Şef Ece Zaim “Açık Mutfak” Ülke Ekonomisinin can damarlarından Turizmin alternatiflerinden olan Gastronomi turizmi, bölgeye özgü yemeklerin sunulmasıyla o bölgeye ait kültürel kimliği ve mirası yansıtmakta, kültürel çekiciliğin ana kaynağı olmaktadır ve böylece yerel destinasyonlar için rekabet avantajı sağlamada etkili bir araç durumdadır. Dünyada yiyecek içecek kültürüne verilen önem ve gösterilen ilgi gittikçe artmaktadır. Gastronomi turizmi geliştirebilmek sektörün bilgilenmesine katkı sağlamak ve inovatif gelişmelere ön ayak olmak eğitim ve bilgiye ulaşım ancak kitaplarla mümkündür.
Mutfak turizmi, gastronomi turizmi ya da tatma turizmi olarak her platformda dile getirilen zengin Türk mutfağından bir kebap yemeği geleneğinden olmadığını, yeniden yorumlayarak çok değişik İnanılmaz güzellikde ve tüm yemek tarif kitapların dışında tariflerlerle Şef Ece Zaim Küçük Bebek Labrand Lounge’da ilk yemek kitabı “Açık Mutfak” Lansmanı gerçekleştirdi. Şef Ece Zaim yemek sanatını ve lezzet yaratıcılığını birleştirerek beslenme zevkini ortaya çıkarmış Neden kitabın adı “Açık Mutfak” birkaç açıklamayla gerek amatör gerekse profesyonel mutfak kullananın kolayca lezzete ulaşmasını sağladığını ayrıca mutfağın kapalı, özgürlüğü kısıtlayan değil zevk alınan yeteneklerin ortaya çıkacağı açık yaşam alanı bir ortam olduğunu vurguluyor. Mutfağı, yaşamın mutluluğa açılan penceresi olarak görüyor. Lezzetle sağlık unsurların temel taşı, hayati giriş kapısı olarak kabul edilmesi gerektiğini söylüyor.
Aldığı gıda bilimini, yemek sanatını ve lezzet yaratıcılığını birleştirerek beslenme zevkini ortaya çıkarmış, kültürel değerler içinde çekiciliği görsellerlede süsleyerek “Mise en place” sözüğüyle felsefeye sayfa açıyor. Fransızca tabir aynı zamanda güzel bir hayat mottosu olan “Mise on place” anlamı Her malzemenin bir yeri vardır. Başarı detayda gizlidir derken, lezzeti oluşturan malzemeleri detay görmemek gerekir. Şef Ece Zaim, 105 tariften oluşan, yemek stilistliğini de yaptığı ilk yemek kitabını önce Kitabı ve tarifleri dikkatlice okumak, Mevsimlere göre tarif seçimi yapmak gerektiğini söylüyor. Ölçülerin gram bardak kaşık nedenini lezzetli yemek malzemelerini doğru oranda kullanmak olduğunu vurguluyor. Tariflerin her birinin en az beş altı kez yapıldıkdan sonra tattırılarak gerçekçi tarif yazdığını belirtiyor. Birkaç tasfiyesi; Doğru mutfak aletlerini seçmenin önemi, Fırın kullanımı, Saniye dakika, orta-yüksrk ateş, düşük orta hız ve altı rengi kızarmışlık, Neden ince deniz tuzu taze çekilmiş karabiber, Malzeme çeşitliği gözünüzü korkutmasın, Doğal vanilya Çikolata gibi başlıklarda teferruatlı bir şekilde izah ediyor. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olan Ece Zaim, Mutfak Sanatları Akademisi‘nde Chef-Owner programını tamamlamış, Vanilla Bakery‘i kurmuş, Turkmax Gurme kanalında Küçük Mutfak Sırları isimli programın içeriğini hazırlamış, mutfak şefliğini ve sunuculuğunu yapmış, All for Kids dergisine bir yıl boyunca “çocuklar için doğal lezzetler” temalı tarifler yazmış, Bir çok marka ve üniversite ile workshop’lar düzenlemiş, danışmanlıklar vermiş. Tv8‘de “ Ver Fırına” nın jüriliğini üstlenmiş. yilmazparlar@yahoo.com
“Flor” da bilinen yanlışlar Çürükle mücadelede büyük önem taşıyan florun diş hekimi olmayan kimseler tarafından basına aktarılan yanlış asılsız iddiaları üzerine kamuyu doğru bilgilendirmek adına Türk Dişhekimleri Birliğini harekete geçirdi. Türk Dişhekimleri Birliği Pedodonti Derneği ile 20 Ekim 2016 Perşembe günü Son zamanlarda florür ile ilgili ulusal yazılı ve görsel basın yayın organlarında bilimsel veriler ve gerçekler ile bağdaşmayan yayınların sıklığı göze çarpması nedeniyle gerçekleri yansıtmak bilinen yanlışları düzeltmek üzere basın toplantısı düzenledi.
