41.KIBRIS BARIŞINI ANMA
20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın 41. Yıldönümü vesilesiyle,
KTKD Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi, KKTC İstanbul Başkonsolosluğu
Himayelerinde İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Sosyal Tesislerinde bir
resepsiyon veridi.
Gündemdeki katliam masum insanların
ölümü nedeniyle Yas vardı…Müzik Dans Eğlence Yok… Saygı vardı… Kıbrıs Barış
Harekatı'nın 41. yıldönümü nedeniyle verilen sade resepsiyonda gelen konukları
Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Bilge
Eray ile birlikte KKTC İstanbul Başkonsolosu Fahri Yönlüer karşıladılar.
Etkinliğe başta İstanbul Vali
Yardımcısı İsmail Gültekin, Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz ve III.
Kolordu Komutanı Korg. Salih Ulusoy, Türkiye Muharip Gaziler Derneği İstanbul
Sirkeci Şubesi Başkanı Gazi Ahmet Kendigel, Konsolos Asu Muhtaroğlu-Turizm
Koordinatörü Özge Palamutcu, birçok üst düzey Askeri ve Sivil erkan yanında
Kıbrıs Dernek yöneticileri, Gaziler, gazi yakınları, iş siyaset sanat dünyasının
önemli isimleri katıldı.
Resepsiyonda Kıbrıs Türk Kültür
Derneği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Bilge Eray ve Başkonsolos
Fahri Yönlüer birer konuşma gerçekleştirdiler.
Başkonsolos Fahri Yönlüer, Kahraman
Kıbrıs Türk Mücahidi’nin Türk Silahlı Kuvvetleri’yle omuz omuza savaşarak,
canları ve kanları pahasına gerçekleştirdikleri 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış
Harekatı’nın 41. Yıldönümü’nü her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir gururla kutladıklarını, 20 Temmuz, Ada’ya barışın gelmesinin, Kıbrıs
Türk Halkının özgürlüğe kavuşmasının ve varoluş mücadelemizin dönüm noktası
olduğunu bildiren kısa bir konuşma yaptı.
Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul
Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Bilge Eray yaptığı konuşmada gelişmeleri
ayrıntısıyla dile getirdi. Tekrar bilgileri tazelemek adına konuşma metnini tam
olarak şu şekilde
“20 Temmuz 1974 Mutlu barış
Harekatını 41. yıl dönümü Türk Ulusuna kutlu olsun
20 Temmuz 1974 mutlu Barış harekatının
neden yapıldığını anlayabilmek için
Kıbrıs’ta 1974 öncesi neler yaşandığını bilmek gerekir.
Kıbrıs adasında yıllardan beri
birlikte yaşadığımız Rumlar Büyük ülküleri Enosisi gerçekleştirmek uğruna
Türklere karşı akla gelebilecek insanlık dışı davranışı yapmaktan geri
durmadılar.1955 yılının 1 nisan günü
kanlı terör örgütü Eoka silahlı saldırıları ile Enosis için faaliyete geçtiğini
tüm Kıbrısa, dünyaya ve İngiliz sömürge yönetimine duyurdu. Başlangıçta
saldırıları İngiliz sömürge yönetimine ve İngilizlere karşı idi. Ancak asıl
hedeflerindeki Enosis için en büyük engel olarak gördükleri Türklerdi. 1960
yılına gelene kadar yaptıkları saldırılarda Kıbrıs Türkleri yaklaşık 110 şehit
verdi. 1960 yılı barış yılı oldu. Tüm taraflar anlaşarak imza attıkları 1959-1960
Londra ve Zürih anlaşmaları ile Kıbrıs Halkları 82 yıllık İngiliz sömürge
yönetiminden kurtulmuştu. 1959-1960 anlaşmalarının getirdiği güvenlik ve
hürriyet ortamı ne yazık ki sadece 3 yıl
sürdürülebildi. Enosis saplantılarının esiri olan Rumlar Akritas katliam
planını yürürlüğe koyarak Kıbrıs Türklerine 21 Aralık 1963 Kanlı Noelini yaşattılar.Kıbrıs Türk
Halkı Hükümetten, Meclisten, Devlet dairelerinden silah zoru ile dövülerek,
öldürülerek atıldılar.Anlaşmalardan gelen tüm hakları Rumlar tarafından gasp
edildi.Türkler 21 Aralık 1963 den 31
Aralık 1963 e kadar 10 günde 134 şehit verdi. Türkler artık bir devlete sahip
değildi.Adada savaş istemiyor, insanca yaşamak istiyordu. Rumun Türklerden
barış için istediği tek sey teslimiyetti.Bu dönemde Rumlar 103 köyden Türkleri silah zoruyla
atıp, köyleri yakıp yıktılar. Türkler adanın %3 ü kadar kantonlara hapsedilmiş
ve dünyanın en ağır ambargo ve izolasyonuna maruz bırakılmış, dünya ile olan
tüm ilişkileri kesilmişti. 21 Aralık 1963 -18 Temmuz 1974 tarihleri arasında
Türkler toplam 401 şehit verdi.
