22.4.18

AJDA AHU GİRA-İDSA HANDAN BİRİM KÜLTÜR MERKEZi KONSERİ-YILMAZ PARLAR


PARLAR MEDYA  
Ajda Ahu Gira-İDSA Handan Birim Kültür Merkezi Konseri

 AJDA AHU GİRAY ANLATILMAZ DİNLENİR

Büyülü Ses, Şirin Sahne, Elit Seyirci…


Seyircilerin şarkılarla düşlere hayallere hatıralara yolculuk ettikleri konser gecesinde duygusal anlar yaşatan Ajda Ahu Giray sesi, yorumu ve zarif kostümüyle müzik severlerin gönüllerine yerleşti. 
Şarkı söylemek, duygu ve bağlantının bir dili. Bağlantının gözlerdeki sevinci ve heyecanı görmek, ses tonların, yükselen güçlerinde sevinç yaşamak, daha önce hiç söylenmeyen şarkı sözleri duymak. İşde böyle bir konserde yaşam yoluna devam diyorsunuz.

Fısıldar gibi söylenen şarkının her kelimesinde ayrı anlam ruhu, yaşatan, nereye giderse gitsin kalpten kendi kalbine ve kalplere söyleyen, yüreklere dokunan sanatcı, fransızca şarkılarda parıldıyan yeni ses, Ajda Ahu Giray’dan söz ediyoruz.
Kelimelerle ifade edilmeye mukdedir olmayan, ancak dinlenirse tanımlanan, Türkiyen’in Efsane şarkıcı Edith Piaf’ı şeklinde etiketlemek istesekde söylediği farklı ve özgün bir yorumu var, sanatcının.
Şarkılarıyla İnanılmaz iletişim kurma yeteneği var. Sahnede kendine söylüyor, duygusal köprü kurduğu seyircisinede söylüyor, şarkılarıyla kalpden kalbe uzanan bir yol çiziyor.   

İçden olunca iç güven kendiliğinden geliyor. Sahnede cesur, rahat, huzurlu, parıldayan bu haliyle dinleyicisine huzur veriyor.


Çok etkileyici orijinal organik sesi, derin sözleri ikisi birbirleriyle mükemmel bir şekilde adım atan ne kendi şarkıları ne de kendisi kimseye benzemiyor. Kendine güvenen cesaretine sahip sanatcının, özgün olmanın mantığını yerine getirdiğini hissediyorsunuz.


Müziğiyle, duyguyu etkileyerek, dinamik yüksek yeteneğiyle girdiği derinden rezonansla bedenlerimize ruh verip, zihinlerimize adeta kanatlar takarak hayal gücüne uçurdu, şarkılarında.. 


Bozkırda koştuk, çiçek bahçelerinde gezindik, denizlere açıldık. sevdiğimizle birlikde baş başa masada olduk, sevindik, neşelendik, dramatik etki yaratan kalp kırıklığı şarkılarında ağladık.


Tüm duyguları yaşatan sanatcı Ajda Ahu Giray, Yeşilköy İDSA Handan Birim Kültür Merkezinde 20 Nisan 2018 Cuma günü iki saatlik konser verdi.


Rahat huzurlu atmosfer yaratan konserdeki kolay dinlenen ruh müziği Repertuarda; Fransız Şarkılardan Portekiz Fadolarına kadar uzanan müzik yolu oluşturdu.


J' ai deux amours, La javanaise, I love Paris, Youkali, Et maintenant, Ne me quitte pas,

Medley Piaf; La vie en rose-Je ne regrette rien -Sous le ciel de Paris-Padam, Milord
Medley Aznavour-Piaf: La boheme-La foule-Emmenez-moi
El gibi, Sigaramın dumanına sarsam, Nazende sevgilim,
Fadolar;  Que Deus me perdoe, Nem as paredes confesso, Uma casa portuguesa, Havemos de ir a Viana, Eski fotoğraflar.
Le chant des hommes (kendi şarkılarından, Nazım Hikmet şiirinin bestesi İnsanların türküleri. .)
La vagabonde (kendi şarkılarından, denizlere acılıp kıyıları özlerim
La paresseuse (kendi şarkılarından)  gibi parçaları seslendirdi.

