16.8.16

SARA ŞİMON-REİKİ 1. SEVİYE SEMİNERİ-BİLGİ PAYLAŞIM MERKEZİ-YILMAZ PARLAR



PARLAR MEDYA: Haziran 2012 Otomotiv sektörünün en büyük şovu başlıyor  Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektörü Lin Photo, free website template, XHTML CSS layout
 
info@parlarmedya.com




SARA ŞİMON REİKİ 1. SEVİYE SEMİNERİ
22 Ağustos 2016 Pazartesi saat 18.00 - 22.00

rezervasyon yaptırmanız rica olunur...
BİLGİ PAYLAŞIM DERNEĞİ
Adres: Mete Cad. Park Apartmanı No:24/5
Taksim / İstanbul
Tel : 0212 245 29 42
Ruh, zihin ve beden bütünlüğüne giden yol...Kadim şifa öğretisi ile farkındalıkta yükseliş.. şifanın kendisi olmak isteyen herkes için!

Dünyada bir çok hastane reiki uygulamayı bütünleyici kabul etmekte ve reikiyle ilgili çalışmalara önem vermektedir.

Reiki uygulayıcılarda sezgileri güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar. Reiki evrensel bir enerjidir ve hiç bir kişinin tekelinde değildir. Reiki ile herkes kendinin şifacısı olabilir.

Dersin Konuları

· Reiki Nedir? Ne değildir?
. Temel Psikolojik ve ezoterik bilgiler
· Ruhsal gelişimde izlenmesi gereken yol
· Aura ve Çakralar
· Korunma yöntemleri
· Mekan temizliği
· uyumlama
· Temel el hareketleri
· Kısa terapi
· Kendine terapi


Usui Reiki Master
Kuantum İntegral Neo Yaşam Koçu
SARA ŞİMON

negatif enerji, tükenmişlik, aura yırtıkları, bozulmuş mekan enerjileri, korku kaygı ve endişe gibi düşük titreşimli duygulardan bütünüyle arınmak için…öz bilgeliğinizi ve şifa enerjilerini aktive edin. 
REİKİ NEDİR?

Rei heryerde varolan, ki: ruhsal yaşam enerjisi anlamına gelmektedir. Sözcük anlamı, Japonca'da, "Evrensel Yaşam Enerjisi"dir. Hz.İsa 'nın nasıl şifa verdiği ile ilgili sorular 1900'lü yılların başında Japon bir rahip olan Dr.Mikao Usui tarafından çok eski olan şifa yönteminin araştırılmasıyla ortaya çıkmıştır. Reikinin tarihi çok daha eski olmasına rağmen bu bilginin günümüze ulaşmasındaki en önemli kişi bu konuyu derinlemesine araştıran Mikao Usui'dir. Reiki herhangi bir din yada inanç şekli değildir her inanca sahip insan tarafından kolaylıkla uygulanabilir.

Reiki tıbbı reddetmez aksine tıbbi tedaviye destek olma işlevindedir. Hastaların mutlaka tıbbi tedavi görmesi gerektiğini savunan reiki uygulayıcıları reikinin faydalarını tüm dünyanın daha iyi görmesini sağlamışlardır.

Reikinin hiç bir zararı yada yan etkisi yoktur, zamanla unutulmaz ve etkisi kaybolmaz. Reiki bugün dünyada yaklaşık iki milyon kişi tarafından uygulanmaktadır ve bu sayı her geçen gün artmaktadır. (Rezervason yaptırmanız rica olunur.)
 Reiki Nedir? (Evrensel Yaşam Enerjisi)


Reiki, çok eski tarihlerden beri Tibetli Budistler tarafından kullanılan bir şifa tekniği olarak kabul edilir. Öncelikle Japonya’da yaygınlaşmasında ve kullanılmasında bu tekniği ön plana çıkaran isim Mikao Usui’dir.
Reiki kavramı Japonca REİ ile Kİ sözcüklerinden oluşmuştur. Rei; spiritüel bilgelik - şuur anlamına gelir. Ki ise (Çince Çi, Sanskritca Prana) yaşam gücü, yaşam enerjisi anlamındadır. Ki, her varlıkta var olduğu kabul edilen, tüm yaradılışın devamını sağlayan evrensel enerji olarak tanımlanır. Bu enerji aslında, tarih boyunca prana, od, orgon, illiaster gibi çok farklı isimlerle tanımlanmış olan evrensel yaşam enerjisidir.
Yazar ve Reiki Üstadı Hiroshi Doi’nin söylediğine göre Reiki şifa tekniği, tarih öncesinde şamanlar tarafından geliştirilmiş gizli bir yöntemdir. Şamanlar bunu şifa ve rehberlik sunmak için, doğa ile denge kurmak için, şifacı atalarımız diye adlandırdıkları ruhsal rehberlerinden bilgi ve yardım almak için kullanmışlardır.

