28.11.18

9. Boğaziçi Zirvesi- Enerji ve Sürdürülebilir Kalkınma-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
9. Boğaziçi Zirvesi- Enerji ve Sürdürülebilir Kalkınma


9. Boğaziçi Zirvesi- Enerji ve Sürdürülebilir Kalkınma
Katar'da öncü bir enerji ve sürdürülebilir kalkınma düşünce kuruluşu olan Al-Attiyah Vakfı, 9. Boğaziçi Zirvesi'nde, hızla değişen gaz sahnesine odaklanan ilgi çekici bir panel oturumu için dünya enerji uzmanlarına ev sahipliği yaptı.
Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Vekili Abdullah bin Hamad Al-Attiyah'ın vizyonu doğrultusunda, Vakfın her yıl Boğaziçi Zirvesini yöneten Uluslararası İşbirliği Platformu (UIP-ICP) ile Uluslararasi İşbirlİf Platforumu ile devam eden stratejik ortaklığı; Sürdürülebilir kalkınma için proaktif çok taraflı ve disiplinler arası işbirliğini geliştirmek.
Düşünceyi teşvik eden oturum, Abdullah Abdullah Hamad Al-Attiyah’ın hem enerji endüstrisinde hem de çevreyi korumak ve sürdürülebilirliği teşvik etmek için dünya çapında girişimlerde üst düzey pozisyonları işgal eden eşsiz arka planını tanıyarak açıldı.
Boğaziçi Zirvesi'nde konuşmacılar, Al-Attiyah Vakfı'nın çeşitli kuruluşlardan temsilcilerini içeriyordu: Uluslararası Para Fonu (IMF), Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu (GECF), Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü, Lahey Stratejik Araştırmalar Merkezi ve Qamar Enerji. IMF'den Kıdemli Ekonomist Dr. Akito Matsumoto, yaptığı sunumda doğal gaz piyasasına ilişkin analizini paylaştı: “İlk olarak, analizimiz enerji verimliliği kazancının yüksek gelirli ülkeler için gelir artışından gelen talep büyümesini dengelediğini göstermektedir. Böylece enerji talebi büyümesi orta gelirli ülkelerden geliyor. İkincisi, birincil enerji talebi arasında, kömür ve petrolün büyümesi yavaşlayacak ve birkaç on yıl sonra durabilir. Ancak, bizim analizimiz öngörülebilir gelecekte yavaş yavaş doğalgaz talebi belirtisi bulmuyor ”dedi.
Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu'ndan Mahdjouba Belaifa (GECF), gelişmekte olan piyasalara odaklanarak devam eden doğal gazın büyümesine daha fazla yorum yaptı: “Doğal gaz talebi büyümesi beklentileri, mevcut pazarlarda ve ASEAN, Pakistan ve Bangladeş gibi gelişmekte olan pazarlarda dikkate değerdir; ayrıca Doğal Gazla Çalışan Araçlar (NGV) ve bir bunkering yakıtı olarak LNG gibi gelişmekte olan sektörlerde. GECF, bu tür talep artışının sağlanmasında önemli bir rol oynamaya devam edecektir. Ayrıca, sürdürülebilir kalkınma için tercih edilen bir yakıt olarak doğal gaz için diyalog, işbirliği ve daha büyük savunuculuk, doğal gazın genişlemesinin anahtarıdır. ”
Açıkça, son yirmi yılda gaz arz ve talebinden kaynaklanan ekonomi önemli ölçüde değişmiştir. Avrupa ve Japonya'daki önemli pazarlarda da fiyatlar önemli ölçüde değişti, ancak ABD merkezli Henry Hub'ın fiyatının çok az değiştiği görülüyor.
Stratejik Enerji Analisti Lahey Merkezi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Jan Frederik Braun, Hollanda enerji endüstrisi ve Avrupa'da gazın rolü hakkında şunları söyledi: “Hollanda, rolünü AB'nin en büyük üreticisi ve ihracatçısından hızlı bir şekilde doğal gaz ithalatçısı konumuna kaydırıyor. Hollanda enerji sisteminin radikal revizyonu büyük ölçüde Avrupa'nın bütününü temsil etmektedir: hızla azalan gaz üretimi, kömürün çıkarılması ve daha yenilenebilir enerji kaynaklarına giderken, gaz ithalatına artan bir bağımlılık.”
Haftanın görüşmeleri ve müteakip çıktılar ve bağlantılar, Al-Attiyah Vakfı gibi düşünce kuruluşlarının, dünyanın her yerindeki sorunlara potansiyel çözümler bulmak için küresel uzmanları akademi, endüstri ve devletten toplayarak önemli bir katkı sağlayabileceğini göstermektedir.  
yilmazparlar@yahoo.com