Basın toplantısına Türk Dişhekimleri Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Taner Yücel, Türk Pedodonti Derneği Başkanı Prof. Dr. Figen Seymen ve İstanbul Diş Hekimleri Odası Başkanı Prof. Dr. Atalay katıldılar. İnsan sağlığına ilişkin olarak, dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunması, hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhisi ve tedavisi ve rehabilite edilmesi ile ilgili her türlü mesleki faaliyeti icra etmeye yetkili olan diş hekimlerinin yetkili otoritesi toplumsal sorumluluğu olarak,Toplum ağız ve diş sağlığı adına Florür konusunda kamuoyunu doğru bilgilendirmek için ‘’Flor’’ile ilgili Ortak Açıklamada bulundular. Türk Dişhekimleri Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Taner Yücel’in bir de çağrısı var. 18 bin diş hekimine SSK bünyesinde verilecek yetkiyle toplumun ağız sağlığının çok yüksek kalite seviyesinde olabileceğinin altını kalın çizdi. “Son zamanlarda basında yer alan yüksek dozda sistemik flor alımının zararlı etkilerinin zekâ geriliğine ve bazı sağlık problemlerine yol açtığı iddialarına karşı Türk Dişhekimleri Birliği ve Türk Pedodonti Derneği ortak bir basın toplantısı düzenledi. Flor ile ilgili bilimsel kanıtlara dayanmayan açıklamalardaki yanlışları ortaya çıkarmak üzere bir rapor hazırlayan Türk Diş Hekimleri Birliği, raporla florun ağız diş sağlığındaki etkisine dikkat çekerek bu konuda kamuoyunu doğru bilgilendirmeyi amaçlamaktadır.” Diş hekimi olmayan kimseler tarafından asılsız iddialar aynı zamada Sağlık Bakanlığınıda hiçe saymaktadır. Sağlık Bakanlığın müsadesiyle çıkırılan ürünler üzerinde Bakanlığının sağlığa uygunluk rapor tarihi be belge numaraları yazılıdır. Türk Dişhekimleri Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Taner Yücel, Türk Pedodonti Derneği Başkanı Prof. Dr. Figen Seymen yaptıkları konuşmada öncelikle florür almanın çok şart olduğunu bazı ülkelerin içme suyuna flor ilave etmesiyle topluma verdiklerini örnekleyerek florun faydalarını sıraladılar. Türk Dişhekimleri Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Taner Yücel, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI), Avrupa Pediatrik Dişhekimliği Birliği (EAPD) ve Amerikan Pediatrik Dişhekimliği Birliği (AAPD), toplumsal bir sağlık problemi olan diş çürüğünün azaltılmasında, içme sularının florlanması da dâhil olmak üzere çeşitli yöntemlerle flor uygulamalarının etkili olduğunu bilimsel raporlarla açıklamışlardır. Günde 2 kere dişhekiminin önerdiği miktarda florlu diş macunu ile dişlerin fırçalanması çürüğün azaltılmasında önemli rol oynamakta, ayrıca yüksek çürük riski taşıyan bireylerde dişhekimi tarafından uygulanan flor uygulamalarının da çürük oluşumunu engellemede etkili olduğu bilinmektedir.” Şeklinde açıklamalarda bulundu. Türk Pedodonti Derneği Başkanı Prof. Dr. Figen Seymen “Dişlerin sağlığı, ağız içerisindeki ekolojik ortamda bulunan dinamik dengeye bağlıdır. Ağız boşluğunda bulunan bakteriler ile şeker, bu dengeyi olumsuz yönde etkilerken, tükürük ve florun dişlerin sağlam kalmasında olumlu etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Diş çürüklerinin kontrolü ve engellenmesi için florların kullanımı dişhekimliği alanında uzun yıllardır güvenli ve etkili bir yöntem olma özelliğini sürdürmektedir.