Reiki Şifa Tekniği
Reiki şifa tekniği, Reiki olarak tanımlanan evrensel yaşam enerjisi ile rezonansa geçmeyi ve bu enerjiyi fizik ve enerji bedenlere aktarmayı içerir. Reiki ile bağlantıya geçen her birey bu enerjiyi aurasına ve fizik bedenine aktarır. Bu nedenle hem enerji alanı, hem de fizik bedeni hayat enerjisi ile şarj olur.
Reiki uygulayıcısı bu enerjiyi, elleri aracılığıyla bir başka insanın enerji alanına ve fizik bedenine de aktarabilir. Fiziksel olarak yanında bulunduğu kişilere veya çok uzağında bulunan kişilere de şifa yapabilir. Reiki, ruhsal şifa uygulamalarında olduğu gibi, mekan sınırlaması tanımaksızın uzaktaki kişilere veya bölgelere de yönlendirilebilir.
Nispeten sağlıklı olan her insan ırk, dil, din ayrımına bakılmaksızın bu tekniği öğrenebilir. Reiki olarak tanımlanan enerjiyi iyileşme sanatı olarak kullanmaya başlayan her insan aynı zamanda yüzünü ruhsal dünyaya çevirir. Sadece bedenden ibaret olmadığını, ruhsal bir varlık olduğunu, karma yasasına tabi olduğunu, şuurunun ölümden sonra da evrimleşmeye, tekamül etmeye devam edeceğini öğrenmeye başlar.
Bütün bunlar, kişilerin o güne kadarki gerçeklik algısını değiştirir. Ne ekerse onu biçeceğini kavramaya başlayan bireyler daha pozitif tavır ve davranışlar içinde olmaya gayret eder. Bu gayret de bireylerin ruhsal olarak büyümelerine ve gelişmelerine son derece pozitif katkılar sağlar. Şifacılık öğreneceğim diye çıkılan yol, yaşadığım fiziksel veya zihinsel problemlere bir çare bulurum diye çıkılan yol kendini tanıma yolu, evrenle olan birliğini fark etme yolu olmaya başlar.
Reiki olarak tüm dünyaya yayılan bu şifa tekniğinin insanlığa en büyük katkısı, Reiki eğitimi alan insanlara ruhsallığını hatırlatması ve kendi içlerindeki şifa potansiyelini kullanabileceklerini göstermesi olmuştur. Psişik bir şifa tekniği olan Reiki, içinde bulunduğumuz bu çağda pek çok varlığın yönünü ruhsal dünyaya çevirmesine neden olmuştur.
Her ekolde olduğu gibi bu ekolün içinde de birbirinden farklı anlayışları olan ve birbirinden farklı uygulama pratiklerini öneren insanlar vardır. Önemli olan farklı anlayışlara takılmamak, anlayışların özünde ifade etmeye gayret ettiği ruhsal hakikatlere ve şifacılık ilkelerine odaklanmaktır. İşin aslını yani şifacılığın aslını öğrenmek, karşılaştığımız uygulama farklılıklarındaki faydalı teknik ve bilgileri ayırt edebilecek uyanıklığa ulaşmaktır. Bu farklılıklar aynı zamanda insanların sınanma şeklidir.

REİKİ’NİN TARİHİ

Mikao Usui

Reiki’nin babası olarak kabul edilen Mikao Usui 1865 yılında doğup 1926 yılında dünyadan ayrılır.
Usui’nin 4 yaşındayken Tendai manastırına gönderildiğine inanılır. Araştırmacılar burada uzun süre kaldığını, Qi Gong öğrendiğini ve şifa yapmaya başladığını öne sürer. Usui’nin tıp, tarih, psikoloji, dünya dinleri ve kültürleri hakkında geniş bir bilgi birikimi vardır. Değişik işlerde çalışır. İleri yaşlarda 3 yıl süren Zen Budizm’i eğitimi alır. 1922’de, Zen öğretmeninin tavsiyesine uyarak satoriye (ruhsal aydınlanmaya) ulaşmak için Kurama Dağında meditasyon yapıp oruç tutmaya karar verir.
21 günlük orucun sonunda satoriye ulaşır ve yaşadığı ruhsal tecrübenin, ruhsal aydınlanmanın sonucu olarak ellerindeki şifa gücünün varlığını keşfeder. Üstelik bu güç Qi Gong’daki güç gibi sınırlı değildir. İstenildiği anda o kaynaktan sürekli enerji alınabilmektedir. Artık kendi enerjisi tükenmeden kendine ve başkalarına enerji aktarabileceğini, şifa yapabileceğini anlar.
Reiki diye adlandırdığı bu enerjiyi önce kendisi üzerinde, sonra aile bireyleri üzerinde uygular. Aldığı başarılardan yola çıkarak Reiki şifa tekniğini geliştirir ve başka insanlara da uygulamaya başlar.
Daha sonra Usui Tokyo’ya taşınır. Adı “Usui Reiki Ryoho Gakkai = Usui Reikisi ile Şifa Yeri” olan bir klinik açar. 1923 yılındaki Tokyo depreminde yaralanan insanlara şifa elini uzatır. O insanların çoğuna kendilerine nasıl şifa yapabileceklerini anlatır. Bir süre sonra görür ki, insanların çoğu şifa tekniğini uygulamaz. Acı içinde kıvranmaktadırlar. Bunun üzerine bu tekniğin ancak isteyen kişilere öğretilmesi gerektiğine karar verir.
M. Usui’nin, ölümüne kadar 16 Reiki öğretmeni yetiştirdiği kabul edilir.