Saf duyguyla melodik, büyüleyici, çekici, zevkli, dürüst bir yürekten söylenen, işitsel sanat yaratan şarkıları dinlediğinizde; ruhsal dokunuşlarıyla hissettiğiniz duygu ve düşünceleriniz, onu dinlemenin tam bir ayrıcalık olduğuna tanıklık ediyor.

Sahnede olmayı seviyorum diyen sanatcı ile Sahne almadan önce Kulisde yaptığımız kısa söyleşide; Türkiye’nin Edith Piaf’ısınız şeklinde etiketlemizi, bunlar sadece klişeleşmiş etiket olduğunu, tüm kalbiyle, gelen tüm şarkıları eşit odak ve özveri ile söylediğini aktarıyor.

Şarkılara kişisel bir dokunuş ile eski bir popüler şarkıyı yeniden yaratdığını performansıyla, etkileyici olarak şarkının her satırını nasıl şekillendirdiğini gözlemliyoruz.


Albüm ile sorumuzu cevaplarken, sevenleri, dinleyenleri kendisini zorladığını şarkılarını bir kaçını tümünü bir arada bulmayı arzuladıklarını söylüyor.


Ajda Ahu “Albüm sayesindede dünyanın dört bir yanından gelen çeşitli insanlarla ilişki kurmaya farklılıklarımıza rağmen, düşündüğümüzden çok daha farklı olduğumuzu anlatmak için müziğim ışık tutabilir.”şeklinde sözüne ek getiriyor.

En büyük arzusu; Ülkeyi kendi alanında olumlu olarak yurt dışında tanıtmak. Dünyanın çok ülkesinde konserler vermek..

Doğru ekipmana sahip olmak, sesleri yakalamak doğru mikrofon türünün olması son derece önemli olduğunu söyleyen sanatcı kendisine eşlik edecek olan grubu oluşturan, Türk, Portekiz, Amerikan, İtalyan arkadaşlarını tanıştırıyor. Keman İlker Görgülü, Gitar Elia Casu, Kontrbas Aaron Goldsmith, Davul Riccardo Marenghi.


İtalyanca şarkılarıda repertuara alacak sanatcının kendi şarkılarıyla süper star olmaya en yakın sanatcı olacağı görüşündeyiz.


yilmazparlar@yahoo.com.

21.4.18

QR Kodlu Mobil Turizm Tanıtım Projesiyle Beykoz-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
QR Kodlu Mobil Turizm Tanıtım Projesi

BEYKOZ TURİZM SAHNESİNDE

QR Kodlu Mobil Turizm Tanıtım Projesi ile Turizm Haftasında Gündeme Beykoz oturdu. 

Dijital dünyasındaki bilgi - görselin paylaşımın en etkin unsurlarından ve temel özelliği bilginin akışını hızlandırmak olan QR kod ile mobilden Anadolu Hisarı’nın tarihi, tanıtılıcak. 

QR kod ile QR kodlu mobil tanıtımla, Beykoz, turizmin en çok ziyaret edilen yerlerden biri olarak hedefleniyor.



İstanbul’un ilk “QR Kodlu Mobil Turizm Tanıtım Projesi” tanıtmı için, Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek’in ev sahipliğinde 20 Nisan 2018 Cuma günü Küçüksu Kasrı’nda toplantı düzenlendi. İstanbul’un diğer ilçelerine de uygulanması planlanan QR kodlu turizm tanıtım projesinin açılış toplantısına, Turizm örgütlerin, Kamu, Yerel Yönetimler Başkan ve temsilcileri, turizm basın mensupları katıldılar.


QR kodlu mobil turizm tanıtım projesinin mimari diyebileceğimiz, Turizm Elçisi Arena Hotel’in sahibi Gül Küçükserim, Sultanahmet’den Beykoz’a yelken açtı.


Marmara surlarının güney kısmına yakın, Kadırga ve Cankurtaran semtleri arasında yer alan eski adıyla Sergius and Bacchus Kilisesi olan Küçük Ayasofya Camii,   Sfendon Duvarı ile ilgili projeleriyle birlikde pek çok turizm projelere imza atan, tarihi ve kültürel eserlerin korunmasında ve tanıtımında çok emekleri olan Gül Küçükserim, Anadolu Hisarı’nın tanıtımı için hazırladığı, QR kodlu mobil turizm tanıtım projesini yoğun uğraşları sonucunda hayata geçirdi.


