11.12.16

Notre Dame de Sion 160. yılında Resimde Yolculuk-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
Notre Dame de Sion 160. yılında Resimde Yolculuk

160. yılında ''Resimde Yolculuk''

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi kuruluşunun 160. yıl dönümü dolayısıyla ''Resimde Yolculuk'' adlı bir sergi hazırladı


Notre Dame de Sion Fransız lisesi kuruluşunun 160. yıl dönümü dolayısıyla, Okul Kurucu Temsilcisi Soeur Monique HarIsboure, Okul Müdürü Yann de Lansalut, Türk Müdür Başyardımcısı Suzan Sevgi, katılımıyla Notre Dame de Sion Evry-Grandbourg’dan Tayvanlı resim sanatçısı Sœur Marie François Lin’in “Resimde Yolculuk” adlı sergi açılışına Fransa İstanbul Başkonsolos yardımcısı Aurélien Maıllet

Başta olmak üzere Notre dame Sion Öğretim görevlileri, muzunları, akademisyen, iş sanat dünyasının renkli kişileri katıldılar.

Türkiye’de Notre Dame de Sion Rahibeleri Kongregasyonu’nun varlığının ve ilk kız lisesi kuruluşunun 160. yıl dönümü dolayısıyla :

Notre Dame de Sion Evry-Grandbourg’dan Tayvanlı resim sanatçısı Sör Marie-François LIN’in eserlerinin sergisi açıklandı.

Notre-Dame de Sion Rahibeler Topluluğunun bir rahibesi olan ve birkaç yıl önce yayınlanan ''İç Dünyada Yolculuk'' adlı kitapdan haberdar olan   Okul müdürü, Sœur Marie-François Lin

kendisine bir sergi ayrılmasının ilginç olacağını düşündü. Notre-Dame de Sion Fransız Lisesinin 160. yılında kendisine bir sergi ayrılması gerçekten çok yerinde bir düşünce olarak göründü. Lin'in altmış kadar eseri sergi için bir araya getirildi.

Geçen yıl, Sœur Marie-François Lin'in yakın dostu ve aynı zamanda Strasburg Notre-Dame de Sion Lisesi müdürü olan Sandrine Bathilde, Sœur Marie-François Lin'in bazı tuvallerini göstermek ve bu sergiyi düzenlemek üzere İstanbul'a geldi. Sœur Marie-François Lin ile 2016'nın Ocak ile Kasım ayları arasında Sandrine Bathilde'in aracılığı ve katılımıyla altı kez görüşüldü. Bu görüşmeler sergi için hazırlanan kataloğun içinde yer alarak sanatçının kişiliği ve resimleri ile ilgili bize bir bilgi kaynağı oldu. NDS'deki serginin en önemli amacı Sœur Marie-François Lin'in sanata olan yaklaşımını ortaya koymaktı. Bu yaklaşı sanatçının üç farklı sanat tarzını birleştirdiğini gösteriyor: Çin resimleri, figüratif olmayan eserler ve kara kalem çalışmalar farklı sanat tarzları olarak sergideki yerini alıyor.


Çin resimleri; Sœur Marie-François Lin tüm okul hayatı boyunca ve üniversitede Çin resim sanatıyla ilgilendi. Çizimlerine Çin geleneğine uygun olarak başladı. Aslında bambudan fırçalarla çalışıyordu ve onları Tayvan'da yapıldığı gibi, yani bir elinde üç ila beş fırça tutarak aynı zamanda kullanıyor, böylece eşzamanlı olarak birkaç çizgi elde ediyordu. Ayrıca Çin mürekkebi kullandığı da görülüyor, ilk eserlerinin siyah-beyaz oluşu da bundandır. Özellikle bitki motiflerinde kendini göstermektedir. Bu da ilginç zira, çok daha sonra yaptığı figüratif olmayan tuvallerinde de bu motiflere rastlıyoruz. Böylece çalışmaları arasında bir bağlantı olduğunu görebiliyoruz.


