24.3.17

Türkiye'de Marka Olmak -Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
Türkiye'de Marka Olmak-

Türkiye'de Marka Olmak

Türkiye’de yatırım yapan şirketlerin oluşturduğu MKG'nin Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ile düzenlediği "Türkiye’de Marka Olmak" başlıklı çalıştayda, "21. Yüzyılın Sorunu Kaçak, Taklit ve Sahte Ürünler" isimli raporun sonuçları açıklandı.


Marka Koruma Grubu (MKG), Türkiye’de kaçak, sahte ve taklit ürün ticaretinin ulaştığı boyuta ilişkin raporu açıkladı. Raporda kaçak, sahte ve taklit üründe Çin’in ardından dünya 2'ncisi olan Türkiye’nin yıllık vergi kaybının 7,2 milyar dolar olduğu bildirildi.


Namık Kemal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit İzmen’in OECD endekslerini kullanarak hazırladığı raporda, Türkiye’deki kayıt dışı ticaretin boyutu gözler önüne serildi.

Raporda, Türkiye’de kaçak, taklit ve sahte ürün piyasasının büyüklüğü yaklaşık 17,2 milyar dolar, devletin kaçak ticaret nedeniyle uğradığı vergi kaybının ise yaklaşık 7,2 milyar dolar olduğu bildirildi.
Rapora göre Türkiye, dünyada en çok sahte ürün ele geçirilen ülkeler sıralamasında Çin’in ardından ikinci sırada yer alıyor. Taklit ve sahte ürün piyasasında ilaçta Hindistan, gıdada Mısır, parfüm ve kozmetikte Türkiye’nin adı öne çıkıyor. Kaçak, sahte veya taklit ürün kullananların yüzde 78’i, sahte ürün sitesinde buldukları ürünler yüzünden markayı suçluyor. G20 ülkelerinde her yıl sahte ürünler yüzünden 3 bin kişi hayatını kaybediyor.


MKG Sözcüsü Ali Ercan Özgür, raporun sonuçlarının tartışıldığı paneldeki konuşmasında, teknolojideki gelişmeler ve makro ekonomik politikalar gibi etkenlerin taklit ve kaçak ürün piyasasında artışa yol açtığını belirtti.

Özgür, şunları kaydetti:

"Ülkemizde sahte, kaçak ve taklit ürünlerin yarattığı pek çok sorun var. Yasa dışı ticaret nedeniyle devletin uğradığı vergi kaybı 7,2 milyar dolar. Çalışmalara göre böyle bir kayıp, 90 bin kişilik istihdama ya da 6 tane İstanbul-Ankara arasındaki hızlı tren projesine denk geliyor. Yani kaçak olmasaydı, 6 tane daha hızlı tren projesi yapılırdı. Ülkemizde taklit, kaçak ve sahte ürünlerle mücadelede etkili sonuçlar almak için yapılacak çok şey var. Raporda da altı çizildiği gibi yasal düzenlemelerin yanı sıra cezaları daha caydırıcı hale getirmek gerekiyor. Bunun yanı sıra yetkili merciler, hak sahipleri birlikleri ve diğer paydaşlar arasında etkili diyalog ortamını oluşturmamız şart. Orjinal üreticinin ve tüketicinin desteklenmesine yönelik programların artırılması, arz ve talebi şekillendiren toplumun bilinçlendirilmesi için çalışmalar yapılması büyük önem taşıyor. Kaçak, sahte ve taklide karşı kolluk kuvvetleri arasındaki iş birliğinin iyileştirilmesinin yanı sıra fikri mülkiyetle ilgili idari ve teknik kapasite oluşturma faaliyetleri de önceliğimiz olmalıdır."



Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu da, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında kayıt dışı rekortmeni olduğunu vurgulayarak, "Bugün, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında bulunan, gücünü üretimden ve nitelikli genç iş gücünden alan, 350 milyar dolardan fazla dış ticaret hacmi olan Türkiye’nin gücüne ve potansiyeline yürekten inanıyoruz. Ancak Türkiye’nin, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girebilmesinin tek yolu, yüksek katma değerli üretimden ve bu topraklardan küresel markalar çıkarmaktan geçmektedir. Hak ettiğimiz yere de küresel markaların taklitlerini yaparak ulaşamayacağımız ortadadır. Öncelikle zihinsel bir değişim ve dönüşüm şarttır." değerlendirmesinde bulundu.


İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirleri Odası (İSMMMO) Başkanı Yücel Akdemir ise marka meselesinin ekonominin en ciddi sorunlarından biri olduğunu ve bu sorundan dolayı İSMMMO'nun adını bile tescil ettirmek zorunda kaldıklarını ifade etti.​

Türkiye’de büyüklüğü 17,2 milyar dolara ulaşan kaçak, taklit ve sahte ürün pazarının vergi kaybıyla da ülkeye zarar verdiği görülüyor.

Türkiye’de yatırım yapan şirketlerin oluşturduğu Marka Koruma Grubu ve Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin işbirliğiyle düzenlenen “Türkiye’de Marka Olmak” çalıştayında açıklanan  rapora göre kaçak, sahte ve taklit üründe Çin’in ardından dünya 2’ncisi olan Türkiye’nin yıllık vergi kaybı 7,2 milyar dolar (yaklaşık 26 milyar TL)


İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirleri Odası (İSMMMO) Hizmet ve Kültür Binası’nda 23 Mart 2017 tarihinde düzenlenen çalıştayın açılışında; Marka Koruma Grubu Sözcüsü Dr. Ali Ercan Özgür, Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak, İSMMMO Başkanı Yücel Akdemir ve Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu konuştu.


Ekonomi Gazetecileri Derneği üyesi Çetin Ünsalan moderatörlüğünde gerçekleşen ‘Türkiye’de Marka Olmak’ başlıklı panelde ise Namık Kemal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit İZMEN, “21.Yüzyılın Sorunu Kaçak, Taklit ve Sahte Ürünlerin Ticareti” başlıklı raporunu ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Rapor, Türkiye’de kaçak, taklit ve sahte ürün ticaretinin bugün ulaştığı seviyenin yanı sıra ülkedeki yarattığı istihdam sorunun büyüklüğü ve Türkiye’nin en çok sahte ürün ele geçirilen ülkeler arasındaki konumunu da içeriyor. Panelde öte yandan Marka Koruma Grubu Sözcüsü Ali Ercan Özgür, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ve Güvenilir Ürün Platformu Sözcüsü Mert Demircioğlu konuşmacı olarak yer aldı.


Demircioğlu, yolda satılan zeytinyağlarından rastgele aldıkları 18 numunenin incelenmesinde, testler sonucunda 16’sının zeytinyağı çıkmadığı örneğini vererek, güvenli ürünün maddi açıdan da, sağlık bakımından da üzerinde durulması gereken kritik bir konu olduğunu söyledi.


Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı M. Bülent Deniz ise, yüzde 100 Türkiye kampanyası başlattıklarını ve ürettiği katma değerin yüzde 51’ini ülkemizde bırakan firmaları yerli malı kabul ettiklerini vurguladı.


Panelin açılış bölümünde yaptığı konuşmada İSMMMO Başkanı Yücel Akdemir, “Çok konuşulmayan bir konu olsa da bu marka meselesi ekonominin en ciddi sorunlarından biridir. Bu sorun Türkiye’de o kadar ciddi boyutlara geldi ki biz odamızının adını bile tescil ettirmek zorunda kaldık. Bu noktada böyle çalışmalar çok önemlidir. Emeği geçenlere teşekkür ederim” dedi.


Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak ise “Çalıştayımızda öncelikle Türkiye’nin en önemli kurumlarından ikisi TÜRKONFED ve İSMMMO’nın desteğini almış olmak çok önemli. Buradaki birlikteliğimizi tüm Türkiye’deki meslek örgütlerine, iş dünyasına yaymak ve çözüm üretmek gerekiyor. 2000'li yılların başında kayıt dışı ekonominin belini kırmak  için bir çalışma yapılmıştı , o dönemden bu zamana dek kayıt dışı ekonominin oranı maalesef çok eksilmedi. Hepimiz özellikle bununla mücadele ediyoruz. Bu alanda bizi kimin hırpaladığını da bu gibi toplantılarda yürüttüğümüz akılla bulacağız” şeklinde konuştu.