9. Boğaziçi Zirvesi -Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
9. Boğaziçi Zirvesi-Barışın Sürdürülebilmesi ve Herkes İçin Kalkınma

Kalkınmanın Lokomotifi Fikirler.
Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Kurucu Başkanı Cengiz Özgencil 9. Boğaziçi Zirvesinde “Eski ekonomilerde toprak ve sermaye kalkınmanın lokomotifi iken, kalkınma hedeflerine ancak yeni fikirlerle ulaşılabileceğini, yeni ekonomide kalkınmanın lokomotifi fikirlerdir. dedi
80 civarında ülkeden siyasetçileri, iş adamlarını ve fikir önderlerini buluşturan, ana teması “Barışın Sürdürülebilmesi ve Herkes İçin Kalkınma” olan zirvenin açılış konuşmasında; Cengiz Özgencil, özetle "Eski ekonomide toprak ve sermaye kalkınmanın lokomotifi iken yeni ekonomide kalkınmanın lokomotifi fikirlerdir. Bu ekosistemde fikirler ne kadar özgür olur ve gelişme fırsatı verilirse, o fikirler Ar-Ge ve inovasyon olarak hayata geçerse ancak o zaman kalkınmaya ulaşılır. Üç gün boyunca dünyayı ve üzerindeki tüm canlıları farklı perspektiflerden ele alacak paneller gerçekleştireceğiz. Devlet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından sayısız değerli ismin kuracağı bu tavsiyeli diyaloglar; umarım uyum, ahlak ve barış ortamı için sonsuz bir yapıya dönüşür" dedi. 
Avrupa Birliği ve eski Devlet Bakanı Egemen Bağış, Barışın sürdürülmesi adına dünyada en çok emek harcamış olan ülke Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olduğuna işaret ederek, “ Yıllardır barış için çabalayan ama çabaları reddedilen bir ülkenin liderleri bugün aramızda. Ege'de insanlık dramı yaşanıyor. Her gün boğulan çocukların fotoğrafları yüreklerimizi dağlıyor. Myanmar'da insanlık dramı malesef devam ediyor. Libya'da yaşanan istikrarsızlık hayatı son derece olumsuz etkilemiş durumda. Bir zamanlar günlük petrol satışı 500 milyon euro olan Libya, bugün vatandaşına ekmek sağlamakta zorlanır hale geldi. Katar'ın komşularıyla ilişkileri, Balkanlarda hala bir kıvılcımın bir savaşı başlatabilme ihtimali hepimizin ortak kabusu. Böyle bir dünyanın içerisinde biz barışı nasıl inşa ederiz diye İstanbul'da toplandık" şeklinde çözüm aramak üzere toplantı konusunun önemini vurguladı.
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Polonya Eski Başbakan Yardımcısı Jacek Rostowski, Ürdün Senato Başkanı Faisal Al-Fayez, Çeçenistan Başbakanı Muslim Huçiev, Kuveyt Sanayi ve Ticaret Bakanı, Khalid Nasser Al-Roudan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Hasanov birer konuşma yaptı.
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, zirvenin temasını oluşturan barış ve kalkınmanın dünyamız için yaşamsal öneme sahip iki temel ihtiyaç olduğunu söyledi. Dünyanın 40'tan fazla bölgesinde savaş koşulları olduğunu ve sıcak çatışmalardan etkilenen insan sayısının son 10 yılda 2 kat arttığını belirten Akıncı, "Birleşmiş Milletler'in bu ayın başında yayınladığı rapora göre dünya nüfusunun yarısı günde 2 doların altında bir parayla geçinmeye çalışıyor. Yoksulluk, açlık, hastalık ve eğitimsizliğe yol açıyor. Bütün bunlar dünya ölçeğinde barışa uğraş vermenin ne kadar değerli olduğunun kanıtıdır. Savaşlar tüm insanlara zarar verir, barış koşulları ise kalkınmanın en önemli ivme kaynaklarından biridir. Barış ortamı yoksa sürdürülebilir kalkınma yoktur. Öte yandan sürdürülebilir kalkınma yoksa barış ortamı her zaman tehdit altındadır" dedi
Son dönemde Kıbrıs adasındaki hidrokarbon yatakları ile ilgili tartışmalara da değinen hem Kıbrıs hem de bölge ölçeğinde barış kalkınma ilişkisini test etmek için çok önemli bir fırsat bulunduğuna dikkat çeken Akıncı "Kaynakların birlikte değerlendirilmesini öngören bir vizyon sayesinde herkesin kazançlı çıkacağı ve kimsenin kaybetmeyeceği bir ekonomik işbirliği ortamı yaratılabilir. Bu ekonomik ortaklık bölgenin huzura kavuşmasının anahtarına dönüşebilir. Bugün iki toplum tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya. İki topluma ait olan doğal kaynakların yine bu iki toplumun refahını artıracak şekilde değerlendirilmesi şart. Güney Kıbrıs yönetimi ortak payları tek başına sahiplenme anlayışını terk etmelidir. Adanın zenginliklerini, projeleri hiçe sayarak sadece kendi hanesine yazma girişimi tarihsel sorumlulukla bağdaşmaz. Yapılması gereken gerginlik politikası yerine işbirliği yaklaşımıdır. Kıbrıs'ın çevresinde varlığına inanılan zengin doğalgazın diğer kaynaklarla da birleştirerek Türkiye ve Yunanistan üzerinden Avrupa'ya ulaştırılması istikrar ve kalkınma yolunda önemli bir adımdır ve bu gelişmeler herkese ekonomik fayda sağlayacak. Bundan da önemlisi kalıcı bir barış ve işbirliği ortamı yaratılacak olmasıdır.”şeklinde durumun ekonomik getirisini özetledi.
TİM Başkanı İsmail Gülle "Türkiye, 2000'lerin başından bu yana çok ciddi bir değişim yaşadı. Artık büyümede, üretimde, ihracatta bir dünya markasıyız. Bugün dünyadaki 250'den fazla ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştiriyoruz. 157 ülkeye otomotiv ürünleri, 84 ülkeye uçak ve helikopter parçaları, 180 ülkeye hazır giyim ürünleri, 164 ülkeye beyaz eşya, 113 ülkeye televizyon ihraç ediyoruz.Ekim ayında yakaladığımız ve Cumhuriyet tarihinin rekoru olan 15,7 milyar dolarlık ihracat, gelecek başarılarımızın da en büyük göstergesi oldu. Kasım ayında da yine aynı başarıyı devam ettirmeyi hedefliyoruz. İnanıyorum ki yeni başarılara imza atarak yıl sonunda 170 milyar dolarlık ihracat hedefimizi gerçekleştireceğiz. Ülkemize 2003 yılından günümüze 200 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım girişi oldu" dedi.
Gülle, bu rakamlarda Boğaziçi Zirvesi'nin de önemli rolü olduğuna işaret ederek "Zirve kapsamında bugüne kadar en az 1,7 milyar dolarlık anlaşma imzalandı" açıklamalarında bulundu.
Nüfus ve eğitimin artması ile teknolojinin gelişiminin tüm dünya genelinde ticaret hacminin de artmasını sağladığını söyleyen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak "19. yüzyılı imparatorluklar, 20. yüzyılı ideolojiler, 21. yüzyılı ise küreselleşme çağı olarak kabul ediyoruz. Zamanın böylece hızlı aktığı süreç içerisinde tarih boyunca insanların birbirini anlamaya en yakın olduğu süreçteyiz. Ama geldiğimiz yerde bu anlayışı yeterince oluşturamadığımızı görüyoruz. Geçen seneki zirvede 'değişimin merkezine insanı almalıyız' demiştim, bu görüşümü tekrar ifade etmek istiyorum. Farklılıklara saygı duyarak ve özgür renklerimizi koruyarak ortak bir dil, kalkınma anlayış geliştirmek bir ütopya değil, ihtiyacımız. Dünyanın bir ucunda olup bitenler artık çok yakınımızda duruyor. Artık fikirde ve harekette daha fazla birlikte olma zamanı" ifadelerini kullandı.
TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Kopuz, dünyanın artık geçmiş yanlışlarından dersler çıkarmak zorunda olduğunu, küresel barış ve istikrarın temin edilmesi için herkese sorumluluk düştüğünü söyledi.
Barış ve kalkınmanın aynı elmanın iki yarısı gibi olduğunu belirten Ali Kopuz, “Biri olmadan diğeri olmaz. Çünkü barış, huzur getirir. Huzur ticareti artırır. Artan ticaretse, refah ve kalkınmayı sağlar. Ticaret yapan, savaşı konuşmaz, birbirine kötü bakmaz. Bu nedenle, ülkeler arasındaki ticaretin gelişmesi, küresel barışa giden en kısa yoldur” şeklinde konuştu.
Kopuz, ülkeler arasındaki ticaret savaşları ve korumacı yaklaşımların, tüm dünyayı olumsuz etkileyen ve kalkınmayı engelleyen çok yönlü bir tehdit olduğuna dikkat çekti.
2019 için küresel büyüme beklentisinin bu tür eğilimlerin artması riski nedeniyle % 3,9’dan % 3,7’ye düştüğüne değinen Ali Kopuz, “Halen dünyada 192 milyondan fazla işiz var ve bu sayı artmaya devam ediyor. Bu tablo ortadayken korumacılık anlayışı, tam bir kaybet kaybet senaryosudur. Biz TOBB olarak ticaret savaşları ve korumacılık tehdidini uluslararası tüm kanallarda dile getiriyoruz. Çünkü biliyoruz ki; ticaret-huzur-zenginlik bir arada yürüyor. Ticareti ne kadar kolaylaştırırsak, huzura ve zenginliğe o kadar kolay ulaşırız” dedi.