Figüratif olmayan eserler; Lin'in eserleri, ustalarının empoze ettiği bir modelin aynen izlenmesini gerektiren ve kişisel öznelliğe çok az yer bırakan Çin resminin aksine, sonradan tamamen öznel olmaya başladı. Bundan böyle  ne model ne de kopyalama kullandı. Sanatçı bütünüyle özgür ve tamamen doğaçlamaya yer verdi. Ayrıca eserlerinin kompozisyonuyla kemanı arasında da bir paralellik kurabiliriz. Müzikte doğaçlamayı, kendi eserini oluşturmak için hayal gücünü özgür bırakmayı seviyor. Aynı şey, katmanlar hâlinde guaş uyguladığı resimde de söz konusu. Katmanların arasına bahçesinde bulduğu yaprakları yerleştiriyor, bu da resimlerinin o belirgin şekillerini veriyor. Bitki motifini gerçekten çok kullanıyor.


Sergi tasarımı; Serginin amacı, ziyaretçilerin Lin'in sanatındaki üç ifade şeklini keşfetmesini sağlamak, resimler arasındaki bağlantıyı öne çıkartabilmek ve farklı eser tiplerini birbirinden ayırmaktan ziyade, nasıl birbirleriyle kaynaştığını göstermekti. Farklı ifade türleri arasındaki bağı kurmak için ise, mümkün olduğunca Çin resimlerini figüratif olmayan resimlerin karşısına, ya da yanına yerleştirdik.


Sœur Marie-François Lin 1935’te Tayvan’da doğdu. Çocukluğu o dönemde Tayvan’da yaşanan savaşın ve sarsıntıların izini taşır. Tarih öğrenimi görürken, bir yandan da resim ve keman dersleri alır. 1960’ta, beş yıl kaldığı Madrid’de öğrenimine Modern Tarih ile devam eder. Paris’i ziyaretinde, Notre Dame de Sion Rahibeleri Topluluğunu keşfeder ve 1965’te onlara katılmaya karar verir. O zamandan beri, Topluluğun manastır rahibeleriyle, atölyesinin bulunduğu Evry’de yaşamaktadır.


Sergi, 28 Kasım’dan 28 Ocak’a kadar (pazar günleri hariç) her gün saat 13.00-18.00 arası sanatseverlerin ziyaretine açık olacakdır.

yilmazparlar@yahoo.com

Defne Telekomünikasyon, kuruluşunun 20. yılında, Yüzde 27 Büyüme gösterdi.-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
Defne Telekomünikasyon, kuruluşunun 20. yılında, Yüzde 27 Büyüme gösterdi

20. YILINDA YÜZDE 27 BÜYÜME

Defne Telekomünikasyon, kuruluşunun 20. yılında, Yüzde 27 Büyüme gösterdi. Dört kıtada varlık göstererek 500 milyon aboneye hizmet vermeye devam ediyor.

Afrika, Asya, Amerika ve Avrupa kıtalarında, 20 ülkede, 25 telekom operatörüne hizmet veren
Defne Telekomünikasyon, telekom sektöründe başarılı tren çizerek hedeflerini büyütdü.

Defne Telekomünikasyon 20 yılı değerlendirmeleri hakkında basın toplantısı düzenledi. Basın Toplantısına Defne Telekomünikasyon Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Haliloğlu, CMO Mutlu Bakacak, Pazarlama müdürü Didem Karabatur, katıldılar.


Verdikleri bilgiler doğrultusunda, Dubai, BAE ve Yeni Delhi, Hindistan'da da ofisleri bulunan Defne kurulduğu günden bu yana, birçok kez Deloitte Teknoloji Fast 500 EMEA ve Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye programlarında sıralamaya girdiğini, sağladığı katma değerli çözümlerle 100 milyar mobil işlemi partnerleri ile birlikte tamamladığı projeler, Avrupa Birliği tarafından 20 Milyon Euro’nun üzerinde fonlandığı aktarıldı.