Marka Koruma Grubu Sözcüsü Ali Ercan Özgür, “Bugün yayınladığımız raporun kararını üç sene önce aldık. Raporumuzda farklı paydaşların görüşlerini alarak bir ortak akıl yakalamaya çalıştık. MKG 300’ün üzerinde markayı temsil eden, büyük istihdam yaratan ve Türkiye’nin 81 iline dokunan bir grup. Markalaşma sürecinde en çok ihtiyaç duyulan şey bilgi. Biz de bu raporla Türkiye’de markayı tartışırken bilgi üretmeyi amaçladık. Öte yandan bilgi üretirken kayıp-kaçakla ilgili de farkındalık yaratmayı hedefledik.”


Son olarak TÜRKONFED Başkanı Tarkan Kadooğlu, “Ülkelerin rekabeti, esasında firmalarımızın rakipleriyle rekabetinden geçiyor. Firmalarımız rekabet avantajlarını en üst noktaya çıkaracak yeterli teknik altyapı ve yeni teknolojilerin yanı sıra kurumsal yönetişim anlayışı, markalaşma, kayıt dışı ekonomi, taklit, sahte ve kaça ürünler gibi birçok konuda sorunlar ve sıkıntılar yaşıyor. Haliyle bu sıkıntılar ülkemizin rekabet ligindeki yerini ve konumunu da yakından ilgilendiriyor. Bugün gerçekleştirilecek çalıştay, dünya ekonomilerinin her geçen gün büyüyen sorunlarının başında gelen “taklit, sahte ve kaçak ürün ticareti”ni Türkiye açısından ele alması açısından önemsediğimiz ve TÜRKONFED olarak da destek verdiğimiz bir çalıştay. Bu çalıştay serilerinin üyemiz olan Türkiye’nin her bölgesinde yaygın olarak temsil edildiğimiz 25 federasyonumuzun da kendi illerinde gerçekleştirmesi noktasında da birlikte çalışma kararlılığımızı buradan sizlerle paylaşmak isterim” dedi.






yilmazparlar@yahoo.com

22.3.17

Türkiye, Deniz Ticareti Konusunda Dünyada Önemli Oyunculardan Biri-Yılmaz parlar


PARLAR MEDYA  
9.AJUR MÜCEVHER TAKI TASARIM YARIŞMASI ÖDÜL GECESİ-

Türkiye, Deniz Ticareti Konusunda Dünyada Önemli Oyunculardan Biri...

IMEAK Deniz Ticaret Odası Başkanı Metin Kalkavan, “Dünya’da milliyetçi akımlar her zaman olmuştur. Eskiden bunu politika kisvesi altında yaparlardı, şimdi açıkça söylemekten çekinmiyorlar. Bu milliyetçi yaklaşımlar önemli tehditlerden biri ve elbette kendi etkilerini ortaya koyacak ama; sakın yalnız olduğumuz hissine kapılmayın. Bu zamanda gerçek dostlar, müttefikler ve içten samimiyet bizim için çok değerli. Türkiye, deniz ticareti konusunda dünyada önemli oyunculardan biri olmaya devam edecek” dedi.

IMEAK Deniz Ticaret Odası Başkanı Metin Kalkavan, 21-24 Mart tarihleri arasında İstanbul Pendik Convention Center’da yapılan 14. Uluslararası Exposhipping Denizcilik Fuar ve Konferansı kapsamında SEATRADE öncülüğünde düzenlenen ‘Global Maritime Summit’ Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Dünya değişti, oyun değişti. ABD Başkanı Donald Trump’un seçilmesi ve İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması denizcilik sektörünü etkileyecektir. Özellikle Trump’un başkan olmasının denizcilik sektörünü olumlu yönde etkileyeceğine inanıyorum. Enflasyonun düşük seyretmesine ve ortalama petrol fiyatlarına rağmen dünya genelinde ekonomik büyüme istenilen seviyede değil. Bunun nedeni üretimin doğuya kaymış olması ve bunun sürdürülebilir olmaması. Yıllar boyu Çin’in büyümesini seyrettik ve bu olumlu bulundu. Fakat aslına bakarsanız bu yapay bir büyümeydi. Çin konsepti, ‘biz üretiriz siz tüketirsiniz’di. Bu bana göre hatalı bir yaklaşım. Trump, ABD’nin üretimde daha etkin rol almasını sağlayarak bu işin seyrini değiştirecek. Gemicilik piyasası bence son derece sağlıklı durumda. 8-9 yıl öncesini unutun. İnişler ve çıkışlar olacak ama dünya ekonomisinin yüzde 3 ila 5 arasında büyüyeceği öngörülüyor. Türkiye de deniz ticareti konusunda dünyada önemli oyunculardan biri olmaya devam edecek” dedi.