Rum lider Papadopulos ise 1963-1974
arasında bir tek Türk öldürülmedi iddiasında bulunabiliyordu. 15 Temmuz 1974
de Rumlar bir kez daha Enosisi
gerçekleştirme sevdasıyla yeni bir
katliam planı İFESTOS 1974 üuygulamaya koydular. Bu plana göre Rumlar
süratle Kıbrıslı Türklere son darbeyi
indirecek, Adada Türk varlığı silinecek, Türkiye müdahale etmeden her şey
bitmiş olacaktı. 15 temmuz 1974 de Makariosa yönelik darbe gerçekleştirdiler.
Plan gereği Rum Muhafız birlikleri Türk köylerini top ateşine tutup saldırılara
başladılar. Karşılarına çıkan Türkleri katlettiler. Bu olaylar sonucunda
20 Temmuz 1974, 41 yıl önce bugün
Kıbrıs ta 1963-1974 yılları arasında 11 yıl boyunca Adada ki Rumlar tarafından, Dünya devletlerinin ve
adadaki barış gücü askerlerinin gözleri
önünde her türlü mezalimin uygulandığı Kıbrıs Türk halkının, Anavatanımızın,
1960 Antlaşmalarından doğan garantörlük haklarını kullanarak Adaya yaptığı
çıkartma harekatı ile gerçek bir soykırımdan kurtarıldığı, yeniden doğduğu,
özgürlüğüne kavuşturulduğu gündür.
15 Temmuz 1974 günü Rumlar bir
bomba gibi patlayan en son oyunlarını kendi aralarında yaptıkları bir darbe ile
başlattılar. Oldu bitti ile Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlandığını ilan
etmişlerdi. Darbenin esas yöneticisi
Yunan Alayının komutanı idi. Rum ulusal muhafız gücü ele geçirdikleri
Kıbrıs Rum Radyosundan Cumhurbaşkanı Makarios’un öldürüldüğünü, yeni
Cumhurbaşkanının Nikos Samson’un olduğunu ve Kıbrıs’ta bir Helen Cumhuriyeti kurulduğunu ilan
ediyordu. Darbeciler 1960 yılında kurulan Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyetinin
bayraklarını resmi binalardan indirerek yakıyorlardı. Yunan Alayının Lefkoşa
Havalimanını da işgal ettiği haberini
yayıyorlardı.
Kıbrıs Türk Halkı son derece kötü
şartlar altında idi. Bayrak radyosu devamlı olarak Cumhurbaşkanı yardımcısı Sn.
Rauf Denktaş’ın “ Türkler evlerinden dışarı çıkmasınlar” mesajını duyuruyordu.
Kıbrıs’ı Yunan adası yapma ve enosisi gerçekleştirmek hayal ve arzusu ile
Rumlar Türklere karşı saldırıya geçmişlerdi. Amaçları Büyük idealleri ENOSİS için uyguladıkları
Akridas planı ile Adadaki Türklerin topyekün yok edilmesi, Enosis’e hayır
diyecek tek bir Türkün kalmamasıydı.
Anavatanımıza Yürekten bağlı olan
halkımız 1964 yılında Erenköy’de
gerçekleşen efsane kurtuluşun tekrar edeceğine inanarak büyük bir azimle
direniyordu. Kulaklarımız Ankara’dan gelecek seste,gözlerimiz Girne dağlarında
idi.