Defne Telekomünikasyon Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Haliloğlu, “Bugün dünyanın yarısı halen Internet kullanmıyor. Akıllı telefon penetrasyonu ise sadece yüzde 30. Buna karşın, çok değil 2020 yılında 50 milyar nesnenin Internete bağlı olacağı ve birbirleri ile iletişim halinde olacağı öngörülüyor. 19 trilyon dolarlık bir ekonomiden bahsediyoruz. Bu sektör, diğer sektörler gibi değil, oldukça hızlı gelişiyor. Türkiye Avrupa’nın en genç nüfuslu ülkesi. Yüzde 16’dan fazla gencimiz var ve bunların hepsi pırıl pırıl. Birçok üniversitemizde yazılım mühendisliği ya da bilgisayar programcılığı bölümleri var. Ülke olarak global pazarda daha fazla sektör payına sahip olmamamız için aslında hiçbir sebep yok” dedi


Haliloğlu, yoğun yaşandığı bir sektörde . Dünyada dinamiklerine yazılımcılar yön verdiği, katma değer zincirlerinin yapısı yeni teknolojilerle   değiştiğini söyleyerek. “Türkiye’de yazılım konusunda Ar-Ge yeterince ilerlemiş değil, geliştime var ancak araştırma yok. Yazılım firmalarına teşvikler devreye sokulsa, araştırma konusunda da yeterli yatırımlar yapılsa ve ilerleme sağlansa Türkiye için büyük bir gelir kapısı açılmış olur.” Açıklamalarında bulundu.



“Sürekli olarak Ar-Ge yapmak, mevcut ürünlerimizi pazar ihtiyaçlarına göre güncellemek ve yeni ürünler geliştirmek durumundayız. Büyümemizi sürdürmemiz ve pazarda lider konumda kalabilmemiz için Ar-Ge yapmamız şart. Bu yüzden biz sürekli araştıran, geliştiren ve yeni teknolojilere yönelen bir şirketiz. Bu çerçevede ürün gamımızı geliştirmek ve dünyada sahip olduğumuz pazar payımızı genişletmek için yeni alanlara giriş çalışmaları yapıyoruz. Ar-Ge’ye de çok önem veriyoruz ve toplam bütçemizin yüzde 40’ını Ar-Ge için ayırıyoruz.” Şeklinde Ar-Ge verdikleri önemi belirtdi.
Yaptıkları hizmetler hakkında “Gereksiz SMS almamaktan, filtrelemeye, çağrı merkezlerinden gelen aramalardan uluslararası trafiğin yönlendirilmesine, online ve mobil alışveriş aplikasyonlarına, her aboneye uygun konuşma, sms ve data paketi belirlemeye, arayanı bil, sesli mesaj ve ödemeli arama servislerine kadar uzanan geniş bir portföyde gerçekleştirdiğimiz yazılımlarımızdan biri ile muhakkak sizlerin karşısına çıkmışızdır” sözleriyle hemen hemen bütüne yakın bir kesimin ürünlerini kullandığı ifade erdi.



2016 belirsizliklerin çok fazla olduğu, zor bir yıl olduüunu, Bu yıl, ürün portföylerine üç yeni ürün eklediklerini aktaran Defne Telekomünikasyon Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Haliloğlu “Son iki yılda ağırlıklı olarak Roaming, OSS ve Mobil Pazarlama ürünlerimizde büyüme yaşadık. Roaming ürün grubumuzdan özellikle ülkeler arası sınırlarda abonelerin diğer ülke operatörlerinin iletişim ağına istemeden dahil olmalarını önleyen, OSS ürün grubumuzdan VAS Monitoring -operatörlerin katma değerli servis kalitelerini ve müşteri memnuniyetini arttırmalarını sağlayan, ve Mobil Pazarlama ürün grubumuzdan da Bulk SMS toplu SMS dağıtımının kolaylıkla yapılmasını destekleyen) çözümlerimizde özellikle ciddi bir büyüme yaşadık. 2016’da da bu ürün gruplarımızı pazar ihtiyaçlarına göre geliştirmeye devam ediyoruz. Ayrıca ürün yelpazemizde yer alan hem SMS altyapısı sunan telekom operatörlerinin hem de abonelerin istemedikleri firmalardan veya abonelerden gelen izinsiz SMS ve çağrıları engellemelerini sağlayan SMS Filtering ve Blacklist/Whitelist çözümlerimizi de pazar ihtiyaçlarına göre güncellemeye devam ediyoruz.”dedi ve Defne Akademi hakkında soruyu “Defne Akademi bünyesinde üniversitelerle işbirliği yaparak elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendisliği fakültelerinde okuyan lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle yazılımını yaptığımız projelerde ihtiyaçlarımıza göre ortak çalışma modeli geliştirmeyi planlıyoruz.” Defne Akademi’de görev alan öğrenciler çalışmalarını tez ve staj olarak da kullanabilecekler. Biz de stajyer ve yeni mezun iş alımlarında önceliği Defne Akademi’de birlikte çalıştığımız öğrencilere vermeyi hedefliyoruz. “şeklinde cevapladı.


Şirket merkezi İstanbul’da bulunan Defne Telekomünikasyon,   Dubai, BAE ve Yeni Delhi, Hindistan'da da ofisleri bulunmaktadır. Defne birden fazla yılda Deloitte Teknoloji Fast 500 EMEA ve Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye programlarında sıralamaya girmiştir.


yilmazparlar@yahoo.com

8.12.16

Fransa'nın İstanbul Başkonsolosluk tanışma resepsiyonu-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
Fransa'nın İstanbul Başkonsolosluk tanışma resepsiyonu


Yaşasın vazgeçilmez Türkiye-Fransa dostluğu


Fransa'nın İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter'ın göreve başlaması onuruna 06 Aralık 2016 salı günü tanışma resepsiyonu verildi. Buchwalter yaptığı konuşmada “Yaşasın vazgeçilmez Türkiye-Fransa dostluğu." Dedi


Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Charles Fries ve eşi Helene Fries'in katılımıyla Fransız Sarayı'nda Buchwalter, eşi Sülün Aykurt Buchwalter konuklarına kabulüyle gerçekleşen

Resepsiyona Milletvekili Hüda Kaya, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü genç, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü,TÜSİAD Uluslararası 

Koordinatörü Bahadır Kaleağası, emekli büyükelçi Özdem Sanberk, Türkiye Musevileri Hahambaşı İsak Haleva, işadamı Cem Hakko, ünlü Modacı Vural Gökçaylı, Ünlü organizatör Erkan Özerman, Bahçeşehir Üniversite Dekanı Şanay Yalçın, AB Birliği Müsteşar Yard. Tunay İnce başta nolmak üzere iş, sanat, siyaset ve medya dünyasından çok sayıda isim katıldı.


Charles Fries, tanıtım konuşmasında, İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter için çok isabetli bir atama olduğunu, Buchwalter’in İstanbul’u  Türkiye'yi çok iyi bildiğini hatda bir Türk kadını ile evli olduğunu söyleyerek   "İstanbul'da tıpkı sudaki balık gibi olacaksın. Türkiye ve Fransa arasındaki ilişkileri daha da geliştirmek için tüm niteliklere haizsin. Kolay olmasa da Türkiye'nin çok önemli bir dönemine denk geliyorsun. Son bir yıldır güvenlik anlamında durum biraz daha zorlaştı. Darbe girişiminden sonra siyasi iklimin neden olduğu ortam ortaya çıktı. Suriye ve Irak'taki krizin yansımaları var. Türkiye ile AB ve genel anlamda da Batı ile Türkiye arasındaki tansiyon... Bir diplomat için büyük bir meydan okuma, ama biliyorum ki meydan okumaları seviyorsun. Çok tutkulu bir şekilde Türkiye'yi seviyorsun ve iki ülke arasındaki projeleri enerjinle daha da ileriye taşımak istiyorsun. Son derece potansiyelleri bulunan ve tarihe dayanan bu ilişkileri çok daha ileriye götürmeye kararlısın. Eminim Fransız topluluğunu dikkatlice dinlemeye hazır bir başkonsolos olacaksın. Başarından hiç şüphe duymuyorum. Başarılar ve mutluluklar diliyorum." Dedi