14. Uluslararası Exposhipping Denizcilik Fuar ve Konferansı’nın 43 ülkeden 150’nin üzerinde firma ve 627 marka ile 57 ülkeden 11.000’ni aşkın denizcilik profesyonelini ağırlamakta olduğunu ifade eden Metin Kalkavan, Türkiye’nin yurtdışındaki olumsuz algısına vurgu yaptı. Fuara katılan ve ziyaret eden yabancı 

ziyaretçilere teşekkür eden Kalkavan, “Ülkemiz hakkında dışarıdan edinilen izlenim, dış basında yer alan temsiller doğru değil. Bir terörist saldırısı, iç savaş durumu asla sözkonusu değil. Ben daha önce ülkemize karşı böyle bir sıkıştırmaya hiç şahit olmadım. Artık 6 aylık plan bile yapamıyoruz. Bir gece de herşey değişiyor. Bu durum bir taraftan kötü ama bir taraftan da bizim için bir sınav. Bakalım ne kadar güçlüyüz görecekler” dedi.

Türkiye’nin Denizcilik Fuarı, 14. Uluslararası Exposhipping Denizcilik Fuar ve Konferansı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Selçuk Sert, IMEAK Deniz Ticaret Odası Başkanı Metin Kalkavan, GİSBİR Başkanı Murat Kıran, UBM EMEA (İstanbul) Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Tığlıoğlu, sektör temsilcileri ve profesyonellerinin katıldığı resmi açılış töreni ile ziyarete açıldı. Fuar, 24 Mart’a kadar Pendik Convention Center’da ziyarete açık kalacak.

 yilmazparlar@yahoo.com

20.3.17

9.AJUR MÜCEVHER TAKI TASARIM YARIŞMASI ÖDÜL GECESİ-YILMAZ PARLAR


PARLAR MEDYA  
9.AJUR MÜCEVHER TAKI TASARIM YARIŞMASI ÖDÜL GECESİ-

9.AJUR MÜCEVHER TAKI TASARIM YARIŞMASI ÖDÜL GECESİ
MÜCEVHER SEKTÖRÜ 9. AJUR MÜCEVHER TAKI TASARIM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİNDE BULUŞTU
ZİYNET SALİ HEM GÖZE HEM KULAĞA HİTAP ETTİ

ZİYNET SALİ'DEN MUHTEŞEM PERFORMANS


Mücevher İhracatçıları Birliği'nin gelenekselleşen 9. Ajur Mücevher Takı Tasarım Yarışması Final Gecesi muhteşem bir organizasyonla önceki akşam WOW Hotel Convention Center'de gerçekleşti.

Mücevher sektörünün önde gelen isimlerinin buluştuğu yaklaşık 1.500 davetlinin yer aldığı gecede finale kalan mücevherler muhteşem bir defileyle görücüye çıktı.
Şenay Akay ve Şebnem Scheafer'ın podyuma çıktığı gecenin sunuculuğunu Ece Vahapoğlu üstlendi.
Gecenin sürprizi ise pop müziğin güçlü sesi Ziynet Sali oldu.  Ziynet Sali, en sevilen şarkılarını muhteşem bir sahne performansıyla sergiledi.Hem göze hem kulağa hitap eden sanatçı, şarkılarıyla konuklara unutulmaz bir gece yaşattı.
Koreografisini Banu Noyan'ın üstlendiği defilede, Şenay Akay ve Şebnem Schaefer tasarımcıların bu geceye özel hazırladıkları takılarla podyuma çıktı. Tasarımları çok beğendiğini söyleyen Şenay Akay, "Hepsi birbirinden değerli takılar. Yürürken heyecanlandım" dedi.
Başkanlığını Tekin Seyrekoğlu'nun yaprığı jüride Tina Christa Sezer, Sabrina Fresko, Bahadır Benzer, Ayşe Aral, Atıl Kutoğlu ve Prof. Süha Erda yer aldı.
Tasarımların büyük ilgi gördüğü 9. Ajur Mücevher Takı Tasarım Yarışması'nda dereceye giren tasarımcılara ödül heykelciği  takdim edildi.
Ödül gecesinde birinci seçilenler Hong Kong'da düzenlenecek olan Şampiyonların Şampiyonu Yarışmasına katılmaya hak kazandı. Sadece kendi ülkelerindeki mücevher tasarım yarışmasında birinci seçilenlerin katılabildiği yarışma mart ayı sonunda gerçekleşecek.