Mikao Usui, Reiki’nin Beş Prensibini şöyle ifade eder.
Bugün, özellikle bugün öfkelenme
Bugün, özellikle bugün endişelenme
Bugün, özellikle bugün dürüst ol
Bugün, özellikle bugün var olan tüm canlılara iyi davran
Bugün, özellikle bugün Tanrı’nın zengin hediyelerine müteşekkir ol.

Usui’nin yetiştirdiği öğretmenlerden biri Dr. Chujiro Hayashi’dir. 1878 doğumlu olan Hayashi, Usui öldükten bir süre sonra Usui’nin kurduğu birlikten ayrılıp Tokyo’da kendi Reiki kliniğini açar ve çeşitli hastalıklarda kullanılan el pozisyonlarını geliştirir. Hayashi 1941’de vefat eder.
Hayashi’nin yetiştirdiği öğretmenlerden biri olan Bayan Hawayo Takata, Reiki tekniğini batıya getiren ilk isimdir.

Hawayo Takata

1900 yılında Hawai’de doğan Takata genç yaşta eşini kaybedip iki çocuğu ile zorlu bir yaşam sürer. Akciğerleri hastalanır. Şifa bulmak için memleketi olan Japonya’ya döner ve bir hastaneye yatar. Doktorları ameliyat olması gerektiğini ama ameliyattan önce bünyesinin güçlenmesi gerektiğini söyler. Bu günlerin birinde içsel bir ses ona “ameliyata gerek olmadığını” söyler. Doktorlarına ameliyat olmadan iyileşme şansının olup olmadığını sorar. Onlar da Hayashi’nin kliniğinden söz eder.
Bayan Takata hastaneden ayrılıp Hayashi’nin kliniğine giderek günde iki kez olmak üzere dört ay şifa alır. Dört ayın sonunda hastalığından eser kalmaz. İki yıl boyunca Hayashi’nin kliniğinde kalıp hem Reiki öğrenir hem de hastalara Reiki uygular ve Reiki öğretmenliği sertifikasını alıp Amerika’ya döner.
Amerikada, Hilo ve Honolulu’da birer klinik açar. Hem şifa yapar hem de isteyenlere Reiki öğretir. Öğretmenlik için 10.000 dolar gibi yüksek bir ücret koyarak kendi katı kurallarını oluşturur ve 22 tane Reiki öğretmeni yetiştirir.
Bayan Takata öğrencilerine yazılı hiçbir belge vermez. Sembolleri öğretir ve yalnızca akıllarında tutmalarını ister. Ses kaydı yapmalarına izin vermez. Bu öğretmenlerin bir kısmı, Takata’nın katı kurallarını eleştirir. Takata’nın ekolünden ayrılıp kendi ekollerini kurarlar. Batı dünyasına bu şekilde ulaşan Reiki oradan da diğer kıtalara yayılır.
Mikao Usui, Reiki eğitimi için 6 aşama geliştirir. Birinci aşama 6, en yüksek aşama 1 numaradır. Mütevazı kişiliği ile tanınan Mikao Usui kendisini 2 numaraya yerleştirir.
Hawayo Takata ise, Usui’nin 6, 5, 4, 3 nolu aşamalarda öğrettiklerini Reiki 1 adı altında öğretir. Daha sonra Reiki 2 ve Reiki 3 diye tanımladığı eğitimlerle devam eder. Günümüzde Reiki eğitimlerinin derecelenmesi öğretmenden öğretmene farklılık gösterebilmektedir.
Günümüzde farklı isimler altında 30 farklı Reiki tekniğinin eğitimleri yapılmaktadır. Bu Reiki tekniklerinden bazılarının isimleri şunlardır.
Mari el, Radyans Tekniği, Raku Kei, Tibet Reiki’si, Karuna Reiki, Gökkuşağı Reiki, Altın Çağ Reiki’si, Reiki Jin Kei Do, Satya Japon Reiki’si, Chho Reiki, Jinlap Reiki’si, Seichim, Saku Reiki, Mavi Yıldız Reiki’si, Reiki Artı, Kundalini Reiki, Modern Japon Reiki’si vs. dir. İsimleri farklı olsa da her birindeki temel prensipler aynıdır.

Genel Reiki Eğitimleri

Bazı öğretmenler üç aşamalı, bazı öğretmenler beş aşamalı eğitim vermektedir. Üçüncü aşama veya beşinci aşama öğretmenlik eğitimi olmaktadır.