Rumlar Türkiye’nin adaya çıkartma
yapamıyacağına inandırılmıştılar. 20
Temmuz 1974 sabahı Türk paraşütlerinin ve helikopterlerinin göründüğü Girne
sahillerine çıkartma yapılacağı hiç kimsenin aklına gelmemişti. Türkleri yok
olmak üzere olan moralleri bu yıldırım harekatı ile doruk noktasına
erişmişti.Mutluluğumuz sonsuzdu. Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı Sn.Bülent
Ecevit’in heyecan dolu sesi TRT radyolarından Silahlı kuvvetlerimizin adaya
çıkartma harekatının başladığını bildiriyor ve adaya “savaş için değil barış
için ve yalnız Türk halkına değil, Rum halkına’da barış götürmek için gidiyoruz” diyordu.
Türkiye’nin müdahale edeceğine
inanmayan uzun yıllar mevzilerinden Türk mücahitlerine ‘Ne zaman Geleceksin’
şarkılarını dinleten ve alay eden Rumlar şaşkına dönmüşlerdi. Her tarafı yakıp
yıkmaya başladılar. Temmuz sıcağı da eklenince yeşil ada adeta cehenneme
döndürülmüştü. Hiç kimse bir dakika sonra ne olacağını bilemiyor
Ateşkes sonrasında kurtarılan Türk
bölgelerinde bulunan toplu mezarlar, acımasızca çocuk genç ihtiyar demeden
Rumlar tarafından katledilen Türklerin görüntüleri, içinde bulunduğumuz durum,
yapılan barbarlık, bütün dünyaya yabancı basın tarafından sergileniyordu.
Kurtuluş savaşımızda olduğu gibi Rumlar Mehmetçiklerin önünden kaçarlarken
geride kalan her şeyi yakıp yıkıyor öldürüyordu.
20 Temmuz günü başlayan harekatla
ve yaklaşık bir ay sonra 14 Ağustosta adanın doğusunda bulunan halkımızı
kurtarmak için gerekli görülen ikinci kurtarma harekatı yapılarak Türk halkının
can güvenliği sağlanmıştır.
Türk ulusunun milli davası olan bu
haklı dava hepimizin bildiği gibi yaklaşık yarım asırdan beri devam etmektedir.
Kıbrıs’a Barış ve ayni zamanda fiili
çözüm, 1974 Mutlu barış harekatı ile gelmiştir. 41 yıldan beri Kıbrıs’ta iki
halk arasında hiçbir olay yaşanmamıştır.
Kıbrıs meselesi hukuki bir mesele
değildir diyerek 1960 antlaşmalarını yok sayarak, Kıbrıslı Türklerle Türkiye
cumhuriyetinin haklarını inkar ederek atılan her adım Kıbrıs meselesinin
çözümüne değil daha fazla halledilemez hale gelmesine yaramaktadır.
Kıbrıs’ta arzulanan uzlaşma
yıllardan beri yaşananlar göz önüne alınarak, Rum halkı kadar Türk halkının da
eşit egemenlik hakkına sahip olduğunun kabulü ile mümkün olacaktır.
Adada köklü çözümden kaçan Türkler
değil Rumlardır. Türk Halkının isteği yaşanan tüm zorlukları göğüsleyerek,
şehitler vererek canları pahasına 15
Kasım 1983 yılında kurulan Milli benliği olan Bağımsız Egemen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yaşatılması
ve Anavatanımızın fiili garantör olarak, Türk halkının güvenliğini bu
gün olduğu gibi her zaman sağlamasıdır.
20 Temmuz 1974 mutlu barış
harekatının 41. yıl dönümünde Milli davamıza inanan ve son nefeslerine kadar
çaba gösterecek olan tüm vatandaşlarımız adına, Yüce Türk Ulusuna, Kahraman
ordumuza , mehmetçiklerimize, gazilerimize, mücahitlerimize şükran ve
minnetlerimizi sunar,Başta büyük kurtarıcımız Mustafa kemal Atatürk olmak üzere
ebediyete intikal eden büyüklerimize, Toplum liderimiz Dr. Fazil küçük’e Kurucu
Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaşa, vatan uğruna canlarını veren vatanın
gerçek sahibi olan tüm şehitlerimize
tanrıdan rahmetler dilerim.Sözlerime son verirken KTKD İstanbul şubesi
yönetim kurulu olarak davetimize
katılarak bizleri onurlandıran siz değerli konuklarımıza sonsuz saygı ve
sevgilerimizi sunarız.”
yilmazparlar@yahoo.com

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder