“Tek ve Çok” 1955-1995 yılları arasında Türkiye’deki üretime bakışı ele alan, çok endüstri ürünlerinin ilk kez geniş bir alıcı kitlesiyle buluştuğu 80’li yıllarda dolaşımda olan nesnelerden derlenen eşyanın üretimi ve dolaşımına yönelik, araştırma temelli bir sergi.
Salt Galata “Tek ve Çok” sergi açılışı öncesi, SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Vasıf Kortun ve Meriç Öner bir basın toplantısı gerçekleştirdiler. Sergi hakkında bilgilendirdiler. Sergi alanında uygulamalı gezi tertiplendi.
Çağdaş sanatın politika ile olan ilişkisini anlamaya duyulan ihtiyaç doğrultusunda, sanat ve siyaset arasındaki geçiş ağları belirleyen değişkenlerin analizini yapmayı ve sanatsal üretimle politik yönelim arasındaki ilişki sanat ve siyaset arasındaki ilişki, devlet ve din kurumlarının ortaya çıkmasına kadar geriye götürülebilir.
SALT’ın da üyesi olduğu L’Internationale müzeler konfederasyonunun hazırladığı beş senelik ortak bir program kapsamında, üye kurumların ‘Nerden geldik buraya’ da o program kapsamında, toplum ve kültürdel kırılmaların yaşandığı devir sonrası, 80’li yıllardaki nesnelere fokuslanan sergi endüstriyel üretimi ele aldığında başlangıç yılları 1955 yıllara gittiğini dile getiriliyor. Genele bakıldığında nesnelerin düzeninin, insanların düzeninde de belirliyici olduğudur. insan bedenin disiplin altına alınmasının yöntemleri, tasarlanan ve form verilen nesnelerin akıllı ve güzel olması, nesneler arasındaki düzenin, Üretimin önceliğini tüketime devretmesidir. Post-endüstriyel neoliberalizm çağında, ‘tasarım yönetimlerinin’ bu kez endüstriyel üretim yerine tüketim kültürüne geçiş yapmasıdır.
Sanat anlayışı, siyaseti yansıtmaktan ya da olup biteni yeniden üretmekten ziyade, düşüncenin yapısal konumlanışını ve pratiğin toplumsal bütün içindeki etkinliğini dert edinen, günümüzle ilgili anlamlı bir siyasal kavramı oluşturmaya çalışan bir sanattır
Sadece plastik sanatlar değil, felsefe, edebiyat ve müzik alanında da bu dönemde ciddi bir dönüşüm gerçekleşir. Çalkantılı ve kırılgan dönem, politik ve düşünsel özgürlüğe, sanatsal özgürlüğe yönelik modern tutumların doğduğu bir dönemdir. Sanayi devrimi ile gelen endüstrileşme ve kültür endüstri ile birlikte meta’ya dönüşen sanatın siyaset ile ilişkisi ele alınmış, sergide her şeyin göstergeye indirgendiği kültür endüstrisinde, sanat, teknoloji, medya, piyasa ve sermaye ilişkisinde karmaşık bir ilişkiler ağı söz konusudur.
Tek ve Çok, için Meriç Öner “Türkiye’de 1955-95 dönemini, adım adım gerçekleştirilen sanayileşme ve uzantısındaki tasfiyenin meydana getirdiği nesneler aracılığıyla ele alır. Endüstri ürünlerinin ilk kez geniş bir alıcı kitlesiyle buluştuğu 80’li yıllarda dolaşımda olan nesnelerden derlenen bu seçki, dönemin üretim ortamını bağımsız hikâyelerle inceler. Türkiye’de 80’lerin ortasında karma ekonomiden serbest ekonomiye geçilmesiyle üreticiler, devletin kota sistemine tabi olmaksızın dövizle alışveriş hakkına sahip oldu. Ekonomideki bu yenilik, özel sektörde 50’lerde ivme kazanan sanayileşmenin altyapısını tamamlar nitelikteydi. Devlet, yerli sanayinin yabancı müşteriye hizmet sağlayacağı ve uluslararası rekabete dâhil olacağı bir planı devreye sokmuştu. Beraberinde büyümeyi getiren çıkış, günlük hayata, sürekli artan bir ürün yelpazesiyle tercüme edildi ve ülkenin büyücek şehirlerinde öbeklenen, görünüşte ve maddede küresel bir Türkiye yarattı.” Şeklinde sergiyi ifade ediyor. Yine Meriç, serginin üç bölümü olduğu endüstriyel üretimle uğraştığı gruba otomotiv, beyaz eşya, hazır giyim tekstil, oyuncak, kırtasiye, gıda, mobilya diğer bölüm kurumların tarihçeleri ve Türkiye Cumhuriyeti tarihçesi var. Özgün kopyalar’ bölümde ise ‘Tek ve Çok’ tanımlı tek sayılan ürünleri işliyor. Moda, kuyumculuk gibi Cem Kaya’nın ‘Motör: Kopya Kültürü. Galeri Baraz’ın endüstrileşme adımlarından beslenen sanat piyasası masaya yatırlıdığını Mercek altına alındığını açıklıyor.
6 Eylül-13 Kasım 2016 tarihleri arasında SALT Galata'da gezilecek serginin Araştırma ekibi; Meriç Öner, Dilek Himam, İlhan Ozan, Cem Kaya, Ayşe Coşkun Orlandi, Asya Ece Uzmay, Emirhan Altuner, Merve Dokumacı, Özüm Yelkencioğlu. Katkıda bulunanlar; Ahmet Altekin, Atilla Argat, Yahşi Baraz, Davut Beresi, Başak Gürsoy, Ali İhsan İlkbahar, Fatoş İnhan, Yıldırım Kaymal, Hüsnü Karagözoğlu, Sami Kariyo, Jan Nahum, Adil Öztoprak, Baron von Plastik, Nalan Sakızlı, Hasan Subaşı. Adel, Arçelik, Evyap, Fatoş Oyuncakları, Ford Otosan, İGS, İstanbul Oyuncak Müzesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Jumbo, Kelebek, Kütahya Porselen, Migros, Mudo, Oyak Renault, Paşabahçe, Penti, Pınar, SEK, Selpak, Tofaş, Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi, Ülker, Vakko. yilmazparlar@yahoo.com
GÜNEŞ ENERJİSİ SANTRALLERİNDE SECURİTAS GÜVENLİĞİ Türkiye’de, 9 bölge ofisi, 10 şube ofisi olan, 305 kişilik idari kadrosuyla 21 segmente 600’ü aşkın kuruluşa 2066 hizmet noktasına güvenlik hizmeti veren Securitas güneş enerji santrallerine yönelik güvenlik çözümleri anlatmak üzere 2 Eylül 2016 Salı günü İstanbul Modern Sanatlar Restaurant’ da kahvaltılı basın toplantısı düzenledi. Publica İletişim Reyhan Özdemir Koordinatörlüğünde, gerçekleşen toplantıya enerji sektörünün rüzgar gülleri, enerji santralleri ve dağıtım alt segmentlerinde güvenlik hizmeti sunan Securitas’ın Enerji Segmenti Lideri Anıl Akalın, ürün lideri Alper Seyhan, kıdemli Halkla ilişkiler uzmanı Elif Duygu Koca katıldılar.
Ekonomik krizlerin yaşandığı yıllar haricinde artan üretim, birincil enerji tüketimini arttırmıştır. Tüketim içindeki payı artırma politikalar geliştiren ekonomisinde enerji yoğunluğu nedeniyle kaynak çeşitliliğine giden Türkiye temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiştir. Enerji sektörünün güneş enerjisi santrallerinde yatırım maliyetleri oldukça yüksek oluşu, Enerji amaçlı tesislerde çevresel koruma, güvenlik ve uyarı sistemlerin önemini artırmıştır. Terör örgütlerinin varlığı bölgelerdeki sosyo-ekonomik şartlar belli kırılganlıkları da beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede mevcut risk haritaları, niteliklerinin gözden geçirilmesi, risklerin minimize edilmesi koruyucu unsurların konuşlanması konusunda güvenliği olan ihtiyacı artırmakdadır. Küresel tedarik zinciri, üretim, nakliye, depolama tesisleri ve nihai tüketicilere dağıtım ağlarından oluşan, Farklı bölgelerde ortaya çıkan enerji güvenliği riskleri ve tehditleri incelendiğinde, genelde enerji güvenliğine, yönelik güvenlik tehditlerini küresel bir endişe kaynağı olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.