1. Derece Reiki eğitimlerinde genel olarak, Reiki’nin ne olduğu, tarihçesi, dünyaya nasıl yayıldığı anlatılır. Çok özet olarak aura ve şakraları dengeleme tekniği anlatılır. Bireyin kendine ve başkalarına Reiki yaparken kullanacağı el pozisyonları öğretilir. Şifa sırasında dikkat edilecek hususlar anlatılır. El, göz ve nefesle şifa enerjisinin aktarılabileceği söylenir ve 1. derece uyulmaması yani inisiyasyonu yapılır
Uyumlama, Reiki öğretmeninin Reiki sembollerini kullanarak öğrencilerin enerji kanallarını açması olarak tanımlanır. Aslında uyumlama denilen şey, öğretmenin enerji alanı aracılığıyla alıp aktardığı enerjiler sayesinde, öğrencinin enerji alanının güçlendirilmesi ve meridyenlerinde akan enerjinin artırılmasıdır. Bu durum şifa eylemi sırasında da gerçekleşir. Yani uyumlamaya yüklenilen anlam, pek çok Reiki öğretmeni tarafından abartılmış durumdadır. Sanki o öğretmenlerin yaptığı uyumlama ritüeli olmasa o kişi şifacı olamaz gibi sunulmaktadır. Böyle bir şey yoktur. Şifacılık yeteneği hepimizin özünde mevcuttur. Çağlar boyunca Anadolu’da ve dünyanın pek çok ülkesinde yaşamış olan, okuyarak, üfleyerek, dokunarak şifa yapan adsız şifacılar Reiki mi biliyordu? Ya da Reiki sembolleri ile mi uyumlanıp şifacı olmuşlardı.
Bunları söylerken Reiki olarak adlandırılmış olan psişik şifa tekniğini küçümsüyor filan değilim. Kavramların içeriğinin doğru anlaşılmasından yanayım. Şifa eğitimi boyunca ve uyumlama sırasında öğrenciye akan enerji, öğrencinin süptil duyularını harekete geçirir. Gelen etkinin nasıl bir tesir olduğunu algılar. Akan enerji sayesinde zihnindeki ve bedenindeki rahatlama ve gevşemeyi algılar. Bu tecrübe önemli bir tecrübedir. İnancını artırır. Kendi kendine şifa yapmaya başladığında da benzer etkileri hissedince aldığı eğitimin ve yaptığı uygulamanın işe yaradığını fark eder. Bu tecrübe, “ be de şifa yapabilirim” inancını pekiştirir. Bu inanç da, kişilerin şifacılık yolunda ve kendini tanıma yolunda ilerlemesi için güçlü bir motivasyon olabilir.
Reiki eğitimlerinin en önemli tarafı uyumlamadan öte o eğitimde verilen bilginin kalitesidir. Şifacılığın ne olduğu, nasıl şifacı olunabileceği, güçlü bir enerji şifacısı olmak için gerekli olan yaşam stratejilerinin ne olması gerektiği, insan enerji alanı ve bu alanın güçlendirilmesine yönelik uygulamaların ne olduğunun anlatılması çok daha önemlidir. Yani eğitimin içeriği ve enerji şifacılığı prensiplerinin kavranması, enerjilerin nasıl yönlendirilebileceğinin pratik yapılarak öğrenilmesi daha önemlidir. Bakınız bu konuda dünyaca ünlü Reiki master’i ve yazar Hiroshi Doi ne diyor: “Sizin için önemli olan, bir Reiki master’in enerji kanalınızı açması değil, günlük yaşamda kendinizi geliştirmek için enerjiden nasıl faydalanabileceğinizi öğrenmektir.“

2. derece Reiki eğitiminde 3 tane reiki sembolü öğretilir. Bu sembollerin nasıl çizileceği, hangi durumda hangi sembolün daha etkili olacağı bilgisi verilir. Şifacılık ile ilgili daha ileri bilgiler paylaşılır. 2. derece Reiki sembollerini kullanmanın Reiki enerjisi ile bağ kurmayı kolaylaştırdığı kabul edilir.

3. derece Reiki eğitiminde 4. sembol denilen master sembolü öğretilir. Şifacılığın daha ileri düzey eğitimleri verilir.
Reiki sembollerini her zaman kullanmak şart değildir. Özellikle şifa çalışmasına yeni başlayanlar belli bir süre sembolleri kullanabilir. Sembollerin yoğunlaşmayı kolaylaştırdığı varsayılır. Düzenli pratik yaptıkça niyet ettiğiniz anda enerji kendiliğinden akmaya başlar. O zaman sembollere gerek kalmaz. Önemli olan şifacının kendi enerji alan frekanslarını, hayat enerjisi ile, Reiki frekansı ile rezonansa girebilecek esneklik ve yoğunlukta tutması ve geliştirmesidir.
Reiki yapmak için meditasyon vs. yapmaya gerek yoktur ancak meditasyon ile derinleşip Reiki yapmaya başlarsanız enerjiyi daha yoğun çekersiniz. Reiki enerjisi ile rezonansa girdiğinizde ve ellerinizi koyduğunuzda, Reiki vücudun en çok ihtiyaç duyan bölgelerine kendiliğinden akar. Bu akış akupunktur meridyenlerinden olmak zorunda değildir. O her şeyden kaslardan, kemiklerden, organlardan vs. geçerek geçtiği bölgelerdeki düşük titreşimli enerjileri dağıtıp temizler ve alanı yüksek titreşimli enerjilerle yükler. Hücrelerin, organların enerjetik titreşimini güçlendirir.
Bazı şifacılar hastalıkların sebebi olan ve vücutta biriken enerjiye negatif Ki der. Şifacıların ise bedene pozitif Ki yükleyerek negatif Ki’yi dağıttığını öne sürer. Reiki enerjisinin özellikle taç ve kalp şakralarından vücuda girdiği kabul edilir.
Kalp şakrası sevgi enerjisinin ve şifanın merkezidir. Sevgi enerjisi ve acı çeken varlıklara yardım etme arzusu ile dolup taşan bir kalp bu enerjiyi ve şifayı kendi doğallığı içinde çevresine yayar. Psişik bir şifa tekniği olan Reiki her insan tarafından kolaylıkla öğrenilip uygulanabilir.



KATILIMCI YORUMLARI:

Sevgili Sara, zarafetini ve enerjini bizlere aktardigin icin kendimi sansli kisilerden sayiyorum.
Ve cok tessekur ediyorum.
Sevgilerimle:))
Ayşe A. B.

Merhaba,
Uzun süredir içsel gelişim ile ilgileniyordum. Reikiyi de öğrenmek ve inisiasyon almak istiyordum. İnternette, güvenilir reiki master aradım. İlginç gelişmelerle Bilgi Paylaşım Merkezinde Sara Şimon'u buldum. İki aşamayı da aldığımda yanılmadığımı anladım.Sara, gerçekten işini biliyor, çok samimi, anlatımı anlaşılır ve mantıklı, yaklaşımı çok güzel.Öğrendiklerimi uygulayarak bakış açımın da çok genişlediğini görüyorum.
Teşekkürler Sara Şimon.
Perihan CENGİZ


Uzun zamandır Reiki öğrenmek istiyordum, demek ki seni  tanışmayı beklermişim..Teşekkürlerteşekkürler
G . D.

Reikiden önce ve sonra dıyebılecegım beligin farklılıklar var hayatımda.. Reiki bana sevginin iyileştirici gücünü  öğretti.. Beynime, olumlu konularda düşünce üretmeyi öğretti.
Herşeyden önce artık daha fazla gülümsüyorum ve gülümsemelerimin karşılığını her daim aldığım için daha fazla gülümsemeye devam ediyorum..
Kontrol edemeyeceğim şeylere sinirlenmemeyi öğrendim.. ve artık o yuzden deneyimlemıyorum onları.. çünki biz neye inanıyorsak onu deneyimliyoruz.
Sinirlenmediğim için midem agrımıyor, başım ağrımıyor, yorgun hıssetmıyorum , halsiz olmuyorum..Elbetteki  öfkemi bastırarak mış gibi yapmıyorum..  elbetteki hayatın koşuşturmacası içinde öfklendiğim oluyor,  ama artık minimum düzeyde.. Çunku artık,  çok sinirlenmenin bütün hücrelerime zarar vermekten öte bir etkisi olmadığının farkındayım..Beynimiz olumlu konularda düşünce üretmeli ve gönlümüz sevgiden, güzellikten, mutluluktan yana arzularla dolu olmalıdır.
Bence bir insanın ulaşabileceği en yüksek düzey, kendi inanç ve düşüncelerinin farkına varmak, kendini tanımak.
Sara Hanım bana farkındalık yolunda çok güzel bir ışık  tuttu , değerinin çok uzerınde , yaşam boyu  benimle olacak bir armağan verdi. olumlu konularda düşünce üretmeli ve gönlümüz sevgiden, güzellikten, mutluluktan yana arzularla dolu olmalıdır.
Kendisine her zaman teşekkür borçluyum iyi ki var.. iyi ki tanımışım .
Sevgilerimle..
(ESRA SONAT)


Reiki bir yol arkadaşı.
Bedensel şifadan çok ruhsal şifa için benim yolumu açtı.
Daha doğrusu ben bunu daha çok ruhsal şifa için kullandım.
Manevi tortularımdan kurtulmama yardım ettiğini derinden hissediyorum.
Reiki ile kendi bahçemi temizlemeye ve bunun yansımalarını izlemeye başladım.
Her zaman yanınızda ve her an niyetinize güç katıyor.
Özellikle reiki prensiplerinden, her an şükürde olma hali beni en çok etkileyen özü oldu.
Sara da bu paylaşımda derin tevazusu ile tüm bilgi ve deneyimlerini paylaşarak içimi aydınlattı.
Reiki pusula gibi bir hediye.
Sara ile çalışmaksa apayrı bir güzellik... Sevgilerimle,
Şehbal.


Sevgili Sara,
İyileşmenin bir bütün olduğuna inanan (fiziki ve manevi) biri olarak, Reiki'nin hayatıma kattığı değer çok fazla. Özellikle 2. Seviyeden sonra yaptığım bireysel çalışmalardan çok faydalandım.
Hepsinin ötesinde Reiki kullanımında "niyetimizin" her zaman kişinin ve bütünün hayrına çalışması ilkesi/bilinci; hayatımızı ve niyetimizi bize her an sorgulatan ve farkındalığı geliştiren bir yol...
Her şey ve arkadaşlığın için teşekkür ederim. Sevgiler...
Kayhan


Merhaba,
ben ; güler yüzünüzü,sabrınızı,her zaman ulaşılabilir olmanızı özetle sizi çok sevdim
içten sevgiler
 Zerrin

yilmazparlar@yahoo.com

15.8.16

TMMOB inşaat mühendisleri odası yönetim-17 Agustos depremi-Yılmaz Parlari


PARLAR MEDYA  
TMMOB inşaat mühendisleri odası yönetim-17 Agustos depremi

DEPREMİNİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ

TMMOB inşaat mühendisleri odası yönetimi  “17.yılında 17 ağustos depremini unutmadık, unutturmayacağız.”açıklamasında bulundu.


TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası 17 ağustos 1999 depreminin 17. yılı nedeniyle 15 Ağustos 2016 Pazartesi günü İstanbul Şubesi adresi Karaköy’de basın toplantısı düzenledi.