 Kopuz, “Dünya Barış Endeksi’ne göre küresel çapta barış ortamının arka arkaya dört yıldır gerilediğini görüyoruz. 22 ülkede çatışmalar yaşanıyor. Birçok ülkedeyse uluslararası terörizmden kaynaklanan sürekli bir tehdit algısı hüküm sürüyor. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri dahi terör olaylarından büyük sıkıntı çekiyor. Özetle dünyanın her bölgesinde huzursuzluk var. Böyle bir tablo dünyanın daha fazla gerilim, daha az gelir ve istihdam üretmesi demek. İşte bölgemizin hali ortada. Suriye kan ağlıyor” şeklinde konuştu.


ABD ve Çin gibi ülkeler arasındaki ticaret savaşları küresel ölçekte kırılganlığı derinleştiriyor. Dünyada yeni bir Amerikan tek taraflılığı görülüyor. Müttefiklerini de dinlemiyor ve hatta uzaklaştırıyor. İran ve Rusya’ya yönelik tek taraflı adımlar atıyor. İşte tüm bunlar, küresel riskleri ve gerilimleri artırıyor”dedi

yilmazparlar@yahoo.com
  

25.11.18

Türkmen Gazından Çin’e Yeni Şartlar -Yılmaz parlar


PARLAR MEDYA  
Türkmen Gazından Çin’e Yeni Şartlar

Türkmen Gazından Çin’e Yeni Şartlar  

Çin Halk Cumhuriyetinin Türkmen gazının alımı için yeni şartları sunması gerekiyor



2018 yılın Ekim ayının ilk yarısında Çin, iç piyasada Amerikan sıvılaştırılmış gaz almayı tamamen durdurdu. Bu, İngiliz haber ajansı “Reuters” tarafından kaynaklarına dayanarak bildirildi. 


Çin’in kararı, iki dünya ekonomisi arasındaki ticareti dengeleme umuduyla Washington’un serbest bıraktığı “ticaret savaşına” bir cevap olmuştu.

Bu yılın Eylül ayında Amerika Birleşik Devletleri, 300’den fazla Çin malına yüzde 25 vergi getirdi. Çin bu duruma aynı anda cevap verdi. “Yanıt” listesine de Amerikan şirketleri tarafından tedarik edilen sıvılaştırılmış doğal gazı içeriyordu.

Ekimin başında, Çin tamamen ABD LNG’yi ithal etmeyi durdurdu. Verilere göre, 2017 yılında Çin, ABD’den 3,6 milyon ton sıvılaştırılmış gaz (4.87 milyar metreküpe eşdeğer) ithal etti. Geçtiğimiz yıl, Amerikan şirketleri, bu enerji kaynağının Çin’e satılması bakımından üçüncü sırada yer alırken, Avustralyalı tedarikçilerle ikinci sırada yer aldı ve Katar gazını üçüncü sıraya taşıdı. 


Amerika Birleşik Devletleri’yle olan ticari durgunluğa rağmen, büyüme dinamikleri biraz azalmış olan Çin ekonomisi, artan enerji kaynaklarına olan talep baskısını sürdürmeye devam ediyor.


2017’nin soğuk kış dönemi, Çin’i ithal gazı artırma yönünde itti. Çinin kendi ayarladıgı XIII beş senelik planlamasına göre, Çin’de 2020’de tüketim 340 milyar metreküpe ulaşmalıdır. 2020 yılında Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahminlerine göre, Çin Sosyal Bilimler Akademisi’ne göre Çin’in 300 milyar metreküp gaza ihtiyacı olacak, 2030 yılında doğal gaz tüketimi yılda 520 milyar metreküp, 2050, 800 milyar metreküp olacak.

Bugüne kadar, Çin’deki en büyük ve en istikrarlı enerji tedarikçisi Türkmenistan’dır.
38 milyar metreküp gaz kapasitesine sahip Rus projesi “Sibirya’nın Gücü”, yalnızca 2019’da Çin’e gaz tedarik etmeye başlayacak. Aynı zamanda, gaz boru hattının tasarım kapasitesine ulaşması zaman alacaktır. “Sibirya 2’nin Gücü” projesindeki “Gazprom” müzakereleri aslında fiyat üzerinde bir anlaşmazlık yüzünden ilerlemiyor.
2017 yılında, Çin ekonomisi ülkedeki 147.4 milyar metreküp üretim kapasitesine sahip 237,3 milyar metreküp doğal gaz tüketmiş, 89,9 milyar metreküp doğal gaz ithal edilmiştir. Çin’in “mavi yakıt” ithalatının üçte biri veya daha doğrusu% 36’sı Türkmenistan’da üretilen boru hattı gazıydı. Türkmen gazı, Çin’den toplam boru hattı gazı ithalatının% 86,5’ini oluşturdu. Ancak, taraflar başlangıçtaki tüm finansal koşullara uyuyorsa, Türkmenistan, Çin’e yapılan doğalgaz ihracat hacmini tamamen arttırabiliyor.


Ancak Türkmenistan gaz ihracat yönünü çeşitlendiriyor. Bu yılın Ekim ayı başlarında Gazprom, Şirket Genel Müdürü Alexey Miller Gazprom’un tekrar Türkmen doğalgaz alımlarına yeniden başlatacaklarını söyledi. Moskova ile Aşkabat arasındaki uzun süredir devam eden gaz tartışması ortaklar tarafından “dostane” olarak çözüldü. Bu hakkında Türkmenistan Devlet Başkanı Danışmanı Yagshygeldi Kakaev haber verdi.
Taranshazar gaz borusunun döşenmesine “yeşil ışık veren” Hazar Anlaşması’nın imzalanmasıyla birlikte, Türkmen enerji kaynaklarının Avrupa’ya ihracatının ana hatları daha spesifik olarak ortaya çıkmaya başladı. Böylelikle, Almanya’daki Türkmen heyetinin toplantısı sırasında, Avrupa Komisyonu yetkilileri Trans-Hazar gaz arteri için bir yatırımcı bulma konusunda yardım sözü verdiler.
Türkmenistan hükümetinin Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPI) projesi üzerindeki aktif çalışması somut sonuçlar verdi. Uluslararası bir projenin inşası halihazırda Türkmenistan’da ve Afganistan’da paralel olarak yürütülmektedir. Pakistan’da, tüm mühendislik ve araştırma işleri tamamlanmış olup, sadece seçim inşaatı için ihale ilan edilen doğrudan inşaat yüklenicisini belirlemek gerekmektedir.
Şimdi «Global Pipeline» şirketi tarafından gönderilen boruların Türkmen kısmının topraklarında döşeniyor. Dammam ve Türkmenbaşı limanları arasında deniz ve demir yolu karavanları sınır bölgelerinde inşaat çalışmaları için bir cephe oluşturmaktadır. Diğer boru ürünleri üreticilerinin teslimatlarına da başlanması bekleniyor. Suudi Arabistan’ın şu anki yatırımı 740 milyon dolar. Asya ve Avrupa bankalarının finansmanını çekmek için çalışmalara devam edilmektedir.

Bu bağlamda, «TAPI Pipeline Company Ltd» şirketinin CEO’su M. Amanov tarafından yapılan açıklamada, 24 ay içinde Pakistan’a ilk gazın ulaşması hedefleniyor. Ancak bu son tarihten önce bile, Afganistan’a gaz tedarik edilmeye başlanması ön görülüyor.

İhracat yollarının gelişmesi ile birlikte Türkmenistan, polipropilen, polietilen ve üre üretimi bakımından, doğal gaz işleme sürecini önemli ölçüde genişletmiştir.
Ekim 2018’de Kiyanly’deki Polimer tesisi başarıyla devreye alındı. Dünyanın ilk benzin üretim tesisinin inşaatı tamamlandı. Gaz kimyası alanında yatırım projeleri için birçok teklif var. Bu sektörde 5’ten fazla yeni fabrika inşa etmek için görüşmeler devam etmektedir. Japonya, Kore, Avrupa, ABD, Rusya ve Arap dünyasının ülkeleri bu projelere katılmaları bekleniyor.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ticaret patlamasıyla ilgili olarak, kısa ve orta vadede ekonomik ve çevreye duyarlı enerji kaynaklarının tek güvenilir ve istikrarlı kaynağı, Türkmen boru hattı gazıdır. Türkmenistan güvenilir bir tedarikçi olarak Çin için daha karlı olma durumunu taşıyor.

Ancak, muazzam kanıtlanmış gaz rezervlerinin yanı sıra, gelişmiş bir gaz üretimi, işleme ve gaz iletim sistemine sahip olan Türkmenistan, belirgin bir ekonomik faydaya sahip olmadan Çin tarafına imtiyaz vermeyi kabul etmemektedir. Bu durumda Çin, Türkmen tarafına yeni tedarik şartları sunması şart olmasında kalıyor.

yilmazparlar@yahoo.com