Üretim, dağıtım, enerji nakil hatları faaliyetlerini kapsayan, iş süreçlerindeki güvenlik risklerini ve ihtiyaçlarını analiz ettiklerini iş kazalarını önleme ve ihbar etme, risk danışmanlığı gibi farklı hizmet ve sektörde özel çözümler sunduklarını söyleyen Securitas Enerji Segmenti Lideri Anıl Akalın uzaktan izleme çözümleriyle maliyetler düşürken, akıllı kameralar sayesinde riskler önceden tespit edilerek önlemler alındığını, bu çalışmaları yaparken şirket know how’ından yararlandıkların hem riski hem maliyeti minimize ettiklerini ifade etdi. Segmente özgü bir şekilde oluşturdukları risk değer zinciri ile iş ortaklarına özel çözümler sunduklarını söyleyen Anıl Akalın, yürütülen güvenlik hizmetleri hakkında anlık veriler toplanmasını ve bu verilerin gerek Securitas içerisinde gerekse hizmet alan kurumlarla paylaşılmasını sağlayan sistem sayesinde Kalite kontrol ve hizmet kalitesini artırmayı, Daha hızlı iletişim ve tepki süreçleri oluşturmayı, verilen hizmeti sayısallaştırarak güvenliği ölçülebilir bir hizmet halinde sunmayı hedeflediklerinin altını çizdi. Segmente özgü bir şekilde oluşturdukları Risk Değer Zinciri ile iş ortaklarına özel çözümler sunduklarını söyledi. Ürün lideri Alper Seyhan anlık raporlama sağlamak, iş ortaklarına ve Securitas’a hızlı bilgi akışı ve iletişim kolaylığı sağlamak amacıyla kullandıkları ve geliştirdikleri mobil çözümler sistemini açıkladı. Yine Securitas hizmet verdiği, kullandığı teknoloji ve çözümler hakkında açıkladıkları bilgiye göre; Montaj süresince elektriksiz ortamda çalışabilen HAS sistemi, Mobil kamera sistemi ( montaj ve işletme dönemi), Montaj süresince teknoloji ve minimum elemanlı kadro ile entegre güvenlik hizmetleri, İşletme döneminde elemansız güvenlik, Teknoloji desteği ile günlük alarm izleme merkezi ile uzaktan devriye, Alarm sistemi ve alarm izleme merkezi ile sesli ve aydınlatmalı uyarı ile caydırıcılık, Alarm tanımlanması ile olay tespiti, Kontrol hizmetleri ile rutin kontrol, Olay esnasında kontrol hizmetleri desteği, Olay esnasında Kolluk güçlerini yönlendirme şeklinde sıraladılar. yilmazparlar@yahoo.com
Gastronominin Ekonomideki yeri. Türkiye Ekonomisinin Turizm çeşitlendiren beklentisi ve alternatif turizm olarak gördüğü Gastronomi turizmden istifa edebilmesi için öncelikle Gasronomi eğitim veren ekollere göz atalım; Özyeğin Üniversitesi işbirliği ile eğitim veren Le Cordon Bleu, 31 Ağustos 2016 Çarşamba günü The Marmara Esma Sultan Yalısı’nda “Çay Saati Sohbetleri”nin ikincisini düzenledi. Le Cordon Bleu Türkiye Direktörü Defne Ertan Tüysüzoğlu, Le Cordon Bleu Master Şefi Franck Bruwier ve The Marmara Collection’ın Executive Şefi Tolga Özkaya bir panel düzenlediler.
Katılımcılarla Hiperaktif bir şekilde gerçekleşen oturumda Gastronominin Turizmde önemi bir kez daha vurgulandı. Bilimsel-Akademik araştırmalara öncülük ederek, sektörün bilgi üretmesine katkı sağlamak ve inovatif gelişmelere ön ayak olmak niyetinde olan Özyeğin üniversite ile işbirliği içinde hareket eden dünyanın en sayılı ekollerinden bir olan le Cordon Blue bu etkinlikde özel davetlerdeki yemek sunumunu ön plana çıkardı. Yurt dışı eğitimlerinde ve çeşitli Gastronominin alanlarında tecrübeli otoriter isim olan Le Cordon Bleu Türkiye Direktörü Defne Ertan Tüysüzoğlu kısa bir konuşma ile Özyeğin Üniversitenin ilk verdiği mezunlarını açıklarken Mesleki gelişim göstermek isteyenlerede verdikleri eğitimleri açıkladı. Gastronomi turizmi, bölgeye özgü yemeklerin sunulmasıyla o bölgeye ait kültürel kimliği ve mirası yansıtmakta ve böylece yerel destinasyonlar için rekabet avantajı sağlamada etkili bir araç durumdadır. Bu bağlamda Gastronominin gıda biliminin önemi ve eğitimi bir kez daha gerekli olduğu aşikardır.
Sanatıyla, sebze meyve aromalarıyla ülkeyi ön plana çıkaran ülke tanıtımına imajına fayda sağlayan turizm çeşidi, Lüks içki dünyasında çok önemli turizm geliri olan dünyanın çok ülkesinde ilgi gören Kokteyl kültürüde yine bu bölümün ayrılmaz parçası olmasına rağmen Özyeğin üniversite eğitiminde verilmemektedir. Sadece yeme ile ilgili eğitim verilmekdedir. Ülke Coğrafi özellik açısından dört mevsimin yaşandığı binlerce bitki sebze meyve zenginliğe ve zengin mutfağa sahipken tek çeşitle hizmet veren işletmeler soruların ana damarını teşkil ederken şeflerin verdiği cevaplarda çok disiplerden beslenen yeme içme bilimi gastronomide yetişen yeni gençler bunu mükemmel şekilde uygulayacak inaçlarını dile getirdiler.
Yeme-içme bilimi anlamına gelen gastronomi, son dönemlerde özel ilgi turizmi içerisinde sıklıkla adı duyulan bir kavramdır. Her ne kadar bu kavram yabancı yazında kültür turizmi içerisinde değerlendirilse de seyahatin en önemli unsurlarından birini oluşturan yeme-içme, turistin bir destinasyonu ziyaretinde genellikle ikincil veya diğer alt amaçlar olarak ortaya çıkmaktadır. Birincil amaç olarak alternatif turizm çeşitleri arasında yerini almıştır. Birçok kişi için gastronomi, yaşamın mutluluğa açılan penceresi olarak görülmekte; bazıları içinse insanlığın vazgeçilmezi olan sağlık unsurunun temel taşı olarak kabul edilmektedir. Gastronominin bu hayati unsurların giriş kapısı olması; Gastronomi turizmi; turistleri seyahate güdüleyen temel faktörlerin yerel yiyecek ve içeceklerin olduğu destinasyonlara yönelik bir çeşitliği olmasından dolayı Gastronomi eğitimi veren bu öğretim kurumunu kutlarız. yilmazparlar@yahoo.com
GÜÇ GÖSTERİSİ Türkiye’nin Pablo Picasso’su olarak bilinen Uluslararası ünlü dev sanatcı İsmet X Bilen 65. Kişisel sergisini Teşvikiye Niş Art Galeride açtı. Desenci ve dehasını yaratıcılığı panele yansıtan Ressamın, yapıtlarında sanki fırtınalı düşüncelerden doğan ve ruhbilimsel bir içeriği ön plana çıkarmak niyetindeki görünümlerin konu olduğu nesnelerin yüzlerce farklı renkli parçalarla geometrik ancak belirgin kompozisyonlarda bir anlatımı gizli bir dili diğer sanatcılarıda etkiliyen soyut sınırların biçimlendirdiği bütüncül bir görüşe yaklaşımı görmek mümkün. Özellikle kadın üzerine çeşitlemeler yaratarak, görünen, nesnenin bilgisiyle, gerçeklik salt görünen açıdan değil tümden bir kavrayışla kodlar halinde yüzeye açımlanan bir öyküye ilham olabilecek, duruşu sergiliyor.
Bir kadın, bir erkek, içiçe geçmiş bir yüz, tutkulu güçlü bir aşkın tutuşturduğu esin ateşi sevgi coşkusuna bürünmüş tenlerin renkleri sanki tuvallerle sevişiyor. Hümanist düşünceli Resam - Heykeltraş İsmet X Bilen figüratif insanlar, resimlerin ana konusu teşkil ediyor.
Yabancı konuklarınıda ağırlandığı açılışa sanatsever dostları, koleksiyonerler, akademisyenler, iş ve sanat dünyasınında isim yapan kişiler katıldılar.
Ziyaretciler arasında Cüneyt Arkın, Banker Kastelli gibi pek çok ünlülerin erkek berberi ve Ressam Yaşar Çallı’nın özellikle Ankara’dan İstanbul’a traş olmak için geldiği, Teşvikiye’de salonu bulunan berber Sadettin Çelikoğlu aynı zamanda Ressam İsmet x Bilen’in de berberi sanatcıyı bu güzel gününde işine ara vererek yalnız bırakmadı.
Teşvikiye Fırın Sokak Niş Art Galerideki sergiye, sanatcının yakın dostu, Nişantaşı Scotch Club sponsor oldu. Ünlü Barmen Yusuf Konaklının özel kokteylerini yudumluyan davetliler uzun süre resimlerin önlerinden ayrılamadılar. İsmet X Bilen’in 50 yıl üstü sanat üretim sürecinde 65. kişisel sergisi 11 Eylül 2016 tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. yilmazparlar@yahoo.com