Eş zamanlı olarak 26 Şubelerinde, gerçekleşen İMO İstanbul Şubesi`nde düzenlenen toplantıda yönetim kurul açıklamasını İMO Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe yaptı. Basın Toplantısına, İMO İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, Tekirdağ Şube Başkanı Osman Taşseten, Sakarya Şube Başkanı Hüsnü Gürpınar, Kocaeli Şube Başkanı Tolga Ok ve Bursa Şube Başkanı Mehmet Albayrak ve acil kurtarma ekibi MAG AME yöneticileri katıldılar.
Türkiye'nin kaçınılmaz öngörülen depremde karşılaşacağı risklere dikkat çekilen açıklamada, İMO Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe "17 Ağustos depreminin üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen ne yazık ki çevre ve mekan güvenliği olan bir yapılaşma düzeni ülkemizde hala yapılamadı. Bilim çevrelerinin 17 Ağustos sonrası yapmış olduğu çalışmalar Marmara depreminin er ya da geç patlayacağını ortaya koyuyor"  dedi
Merkez üssü GÖLCÜK olan Marmara’da büyüklüğü 7.4 olan ve yaklaşık olarak 45-50 saniye devam eden depremin, 17 Ağustos 1999 tarihinde son yüzyılın en büyük felaketlerinden birinin yaşandığını hatırlatan Başkan Cemal Gökçe Depremin yol açtığı yıkımlar Kocaeli, Yalova, Sakarya, Bolu, Düzce illeri başta olmak üzere İstanbul, Bursa, Tekirdağ, Eskişehir ve Zonguldak illerinde de can kayıplarına ve hasarlara neden olduğunu bir kere gözler önüne serdi
Gökçe “Ülkemizi kuzeyden güneyden ve batıdan saran bir deprem kuşağı topraklarımızın %92’sinde deprem tehlikesi yaratmaktadır. 1900 yılından bu yana topraklarımızda yıkıcı nitelikte 150’den fazla deprem olmuş, 100 bin mertebesinde insanımız hayatını yitirmiş, çok sayıda insanımız yaralanmış ve 700 bin kadar yapımız ağır hasar görmüş veya yerle bir olmuştur. 17 Ağustos 1999 Gölcük ve 12 Kasım Düzce Depremleri binlerce insanımızın ölümüne ve yaralanmasına milyarlarca liralık mal kaybına neden olmuştur”
Son yılın deprem örneklerini ayrıntısıyla sunan Başkan Cemal Gökçe
“Toplumsal yaşam deprem tehlikesini dikkate alarak deprem riskini giderici özellikte düzenlenmedi. Aradan geçen 17 yılda çok şey söylendi çok şeyler yazıldı, fakat uygulama alanında deprem gerçeği ile sağlıklı bir şekilde yüzleşilemedi. Hatta deprem gerçeği kimi zaman unutuldu veya unutturuldu, kimi zamanda deprem kullanılarak akıl ve bilim dışı işler yapıldı.”çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 Her afetten sonra sık sık yapılan “yara sarma” anlayışından kurtulup bilimin tekniğin ve aklın gerektirdiği işleri yapmak gerektiğini, afet öncesi alınacak önlemlerle, afet zararlarını kabul edilebilir sınırlara indirmek ve yapılması gerekenleri belirleyip yapılmasını vurguladı.


İstanbul Anakent Belediyesi’nin 2003 yılında İTÜ, YTÜ, ODTÜ ve BÜ gibi dört üniversiteye yaptırmış olduğu İstanbul Deprem Master Planı (İDMP) çalışması

ve yine 2004 yılında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın yapmış olduğu “1.Deprem Şurası” çalışmalarına ve yine 2009 yılında aynı bakanlığın yapmış olduğu “Kentleşme Şurası” çalışmalarına çok sayıda bilim insanı ve uzman katıldığı, son derece önemli bir çalışma olduğunu dile getiren Gökçe bunların tozlu raflarda çürüdüğünü uygulanmadığını bildirdi.
 Sebeb olarak gösterdiği; “Devlet bürokrasisinin sürekli olarak değiştirilmesi ve “Liyakat ölçüsüne bağlı kadrolar yerine” söz dinleyen ve “arka bahçe” olan kadroların göreve getirilmiş olması; ayrıca rant anlayışının “depremin” önüne geçmesi nedeniyle “deprem zararlarını azaltmak ve planlı bir kentleşmeyi” sağlamak için hazırlanan raporlar da uygulama alanı bulamamıştır.” Şeklinde cesur açıklamada bulundu.

Kent Ölçeğinde: “Tüm mühendislik ve mimarlık hizmetleri kullanılarak ve risklerin dışlanması ile arazi kullanım planlarının yapılması, sağlıksız bölgelerin sağlıklı hale getirilmesi veya yeniden üretilmesi gereklidir.”

Bina Ölçeğinde: “Tarihsel ve sosyal çevreye uyumlu, insanla barışık, uygun bir mühendislik ve mimarlık teknikleri ile tasarım yaparak yapı üretimi ve denetimini bilim ve bilgi ölçeğinde yapmak gereklidir.”

“Ne yazık ki, rantı yüksek İstanbul’da gerçeklerle yüzleşerek planlı ve yaşanabilir bir kent ortaya çıkarmak yerine deprem başta olmak üzere birçok afete açık bir İstanbul yaratıldı.”


“Yok sayılan yapı stokunun deprem riski taşıması sorunu “deprem odaklı kentsel dönüşüm aldatmacası” ile inşaata dayalı ekonomik model sürdürülerek, depremin kendisini hatırlatması başka bir depreme kadar unutuldu.”

sözleriyle Kentleşme Yapılaşma ve Sosyolojik Gerçekleri yine gözler önün serdi.

Geleceği Nasıl Kurgulayacağız sorusuna

Geleceği ancak ve ancak bugün var olan bilim ve mühendislikle ilgili bilgileri kullanılabilir bilgiye dönüştürdüğümüzde düzenleyebiliriz. Alanımızda bulunan bilimsel ve akla dayalı bilgilerin toplumsal alanda kullanılabilir bir bilgiye ve bu bilgilerin uygulamaya dönüşmesi gerekir.  Şeklinde uzun açıklamlarla konuşmasını sürdürdü.
  anlayışa veya sorgulama alışkanlığına dönüşmeden kaybolup gitmektedir.
17 Ağustos 1999 Depreminin Ortaya Çıkardığı Gerçekler ve yapı stokların durumunu rakamlarla bildirdi.
Bugün Bir Afetten Beş Afet Yaratan Bir İstanbul’un var olduğunun altını çizdi. Üç yıl içinde 493 boş alan belirlemiştir. Bu alanların ¾’ü AVM ve gökdelenlere dönüşmüştür.

“Bugün, İstanbul Alışveriş Merkezlerine(AVM ) ve gökdelenlere teslim edilmiştir. Deprem sonrası toplanılacak boş alan kalmamış yaşadığımız dairelerin içerisi dışarıdan daha güvenli bir hale gelmiştir”


 İstanbul’da bulunan diğer kamu arazileri ve özelleştirme kapsamına alınan kamu kurumlarına ait bina ve arazilerin, başta TOKİ olmak üzere satılarak yapılaşmaya açıldığnı, parsel bazında yapılan imar değişiklikleri orman alanlarının ve su havzalarının dere yataklarıyla birlikte yapılaşmaya açılması yeni risk alanları oluşturduğunuda sözlerine ekledi.


İstanbul beş afetle karşı karşıya gelmiştir.

Deprem güvenliği bakımından 1999 yılından daha iyi durumda değiliz.
Sel ve su baskınları giderek artıyor.
Isı adaları oluşuyor yaşam alanları daha da sorunlu hale geliyor.
Hava kirliliği her geçen gün biraz daha artıyor.
Kentsel dönüşüm uygulamaları sosyal ve toplumsal sorunları daha da artırıyor.

Bugün ulaşım sorunundan, deprem sorununa, doğal dokunun korunmasından, tarihi yapıların güçlendirilerek geleceğe devredilmesine, İstanbul’un siluetinin bozulmamasına kadar önemsenmesi gereken alanlar birer sorun alanları olarak karşımızda duruyor.

Ayrıca İstanbul’un bu kadar büyümesi ve daha da büyüyecek olması yeni sorun alanları yaratıyor. 3. Köprü, 3.Havaalanı, İki Yakaya İki Kent, Boğaz Tüp Tünel Geçişi gibi projeler, İstanbul’u daha da büyütecek ve yeni sorun alanları yaratacaktır.
Askeri Alan Ve Arazileri Yapılaşmaya Açılmamalıdır. 540 bin hektar alana sahip İstanbul’da bu arazilerin yaklaşık 56 bin hektarlık kısmı askeri alanlardan oluşuyor. Zekeriyaköy 15. Füze Üssü, Zeytinburnu Tank Fabrikası, 1453 Konutlarının bulunduğu yerlerin mülkiyeti TOKİ kanalıyla devredilerek yapılaşmaya açılmıştı.

25 milyona ulaşacak bir nüfusu kaldıramaz bu kent. Nüfus aritmetik olarak artarken, ulaşımdan diğer alt yapı sorunlarına kadar yeni sorun alanları oluşuyor ve bu sorunlar geometrik olarak artıyor. Su, yağmur suyu, doğal gaz ve atık su kanalları artık yetersiz kalıyor.

Son olarakda eğitime vurgu yaparak  “Can ve mal güvenliğini sağlayan bir mesleğin insanları olarak; fiziki şartları uygun olmayan, öğretim kadrosu son derece yetersiz ve laboratuvarı olmayan inşaat mühendisi diploması veren okullar açılmaktadır. Geçtiğimiz yıl 118 Üniversitenin, 188 bölüm ve programına 11.000 öğrenci alınmıştır. 529 puan alan bir öğrenci de, 196 puan alan bir öğrenci de inşaat mühendisi olacaktır.” Sözleri sonrası kentsel dönüşümde uygulanan yanlışlıkları rantı dile getirdi. Başlangıç sözünü sonunda tekrarladı. “17.yılında 17 ağustos depremini unutmadık, unutturmayacağız.”





yilmazparlar@yahoo.com

11.8.16

İstanbul “Kiteboard Festival” 2016-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
İstanbul “Kiteboard Festival”

KITEBOARD VE OLİMPİYAT

Ülke sporu zincirdir. Her halkası aynı kuvvetde olması gerekir, biri kırılırsa zincir kopar.