Flor kullanımında genellikle iki yöntem uygulanır. Bunlar topikal (diş macunu, gargara, vernik, jel) veya sistemik (flor takviyesi, florlu sular ve tuzlar) yöntemlerdir. Günümüzde flor koruyucu etkisinden topikal uygulamalar ile daha fazla yarar sağlandığı bilinmektedir. Topikal florlar oldukça etkilidirler ve flor içeren diş macunları dünya genelinde kullanılmaktadır.” Genel bilgiler verdikden sonra teknik inceliklerini anlatdı. Hekim kontrolunda ayrıca dişleri koruma adına jel ve vernik kullanımının şart olduğunu söyledi. Teknik açıklamalarla ilgili bilgileri içeren verdikleri yazıyıya göre; “Yüksek doz sistemik flor alımının düşük IQ ile ilişkisini gösteren çalışmalar doğal içme sularında kabul edilen optimum seviyeden çok daha yüksek seviyelerde flor bulunan Çin, Moğolistan ve İran gibi ülkelerin fakir ve kırsal topluluklarında yapılmıştır. Bu çalışmalarda, IQ seviyesi üzerinde çok etkili olduğu bilinen ebeveynlerin eğitim düzeyleri, sosyoekonomik durumları, hava su kirliliği gibi faktörler değerlendirilmemiştir. Bu çerçevede IQ seviyesi ve içme suyundaki flor seviyesi arasında ilişkinin bu çalışma sonuçlarına göre kurulması şüphe uyandırmaktadır. Deney hayvanlarında yapılan bir çalışmada, 3 hafta süresince hamile hayvanlara 0.5ppm, 30ppm ve 100ppm olacak şekilde florlu su içirilmiştir. 0.5ppm ve 30ppm flor ilave edilmiş su içen hayvanlarda beyinde herhangi bir değişiklik izlenmezken 3 hafta boyunca 100ppm flor içirilmiş hayvanlarda kronik flor toksisitesi meydana gelmiştir. Kronik flor toksisitesinin uzun süreli olduğu durumlarda, nöronal ve serebrovasküler bütünlük bozulmakta, anormal davranış paternleri açığa çıkmakta ve beyinde metabolik lezyonlar meydana gelmektedir. Yüksek dozda uzun süre flor alımını içeren hayvan çalışmaları sonuçlarına dayandırılarak insanlarda da uzuvlarda paraliz, vertigo, eklemlerde spastisite ve mental keskinlikte bozulma gibi nörolojik komplikasyonların olabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmıştır. Ancak bu hayvan çalışmalarında deney grubu hayvanları tarafından tüketilen flor dozu insanlar için optimal olarak belirtilen dozun çok çok üstündedir. Tüm bu bilgiler ışığında günde 2 kere yaşa uygun dozda florlu diş macunu ile dişlerin fırçalanması ve çürük risk grubuna uygun topikal flor uygulaması yapılması diş çürüğünün azaltılmasında önemli rol oynar. Topikal uygulamalar sonrası yutulan flor miktarının tehlike arz etmediği gösterilmesine karşın özellikle tükürme kabiliyeti olmayan küçük çocuklarda kullanılan yüksek konsantrasyonlu topikal flor ajanlarının konsantrasyonu, uygulama protokollerine uyulması, yutulmasının önlenmesi için tükürük emici kullanımı, uygulama sıklığı gibi faktörler çocuk tarafından alınan günlük flor miktarının doğru değerlendirilmesi bakımından çok önemlidir. Küçük çocuklarda yutma riskinden dolayı toksik riski azaltmak amacıyla flor verniği kullanımı önerilir. Uygulama aralığı ve sıklığı da çürük risk grubuna göre planlanmalıdır. Bu anlamda, bahsi geçen yazıda belirtildiği gibi “kan yoluyla dişe gitmesi” ifadesi bilimsel olarak alt yapısı olmayan ve içi boş bir ifadedir. Güncel araştırmaların güvenirliğinin en yüksek derecede kanıtlandığı meta-analizler ve kılavuzları (guideline) içeren araştırma sonuçları incelendiğinde flor verniğinin yılda 2 kez uygulanmasının A (en güçlü) kanıt seviyesinde olduğu görülmektedir Ülkemiz içme sularındaki flor oranı göz önüne alındığında, bahsi geçen yazıdaki olasılıklar mümkün görülmemekte ve kamuoyu yanlış bilgilendirilmektedir. Pediatristler ve dişhekimleri arasında bu koruyucu ve durdurucu tedaviler büyük önem taşımaktadır. Çocuklar için koruyucu bakımı reddeden ebeveyn ve bakıcılarda önemli bir halk sağlığı sorunu olmaktadır. Çürük önlemek için kullanılan oral flor kaynakları toksik dozda flor içermemektedir ve güven vericidir. Dişhekimleri flor uygulamalarında gereken önlemleri alacak eğitim ve beceriye sahiptirler. Dişhekimlerinin önerdiği uygun miktarlarda kullanılan flor insan sağlığı üzerine hiçbir yan etki oluşturmamaktadır. Tablo: Yaş gruplarına göre diş macunlarındaki flor konsantrasyonları ve günlük kullanım miktarları bilgilendiren tablo ise Yaş GrubuFlor KonsantrasyonuGünlük KullanımGünlük Kullanım Miktarı 6 ay-2 yaş500 ppmSabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce 2 kezSürüntü şeklinde 2-6 yaş arası1000 + ppmSabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce 2 kezYarım bezelye büyüklüğünde 6 yaş ve üstü1450 ppmSabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce 2 kezBezelye büyüklüğünde yilmazparlar@yahoo.com
İKSV 3.Tasarım Bieaneli sponsorlarına vefa gecesi Biz İnsan Mıyız? Türümüzün Tasarımı2 Saniye, 2 Gün, 2 Yıl, 200 Yıl, 200.000 Yıl temalı 3. istanbul tasarım bienali sponsor ve destekçilerine özel bir geceyle teşekkür etti İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından ENKA Vakfı, Petkim ve VitrA eş sponsorluğunda düzenlenen 3. İstanbul Tasarım Bienali’nin açılış resepsiyonu, 20 Ekim Perşembe akşamı Mikla Restaurant’ta yapıldı.
İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyonda, tasarım ve sanat dünyasından ünlü isimlerin yanı sıra uluslararası sanat çevrelerinden bienali takip etmek üzere gelen konuklar katıldı. “BİZ İNSAN MIYIZ? : Türümüzün Tasarımı: 2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl, 200.000 yıl” başlığıyla, Beatriz Colomina ve Mark Wigley küratörlüğünde düzenlenen 3. İstanbul Tasarım Bienali, 22 Ekim Cumartesi günü kapılarını ücretsiz olarak ziyaretçilerine açıyor. 13 ülkeden 250’nin üzerindeki katılımcının 70’in üzerinde projesinin yer aldığı bienal, insanın 200.000 yıl boyunca tasarımla kurduğu ilişkiyi, arkeolojiden son teknolojiye, tıptan mimarlığa, bilimden iletişime birçok farklı alanda inceliyor.Bienal katılımcıları arasında tasarımcıların yanı sıra mimarlar, tarihçiler, arkeologlar, koreograflar, sanatçılar ve bilim insanları da yer alıyor. 3. İstanbul Tasarım Bienali’nin gerçekleştirilmesine katkıda bulunan kurum ve kuruluşlara teşekkür plaketlerinin sunulduğu resepsiyon İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova’nın takdimiyle başladı.