Mücevher İhracatçıları Birliği’nin  İstanbul Jewelry Show ile eş zamanlı olarak düzenlediği geceye Ortadoğu ve Arap ülkelerinden çok sayıda iş adamı katıldı.

Defile öncesinde gerçekleşen dans gösterisi ise konuklardan büyük alkış aldı.


9. Ajur Mücevher Takı Tasarım Yarışması ödül töreninde tasarımlarıyla ödül alanlar şöyle:

JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ
Derealizatı - Gözde Rüstem
Chainless - Meltem Yılmaz
ALTIN KATEGORİSİ
1. Alan Alpay - İnterstellar
2. Alpay Arkun - Kiara
3.Alan Alpay - P Compact
MÜCEVHER KATEGORİSİ
1. Gözde Rüstem - İşitme Cihazlı Mücevherat
2. Şinasi Göktürkler - Golden Cage
3. Meltem Şahan - Mitakuye Oyasin

yilmazparlar@yahoo.com

18.3.17

İKV VE TÜRDER İŞBİRLİĞİNDE TÜKETİCİ HAKLARI ELE ALINDI-YILMAZ PARLAR


PARLAR MEDYA  
İKV VE TÜRDER İŞBİRLİĞİNDE TÜKETİCİ HAKLARI ELE ALINDI-

İKV VE TÜRDER İŞBİRLİĞİNDE TÜKETİCİ HAKLARI ELE ALINDI
Üç yıldır düzenli olarak İKV ve Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Derneği’nin (TÜRDER) tarafından organize edilen, bu yıl DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Türk Kuzey Kıbrıs Ticaret Odası’nın desteklediği “Uluslararası Tüketicilerin ve Rekabetin Korunması Konferansı” 14 Mart 2017 tarihinde Mercure İstanbul City BosphorusHotel’de geçekleştirildi.
15 Mart Dünya Tüketiciler Günü kapsamında organize edilen etkinliğin açılış konuşmaları, TÜRDER ve Türk Kuzey Kıbrıs Ticaret Odası Başkanı Doç. Dr. Uğur Özgöker, İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas ve Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ömer Torlak tarafından gerçekleştirildi.
İki oturumlu etkinlikte uluslararası tüketici hakları ve rekabet kurallarının yanı sıra AB’ye uyum sürecinde Türkiye’de tüketici hakları, hakem heyetlerinin işlevselliği, rekabet-tüketici politikalarının uyumu, AB’de ve Türkiye’de tüketici hakları ele alındı.
TÜDER ve Türk Kuzey Kıbrıs Ticaret Odası Başkanı Doç. Dr. Uğur Özgöker konuşmasında Anayasa’nın 167 ve 172’nci Maddelerinde tüketicinin ve rekabetin korunmasına yönelik devlete görev verildiğini ancak ikincil mevzuatların uygulamadaki açıkları kapatmadaki önemini vurguladı. Tüketici ve rekabet politikasının birlikte ele alınması gerektiğini, ancak bu yaklaşımla piyasanın işlevsel kılınabileceğini ve piyasada güven ortamının inşa edileceğini açıkladı. 1990’lı yıllarda AB ile ilişkilerin bir getirisi olarak şekillenen Gümrük Birliği sürecinin doğal bir uzantısı olarak Türkiye’de tüketici haklarına yönelik kanunun çıkarıldığını belirten Doç. Dr. Özgöker, mevcut süreçte Gümrük Birliği’nin modernizasyonu sürecinin tüketici ve rekabet politikasında yeni açılımlar getireceğini hatırlattı.
İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas konuşmasında, Türkiye’de yeni mevzuat çalışmalarının tüketici, üretici ve diğer tüm aktörlerin haklarının korunmasını regüle edici olduğunu açıkladı. Önümüzdeki aylarda İKV olarak, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecini çeşitli ticaret ve sanayi odalarında ele alacaklarını kaydeden Doç. Dr. Nas, bu modernizasyon sürecinin Türkiye’nin kalkınmasına katkı sağlama noktasında önemli olduğunu belirtti.