Kıteboard sporuda diğer spor branşları gibi destek bekliyor..

Üç tarafı denizle çevrili Ülkemiz denizsporları yeteri kadar destek alamayınca, Dünya ve Avrupa derece sıralamalarında istediğimiz seviyede olamıyoruz. 2020 Olimpiyatlarında başarı için destek şart.


Windsurf gibi dünyada en popüler sporları arasında yer alan Kiteboard bireysel çabalara ve sponsor firmanın tanıdığı imkanına bırakılmış.


Avrupa’da, Dünyada çok dereceler alan Milli sporcu Bilge Öztürk çağrıda bulunuyor. “Hem öğrencisiniz okuyorsunuz, hem çalışıyorsunuz, hemde bu tür sporları yapmanız ve yarışmalar için dünyanın her yerine gitmeniz çok zor. Maddi ve manevi destek olmadıkca alt kadrodan yetişen olmuyor.” Sponsor desteklerin yok olmıyacağı gibi artması gerekdiğini söylüyor.


Ülke tanıtımında prestijinde imajında çok büyük payı olan spor başarıları yeteri kadar başta devlet desteklemedikce ses duyurmamız imkansız.


İstanbul Boğaziçi Kampüsü Burc Beach’te 10 Ağustos 2016 Çarşamba günü, İstanbul Maximum Kart ana sponsorluğunda, Türkiye Yelken Federasyonu ve Playmaker Sports-Entertainment tarafından düzenlen 10-14 Ağustos tarihleri arasında yapılacak olan Türkiye’nin en büyük ulusal kiteboard organizasyonu ‘İstanbul Kiteboard Festival tanıtım basın toplantısı gerçekleşti.


120 sporcunun şampiyonluk için yarışacağı, İstanbul “Kiteboard Festival” tanıtım basın toplantısına Playmaker Sports-Entertainment Ajans Başkanı Kerem Mutlu, Boğaziçi Mezunlar Derneği Genel Sekreteri Emre Kazancıoğlu, BMW Motorroad Marka Müdürü Başarı Erbaş, Başta Milli sporcu Bilge Öztürk olmak üzere başarılı sporcular katıldı.


Boğaziçi Mezunlar Derneği Genel Sekreteri Emre Kazancıoğlu Atletizm Basketbol Tenis gibi sporların Türkiye de ilk defa gerçekleşen müsabakaların Boğazici üniversite kampüsünde gerçekleşen müsabakalar olduğunu, KiteBoard yarışmalarında yine aynı şekilde Türkiye’de ilk yapılan müsabakanın  Boğazaziçi üniversitesinde başladığı ev sahibi olmakdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi


Burc Beach’te düzenlenen, İyılın en renkli yaz organizasyonu, İstanbul Kiteboard Festival’inde Kitefoil, slalom ve freestyle kategorilerinde dereceye giren sporcular ödüllendirilecek. İstanbul kıte festıval’de spor, müzik ve yaşam stili bir araya gelecek


Maximum Kart ana sponsorluğunda, Türkiye Yelken Federasyonu ve Playmaker Sports-Entertainment tarafından organize edilen Sony ve Borusan Otomotiv’in katkılarıyla, Festival boyunca düzenlenecek şölenle, etkinliklerle katılımcılar eğlenecek unutulmaz anılara sahip olacak.  


Arçelik, Arbella, Casio G-Shock, LTB Jeans, Magna Hotels, Power TV, Power FM, NTV Spor ve BÜMED gibi sponsorların yer aldığı, 2013 yılından beri Maximum Kart’ın desteği ile gerçekleşen Maximum Kiteboard Turkish Open’e Taner Alperen Beyli, Aykurt, Ejder Ginyol, Armağan Ersolak, Başak Çakmak, Berna Öztürk, Bilge Öztürk, Enç Özen, Serkan Erkek, Kerem Balık, Çisil Özen, Arzu Taylan, Musa Uysal gibi şampiyon isimlerde katılacak.  .


Sony isim sponsorluğunda özel kategori yarışında, müsabıklar en uzun süre boyunca havada asılı kalma mücadelesi verecek.


Rüzgar ve uçurtma koordinasyonu adına dayanıklılık gerektiren, Hang Time Race’ta, sporcular, rüzgara karşı ne denli kuvvetli olduklarını gösterecek ve uçurtmalarını en uzun süre havada tutmak için mücadele edecek. Suda sörf tahtası üzerinde kürek çekilerek yapılan Stand-Up Paddle Board, ve SUP Race keyifli yarışmalarla devam edecek.


Milli sporcu Bilge Öztürk ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

2015 Türkiye Hydrofoil kite board şampiyonu 2015 Türkiye wisdom kiteboard şampiyonu olduğunu öğrendik. Bilge Öztürk Dünyada bir çok ülkede ülkemizi temsil etdiğini Akyaka’da Kite Mercedes adıyla kiteboard eğitim okulu olduğunu, Dünyanın sayılı kiteboard noktalarından biri olduğunu ilave ediyor.
North Ion kiteboard malzemelerin ithalatcısı ve Türkiye temsilciliğini girişimci İş Kadını olarak yine sporcu kardeşleri Belma Öztürk ve Berna Öztürk ile yaptığını öğreniyoruz.

yilmazparlar@yahoo.com