Törende İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı “İKSV olarak 1973 yılından bu yana Türkiye’nin kültür ve sanat yaşamını zenginleştiren çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tüm etkinliklerimiz gibi İstanbul Tasarım Bienali’yle de ülkemizdeki yaratıcı iklimin gelişimine katkıda bulunmak en önemli amaçlarımızdan biri. İzleyicilerimize tasarım dünyasındaki önemli tartışmaları, yeni akımları, yeni üretimleri sunarak bu alandaki düşünce üretimini teşvik etmeyi ve ülkemizde tasarım konusundaki duyarlılığı artırmayı hedefliyoruz. Etkinliğimizin şimdiden uluslararası arenada benzerleri arasında ilk sıralarda anılmaya başlaması da bize gurur veriyor. Bugün sergileri ziyaret etme fırsatı bulabildiğinizi ve bienali zevkle takip ettiğinizi umuyorum. Bienale destek veren tüm kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkürlerimizi sunuyorum,” dedi.
Bülent Eczacıbaşı, 3. İstanbul Tasarım Bienali eş sponsorları ENKA Vakfı, Petkim ve VitrA ile TC Başbakanlık Tanıtma Fonu Genel Sekreterliği, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi, Beşiktaş Belediyesi, Fatih Belediyesi yetkililerine birer teşekkür plaketi verdi. TC Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu adına Başbakanlık Tanıtma Fonu Genel Sekreterliği Proje Birimi Sorumlusu Rahime Akbulut, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Telif Hakları Genel Müdürü Dinçer Ateş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Tülin Ersöz, Beyoğlu Belediyesi adına Beyoğlu Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Deniz Özlem Doğan, Yaratıcı Mahalleler Programı’na katkılarından dolayı Beşiktaş Belediyesi adına Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar ve Fatih Belediyesi adına Fatih Belediyesi Başkan Yardımcısı Hasan Suver’e teşekkür plaketleri verildi. Plaketleri Bülent Eczacıbaşı takdim etti.
Enka Vakfı adına alan ENKA Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Oktay Alptekin konuşmasında, “ENKA, 1983 yılında temelini attığı ENKA Vakfı ile Spor, Eğitim ve Sanat'a verdiği desteği sürekli ve kalıcı kılma amacını gerçekleştirmektedir. Başlı başına eşsiz bir tasarım olan İstanbul'un yaşattığı değerleri korumak, ileriye taşımak ve toplumsal alanda etkilerini sağlamak için üzerimize düşen görevin bilincindeyiz. 3. İstanbul Tasarım Bienali eş sponsoru olarak, yaratıcı emeğin yaşama katkısını desteklemekten mutluluk duyuyoruz,.” dedi. Petkim adına bir konuşma yapan Petkim Genel Müdürü Anar Mammadov “Biz, Türkiye’nin ilk petrokimya şirketi olarak tasarımı, bilginin, ar-ge’nin ve teknolojinin insanla buluşması olarak görüyoruz ve bu sürecin çok önemli bir parçası olduğumuza inanıyoruz. Pek çok tasarım ürününün hammaddesini üretmek için ise yarım asrı aşan bir deneyimin yanı sıra nitelikli insan gücümüzü ar-ge ve teknolojiyle buluşturuyoruz. Diğer bir deyişle bu bienalde karşımıza çıkan ve her biri bir sanat eseri niteliğindeki pek çok ürünün hammaddesinin üreticisi konumundayız,” dedi. VitrA adına plaket alan Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu Başkanı Atalay Gümrah konuşmasında, “Bugün 60 yaşına yaklaşan Eczacıbaşı VitrA, özgün tasarımları bünyesine katmak için 90’lı yılların başında yola çıktı. Farklı kültürlerden birçok tasarımcıyla çalışmanın yanı sıra, kendi bünyesinde de güçlü bir tasarım ekibi oluşturdu. Bugün artık tasarım, inovasyon ve sürdürülebilirlikle birlikte, VitrA’nın stratejisindeki temel taşlardan biri… Bizim için tasarım, yerel ve küresel rekabette bizi öne çıkan, profesyonellerin ve son kullanıcıların bizi tercih etmesini sağlayan, önemli bir değer… Bunu sürdürebilmek için, tasarımın, içinde yaşadığımız coğrafyada yeşermesine ve gelişmesine katkıda bulunmayı, sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bu bilinçle, tasarım alanında öncü bir rol üstlenen İstanbul Tasarım Bienali’ni ilk yılından bu yana desteklemekten onur duyuyoruz,” dedi.
3. İstanbul Tasarım Bienali sergileri 20 Kasım’a kadar 5 mekanda gezilebilecek: Karaköy’deki Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, Studio-X Istanbul, DEPO, bomontiada’da yer alan Alt Sanat Mekânı ve girişin müze biletiyle yapılacağı Sultanahmet’teki İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde gezilebilecek. 3. İstanbul Tasarım Bienali Destekçileri 3. İstanbul Tasarım Bienali, İKSV tarafından ENKA Vakfı, Petkim ve VitrA eş sponsorluğunda gerçekleştiriliyor. 3. İstanbul Tasarım Bienali, Başbakanlık Tanıtma Fonu, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi tarafından da destekleniyor. Yaratıcı Mahalleler Programı’na Beşiktaş Belediyesi destek veriyor. “Moda Tasarımında Sürdürülebilirlik” atölyesi, H&M sponsorluğunda, İsveç Başkonsolosluğu ve İsveç Enstitüsü’nün işbirliğiyle yapılıyor. E-flux işbirliğiyle yapılan Superhumanity projesini Ernst Schering Vakfı, The National Museum of Modern and Contemporary Art, Korea (MMCA) ve Govett-Brewster Art Gallery destekliyor.
Panel ve söyleşi sponsorluğunu VitrA üstleniyor. Bienale katkı sağlayan diğer kişi ve kurumlar arasında Princeton Üniversitesi, Columbia Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Alt Sanat Mekanı, ABD İstanbul Başkonsolosluğu, Acción Cultura Española (AC/E), Graham Vakfı, Elise Jaffe + Jeffrey Brown, Goethe-Institut, Japon Vakfı, British Council, SAHA Çağdaş Sanatı Destekleme Girişimi, Southampton Üniversitesi, Winchester Sanat Okulu, Füsun ve Faruk Eczacıbaşı, İstanbul Fransız Kültür Merkezi, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi, Bursa Büyükşehir Belediyesi, BTM Exhibit ve İstanbul Teknik Üniversitesi yer alıyor. Paşabahçe Mağazaları’nın OMNIA koleksiyonu ve MasterCard ise bienalde özel projelerle yer alıyor. OMNIA, Kanyon’da özel bir yerleştirme tasarlıyor. Paşabahçe Mağazaları’nın OMNIA koleksiyonu’ndan Ayşe Birsel’in tasarımı olan bir yerleştirme ile Kanyon Büyükdere Meydan’ında yer alacak.”. MasterCard, “Paha biçilemez İstanbul ile Geceyi Tasarla” özel projesi ile kullanıcılarına özel sergi turları verecek. Bienal temasının kümeleri arasında yer alan “Bedeni Tasarlamak” projesinin sponsorluğunu Koç Üniversitesi Hastanesi üstleniyor. 3. İstanbul Tasarım Bienali kapsamındaki Çocuk ve Gençlik Atölyeleri, ALLIGATOR Boya ve BASF eş sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Zorlu Holding sponsorluğunda üniversite öğrencileri bienal süresince her cuma bienali ücretsiz rehberli tur ile gezecek. Bienalin otomotiv sponsorluğunu Volvo Car Turkey üstlenirken; bienale katkı sağlayan diğer kuruluşlar arasında Türk Tuborg AŞ, Borusan, AKDO, Vestel, 3Dörtgen, ERSA, ADAHAN İstanbul Otel, HERO Yazılım ve Fikirbazzenger yer alıyor. İKSV’nin tüm festivallerine Öncü Sponsor Eczacıbaşı Holding, Resmi İletişim Sponsoru Vodafone, Resmi Taşıyıcı DHL, Konaklama Sponsoru The Marmara Collection, Sigorta Sponsoru Zurich Sigorta, Sağlık Sponsoru Memorial Sağlık Grubu ve Servis Sponsorları Navitas. GFK, directComm Marketing Group ile AGC destek veriyor. yilmazparlar@yahoo.com