Rekabet Kurulu’nun ise 20’nci yılını doldurmak üzere olduğu günümüzde, rekabet politikasının AB süreci ile beraber hızlandığını, 20 yıllık durağan bir süreç yaşanmadığını aksine AB’ye uyum kapsamında mevzuat değişikliklerine gidildiğini aktaran Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ömer Torlak, gerek ABD gerekse AB’deki tüm gelişmelerin takip edildiğini belirtti. Avrupa Komisyonunun son İlerleme Raporunda ise rekabet hukukunun AB’ye uyumda iyi seviyede olduğunu Türkiye adına sadece devlet yardımları konusunda eksikliklerin dile getirildiğini aktardı. Piyasa ekonomisinde, tüm aktörlerin güven ortamında beklentilerinin karşılanması için ancak etkili bir piyasa denetim ve gözetim mekanizmasıyla mümkün olabileceğini belirten Prof. Dr. Torlak, rekabet hukukunun eskiye dayandığını ancak günümüzdeki bilişim teknolojisinin gelişmesiyle fikri mülkiyet hakları, patent hakları gibi konularla beraber teorik olarak yeni bir alan olduğunu kaydetti. Rekabet politikasının işleyen bir piyasa ve toplumsal refah için önemli bir araç olduğunu belirten Torlak, piyasada aktif olan aktörlerin de rekabet kurallarının farkında olmalarının da faydalı olacağını açıkladı.
Etkinlik kapsamında düzenlenen ilk oturumu Rekabet Derneği İstanbul Şube Başkanı Av. Dr. Kemal Erol yönetti. T.C. AB Bakanlığı AB İşleri Uzmanı Fatma Özyurt Demir sunumunda, AB’nin tüketici ve rekabet politikasının temel özellikleri ve ilgili AB yönergeleri hakkındabilgi paylaştı. Demir, tüketicinin korunması, tüketici güveni, tüketicinin ekonomik çıkarlarının korunması konularında çıkarılan mevzuatların, AB yönergelerinin dikkate alınmasıyla hazırlandığını belirtti. 27’nci “Tüketicinin ve Sağlığın Korunması” faslının iyi seviyede olan fasıllardan biri olduğunu aktaran Demir, AB vatandaşıyla aynı haklara sahip olduğumuzu belirtti. Demir ayrıca ürün güvenliğine ilişkin kanun taslağının gündemde olduğunu açıkladı.
T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdür Yardımcısı Mikayil Kılıç sunumunda, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında Türkiye’de nelerin değiştirildiğini ve tüketici hakem heyetleri hakkında istatistiki verileri aktardı. Kılıç, yeni kanunla 23 adet yönetmeliğin çıkarıldığını ve tüketicinin satış öncesi bilgilendirilmesi uygulamasının başlatıldığını aktardı. Tüketiciye ilk kez tüketici sözleşmelerinde, herhangi bir gerekçe göstermeden 14 gün içinde cayma hakkı tanındığını, ücretsiz kart talebinin tüketicide olduğunu, yine “ihtiyat garantisi” tanımına yer verilip, bu garanti sürecinde hakların kullanımı nedeniyle tüketiciden artık masraf talep edilmediğini ifade etti. 2014 yılında yüzde 4,9 olan ücretsiz kart talebinin Şubat 2016’da yüzde 7,4’e çıktığını belirten Kılıç, Tüketici Hakem Heyetlerine en fazla başvurunu yüzde 74,2 ile bankalar, yüzde 18,9 ile ayıplı mal üzerine geldiğini aktardı.
Hazine Müsteşarlığı Devlet Destekleri Genel Müdür Yardımcısı Atilla Yardımcı sunumunda, devlet destekleri ve uygulamalarının gelişim sürecini ve teşvik sistemin temel amacını anlattı. Destek türlerinden bahsetti. Avrupa Birliği’nde devlet yardımları mevzuat uygulamalarının nasıl yapıldığını ve tarım gibi bazı alanlarda, devlet destekleri kurallarından muafiyetini açıkladı.
