitelerce çok çeşitli raporlar sunuldu. Sorunlar çözüm yolları, herkes tarafından biliniyor.




Kuzey Kıbrıs’ın temel talihsizliği ekonomik ağırlıkla beraber siyasi soruna sahip olması. Sürdürülebilir ekonomik yapısı olmadığı, sadece dış yardımlarla ve kamu sektörüyle ayakta durmaya çalışan Kıbrıs’ın, ekonomisi kadar, siyasi çözümüde zor.


Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik büyüme performansı, Adanın diğer yarısı Rum kesimi güney ile kıyaslandığında; Ekonomik büyümesi istenen düzeyde olmaması, kişi başı gelirlerin diğer rum kesimden çok düşük olması gerçeğiyle sürdürülebilir olamayan ekonomi yapısı nasıl ve nereye evrilmeli. Bunlar genel kurulda tekrar tartışıldı.




Kıbrıs’ta sağlıklı, daha farklı ve istikrarlı bir ekonomik yapıya nasıl ve hangi şartlar altında ulaşılır, yaratıcı bir ekonomik çözüm, özel sektör geliştirme ve rekabet gücü kazanma stratejisinin ana eksenleri konuşuldu.


Milli hasılaya göre ithalatın ihracatın altı misline yakın şeklinde çok üstünde olduğu ve verdiği cari açık, kısır döngü ancak farklı stratejiyle mümkün.


Pek çok konu yatırımı dile getirildi. Kısa vade olarak, tarımın ağırlığının artmasını hedeflemekle dış dünya ile daha kuvveti bir ihracat bağlantısı mümkün olabileceği, Turizm, Eğitim, ve sağlık gibi sektörlerde iyileştirme ve yenileştirme için yoğun bir programa karar verildi. 


Kapsamlı bir ekonomik stratejinin parçası olarak, doğru insan kaynağı politikaların uygulanması ve kalite sorunlarının çözülmesiyle beraber, özel sektörün gelişimini hızlandıracak bir ivme yaşanacağı bildirildi.


Yılın 12 ayı güneşten faydalanılabilen, ılıman iklimi, güzel sahilleri, eğlenceli hayatıyla ve tarihi eserlerin renovasyonuyla birlikde kültür miras zenginligiyle öne çıkan, gözde turistik destinasyonlardan Akdeniz’in üçüncü büyük adası Kıbrıs aslında tam bir tatil cenneti.




Konseptini lüks tatil gibi trendle zengin turistler hedeflendiğinde sağlık turizmi, yat turizmi, eko-agro turizmi ve konferans turizmiyle bütünleştirildiğinde kanımızca var olan mevcut yürüyen sektör ile daha çabuk ilerleme gösterebilir.


Yine söz edilen,sağlık sektöründe tüp bebek örneği gibi, yeni bir Maraş Bölgesi imarı, Enerji, finans ve altın ticareti gibi daha çok sektöre dikkat çekildi.

 
Türk Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odasının yeni Yönetim Kurulu; 
Genel Başkan Prof. Dr. Uğur Özgöker (Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü), Genel Başkan Vekili Musa Karademir (DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Başkan Yardımcısı), Genel Başkan Yardımcısı Erdal Can Alkoçlar (Spektral Holding Başkanı), Genel Sekreter  Halis Yılmaz (Amerikan Estetik Cerrahi Hastanesi Genel Koordinatörü), Üye Bülent Alıcı (Eser Oteller Grubu Yönetim Kurulu Başkanı), Üye Sevda Özgöker (Tüketici Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı), Üye Ekrem Uca (Gazeteci. Ekonomi Gazetecileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi), Üye Caner Yenersoy (Suoz Enerji Grubu Genel Koordinatörü), Üye Zehra Bilge Eray (Kıbrıs Kültür Derneği Genel Başkanı).

yilmazparlar@yahoo.com


8.3.19

Salt galata-Modern Zamanların Göçebe Ressamı Mihri-Yılmaz parlar Haberi


PARLAR MEDYA  
Salt galata-Modern Zamanların Göçebe Ressamı Mihri

Modern Zamanların Göçebe Ressamı Mihri

Modern Zamanların Göçebe Ressamı Mihri 7 Mart 2019  Perşembe günü  SALT Galata'da açıldı.


Sergi, imparatorluğun son döneminde yetişen portre ressamı Mihri'nin yerleştiği ülkelerde zamanın ruhuna göre yeniden kurguladığı kimliği ve hayatına odaklanıyor. Ayrıca, dönemin kültür ortamı ve İnas Sanayi-i Nefise’nin ilk öğrencileri üzerinden sanatçıların modernleşme sürecindeki rolünü detaylandırıyor.


Mihri’nin bugüne ulaşmamış eserleri arasında Mustafa Kemal Atatürk’ün portresi de vardır.Türkiye üzerine ve kadınların özgürleşmesine ilişkin halka açık konuşmalar yaptı. Amerika Birleşik Devletleri 32. Başkanı Franklin D. Roosevelt, mucit Thomas Edison ve şair Edwin Markham gibi önemli şahsiyetlerin portrelerini resimledi.


Modern Zamanların Göçebe Ressamı Mihri, dünya savaşlarından ekonomik buhranlara, rejim değişikliklerinden teknolojik atılımlara nice tarihî dönemece tanıklığına dikkati çekiyor. Sergi, Rollins College Arşivleri’nden muhtelif yazışmalar başta olmak üzere kapsamlı arşiv belgeleri, gazete haberleri ve dergi yazılarıyla seçili eserler eşliğinde, çağının pasif bir tanığından ziyade aktif bir katılımcısı ve öznesi olmayı seçen Mihri’nin hayatına dair çok yönlü bir anlatım geliştiriyor.





Serginin Araştırmacıları; Özlem Gülin Dağoğlu ve Gizem Tongo. Katkıda bulunanlar ise Ahmet Ersoy, SALT bünyesinde Lorans Tanatar Baruh ve Farah Aksoy. 


Serginin araştırmacıları Özlem Gülin Dağoğlu ve Gizem Tongo’nun, Ahmet A. Ersoy’un moderatörlüğündeki söyleşi gerçekleşti. 




Verilen bilgilere göre; İmparatorluğun son döneminde yetişen portre ressamı Mihri (1885-1954), henüz 29 yaşındayken kadınlara mahsus güzel sanatlar okulu İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kuruluşunu sağlamasıyla toplumsal dönüşümün kayda değer aktörleri arasında yerini alır. Ancak, ömrünün büyük bir kısmını yurt dışında geçirmesi, Türkiye sanat tarihi yazımında arka planda kalmasına neden olur. Ülkeyle irtibatı gitgide kopan ve hakkında az sayıda araştırma bulunan “Mihri Rasim” ya da “Mihri Müşfik”in hikâyesine dair kimi ayrıntılar hâlen muammadır. Mihri: Modern Zamanların Göçebe Ressamı, Mihri’nin yerleştiği ülkelerde zamanın ruhuna göre yeniden kurguladığı kimliği ve hayatına odaklanıyor. Ayrıca, dönemin kültür ortamı ve İnas Sanayi-i Nefise’nin ilk öğrencileri üzerinden sanatçıların modernleşme sürecindeki rolünü detaylandırıyor.




Modern Zamanların Göçebe Ressamı Mihri hakkında; 13 Aralık 1885’te İstanbul, Kadıköy’deki Ahmed Rasim Paşa Konağı’nda doğdu. Tanınmış bir ailenin mensubu olarak büyüdüğü ayrıcalıklı çevre, küçük yaşta resme başlamasına imkân tanıdı. Ailesinin Yıldız Sarayı ziyaretinde bir resmini sunduğu II. Abdülhamid’in teşvikiyle saray ressamı İtalyan Fausto Zonaro’dan bir süre ders alıp öğrenimine Avrupa’da devam etti. İstanbul’a döndükten sonra kadınların sanat eğitimi alma hakkını savunan Mihri, 1914’te girişimleriyle kurulan İnas Sanayi-i Nefise’nin ilk kadın müdürü ve resim öğretmenlerinden oldu. Bürokratik kısıtlamalara karşın, aralarında Müzdan Arel, Güzin Duran, Nazlı Ecevit ve Fahrelnissa Zeid’in de olduğu öğrencilerinin açık havada resim yapmasına, canlı modelden çalışmasına ve eserlerinin görünürlük kazanmasına destek verdi. Döneminin önde gelen politikacı, gazeteci, kültür ve bilim insanlarıyla yolu kesişen sanatçı, bilhassa şair Tevfik Fikret’le yakın bir dostluk kurdu.


1922’de yeniden Avrupa’ya taşınan Mihri, Roma’da yaşadığı 1923 sonrasında Londra, Madrid ve Viyana’ya ziyaretlerde bulundu; 1927’de temelli New York’a yerleşti. Burada, eserleri sergilenen bir ressam ve okullarda bilfiil ders veren bir eğitimci olarak faaliyetlerinin yanı sıra, League of Women Voters [Kadın Seçmenler Topluluğu] gibi kadın hakları derneklerinin etkinliklerinde yer aldı.


yilmazparlar@yahoo.com