Bertrand Buchwalter çok iyi Türkçe konuştuğu için, Tercüman kullanmadan Fransızca ve Türkçe olarak hitap etdi.  "Bu fevkalade ve enerji dolu şehirde yaşamak bana da güç veriyor, ülkelerimiz ve insanlarımız arasındaki dostluğu büyütmek için çok hayret göstereceğim. Özgürlüğünüz, yetenekleriniz ve mücadeleleriniz, Türkiye için bir kazanımdır. İyi ki varsınız. Şunu da söyleyeyim. Türk müziğini severim. Çok çeşitli zevklerim vardır. Bu yüzden efsanevi sanatçı Zeki Müren'e bir atıfla bitirmek istiyorum. Türkler ve Avrupalılar birbirimize şunu söylemeliyiz: Gitme, sana muhtacım. Yaşasın vazgeçilmez Türkiye-Fransa dostluğu." Dedi

yilmazparlar@yahoo.com

7.12.16

Çigdem Sezgin-Kasap Havası-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
Çigdem Sezgin-Kasap Havası

Kasap Havası; Türkiye’de aşk yaşanır mı?
“Kasap Havası” filmine gitmeniz için çok nedenleriniz var…

Omuzdan omuza uzanan, birleşen ellerle ve şekil olarak yan yana gelen insanların oynadığı düğün halayının müzik ismi kasap havası neşeyi, eğlenmeyi, coşmayı tetikler. Film bu oyunla başlıyor. Arkasında bir dizi kesitlerle birbirine ekli vagonların oluşturduğu tren gibi içinize yolculuk yaptırıyor. Her istasyonda başka bir sürprizle karşı karşıya kalıyorsunuz. Merak ediyorsunuz, sonuçları göremiyorsunuz. Yaşanan hayat kesitinden sizinle örtüşenleri bir kere daha gözden geçiriyorsunuz.


Aldatmak mı-aldatılmak mı- Unutmak mı-unutulmamak mı ? Sorguluyorsunuz..

Kendi içinde yolculuk yaptıran filmde kendinizden mutlaka bir parça bulacak yutkunacak sorgulayacak yeniden doğruları arıyacaksınız.
Kalbimizin en özel yerinde titizlikle büyüttüğümüz sevdamızı kimler karartmıyor ki. O güzel duyguyu yaşamamıza kimler engel olmuyor ki.
Öyküsü, anne baskı ve beğenisiyle sevmediği kızla nişanlanmak istenen taksi şoförlüğü yapan gencin, yaşca kendisinden büyük, terzilik yapan kadına aşık olması ekseninde gelişen “Kasap Havası” Çiğdem Sezgin’in ilk uzun metraj filmi.
Filmin oyuncu kadrosunda, Şenay Gürler, İnanç Konukçu ve Hakan Karahan yer alıyor. Yapımı 1 Mart Film, dağıtımı MC Film tarafından yapılan filmin diğer oyuncuları Özay Fecht, Levent Ülgen, Can Kolukısa, Cemre Ebuzziya.

Görüntü Yönetmenliğini Ersan Çapan’ın üstlendiği, Demircan Demir’in müziğini yaptığı filmde, yönetmen Çiğdem Sezgin ile yaptığımız kısa söyleşide; Çiğdem Sezgin amacının mükemmellik peşinde olduğunu filmde aranan kriterlerin tümüne en iyi bir biçimde cevap verebilmek olduğunu söylüyor. Film basın gösterimini izleyen değerli tiyatro ve sinema oyuncusu Derya Alabora ise film aldığı ödülleri haketdiğini ve diğer film festivallerinde yine ödül almaya layık olduğunu söyleyerek beğenisini özetledi.

Film 9 aralık 2016 da vizyona giriyor.

yilmazparlar@yahoo.com