Etkinliğin ikinci oturumunu ise Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Levent Küçük yönetti. Tüketici Örgütleri Federasyonu Genel Başkanı Fuat Engin konuşmasında Tüketici Hakem Heyetlerinin işlevselliği ve tüketici örgütlerinin yeterince karar alma mekanizmalarında yer almadığını eleştirdi. Tüketicinin en fazla istismara uğradığı alanın hala bankalar olduğunu açıklayan Engin, 50 milyon kartın bileşik faizden etkilendiğini belirtti. Engin ayrıcaTüketici Hakem Heyetlerinin Türkiye’de yeterli etkinliğe sahip olmadığını hala eski hakem heyetlerinin süreci idare ettiğine dair durumların olduğunu açıkladı.  Karar birliğinin oluşması adına ve hakem heyetlerinin daha sonuç odaklı çalışmasını kolaylaştırıcı bilgi bankası gibi mekanizmaların kurulmasını öneren Engin, heyetlere yönelik de Bakanlık nezdinde özel oturumların yapılmasını ve bu oturumlarda tüketici örgütlerinin de yer almasını önerdi.
Tüketiciyi Koruma Derneği Genel Başkanı Haşmet Atahan konuşmasında, en önemli konulardan birinin tüketicinin finansal sorunları olduğunu belirtti. Tüketici Konseyi’nin önemine işaret eden Atahan, yılda bir kez toplanan konseyin çalışmalarını organize eden bir kurumun olmadığını da ifade etti ve tüketici örgütlerinin konseylerde temsil edilmediğini açıkladı. Almanya örneğinden yola çıkarak, Türkiye’de tüketici örgütlerinin kurumsallaşması gerektiğini ifade eden Atahan, tüketici örgütlerinin finansal kaynaklara erişiminin olmadığını aktardı ve tüketici örgütlerinin konfederasyon adı altında birleşmesini temenni ettiğini sözlerine ekledi.
Tüketiciler Derneği Onursal Başkanı Engin Başaran ise Gümrük Birliği sürecin başladığı yıllarda tüketici örgütlerinin, Tüketici Konseylerinde her daim yer aldığını, toplumda ve kamuda tüketici bilincinin olduğunu, yasaların hazırlanma sürecine aktif katıldıklarını,  ticaret ve sanayi odalarının tüketici örgütlerine destek verdiğini vurguladı. Ancak tüketici örgütlerinin karar alma süreçlerindeki yerlerinin zayıfladığını belirten Başaran, 2005 yılında başlayan üyelik müzakerelerinin ardından ve 2006 yılından itibaren Tüketici Konseylerinin 3 gün süren toplantılarının 1 güne düştüğünü açıkladı. Hazırlanan son yasaların da yetersiz olmasını ise giderek uluslararası boyuta geçen tüketici haklarına cevap verememesi noktasında belirginleştiğini vurguladı. Başaran, güçlü tüketici, güçlü ekonomiyi, güçlü ekonomi ve güven ortamı güçlü demokrasiyi inşa edeceğini hatırlattı.


Konferansın değerlendirme ve kapanışını yapan TÜRDER Genel Sekreteri ve Türk Kuzey Kıbrıs Ticaret Odası Başkan Yrd. Musa Karademir, tüketici haklarının korunmasında haksız rekabetin önlenmesi çok önemli bir argümandır. Rekabet ve tüketici birbiriyle etkileşim içindedir. Dedi. Karademir, TÜRDER olarak her yıl düzenlediğimiz konferans veya paneller geleneksel hale geldi. Almamız gereken elbette çok yol var. Bunu biliyoruz. Ben bu noktada İKV ekibine çok teşekkür ediyorum. Ayrıca sayın konuşmacılara, katılımcılara ve basınımızın değerli temsilcilerine de şükranlarımı sunuyorum. Diyerek, konferansı sona erdirdi.