Açılış konuşmasında Gül Küçükserim “İstanbul’un gizli cenneti olan, tarihi - doğal güzellikleriyle şiirlere ve şarkılara konu olan bu güzel semte, hayran kalmamak mümkün değil. Tarihe tanıklık etmek isteyenler, telefonlarına indirecekleri ücretsiz QR kodu ile Anadolu Hisarı ve çevresinin, geçmişten günümüze hikâyesini seçecekleri dilde öğrenecektir. İstanbullular ve turistler için, QR kodlu yürüyüş yolu haritamızı da hazırladık ve herkesi bekliyoruz. Gezilecek mekanlar arasında; Küçüksu Kasrı, Küçüksu Çeşmesi, Küçüksu Çayırı, Göksu Deresi, Anadolu Hisarı ve kalesi, Namazgâh, Anadolu Hisarı Camii, Meryem Ana Ayazması, Baruthane çayırı bulunuyor” şeklinde projesi hakkında kısa özet bilgi verdi.


Güzelce Hisar Eğitim Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Aynur Yavaş “Bu proje, Türk turizmine gönül veren, derneğimizin yönetim kurulu üyesi Gül Küçükserim tarafından düşünülerek, yoğun emek ve çalışmalarımızın neticesinde gerçekleşmiştir. Projemiz, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından beğenildi. Beykoz Belediye Başkanımız Yücel Çelikbilek’in ev sahipliğinde, Turizm Haftası’nda açılışını yapıyoruz. Şuan, Anadolu Hisarı çevresinde bulunan 7 adet QR kodlu mihenk taşlarının, önümüzdeki günlere 10’a çıkartılması planlanıyor” dedi. 


Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek “Beykoz hepimizin, Beykoz hepinizin. Beykoz’umuzu daha iyi tanıtmak için, birçok projeyi hayata geçirmekteyiz. Turizmde de bir atılım içerisindeyiz ve önümüzdeki dönemde turizmden daha fazla pay alacağız.” demekle Turizm hedeflerine cesaretle koşan ilçelerden biri olduğunu ifade etdi.  




Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı, “Beykoz, dünyanın incisidir.Turizme yönelik yapılmakta olan çalışmalar ile gelecek birkaç yıl içinde yerli ve yabancı misafirlerimizi daha fazla ağırlayacağız.”dedi. Yabancı turistin kişi başı harcamlarına örnek verdi.  


Projeye sponsorluk yapan VisiGlobe firmasının sahibi Ayhan Olgun, projeyle Anadolu Hisarı tarihini teknolojiyle buluşturmanın gururunu yaşadıklarını anlattı. 

Konuşmaların ardından, Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı, İstanbul İl Kültür Turizm Müdürlüğü ile turizm sektörü dernekleri TÜROB, TÜRSAB, TUREB, SKAL, İRO’nun üst düzey temsilcilerinin katıldığı protokol kısa bir turizm yürüyüşü sonunda Beykoz Kültür derneğin Folklor gösterisini izlediler.

Dünyadaki değişen trendleri yakalamak, rekabet yeteneğini artırmak, Turizmin güçlü aktörleri arasında yer almak, Turizmde çevreye duyarlı doğa miraslarına ve  Kültür miraslarına sahip çıkmakdan geçer. Onları muhafaza etmek ve gelecek nesillere aktarmak her bireyin sorumluluğundadır.  

Gül Küçükserim öz geçmişiyle ilgili özet bilgiler; Küçük Ayasofya Camii ve Sfendon Duvarı ile ilgili farkındalık yaratma projeleri dahil Sultanahmet’teki birçok projeye destek veren TÜROB Yönetim Kurulunda Genel Koordinatörlük, Eminönü Platformu Genel Sekreterliği, İstanbul Ticaret Odası Meslek Hizmetleri Komite Temsilciliği, Sultanahmet Rotary Kulübü Başkanlığı, ÖZBİ ve Eminönü İmar ve Kültür Dernekleri Yönetim Kurulu Üyeliği gibi birçok sivil toplum ve meslek örgütlerinde görev alan Sultanahmet’teki Arena Hotel’in sahibi Gül Küçükserim, kendisini tarihi ve kültürel eserlerin korunmasına ve tanıtımına adayan bir turizmcidir. Beykoz ilçesine bağlı Anadolu Hisarı’nda hayata geçirilen İstanbul’un ilk QR Kodlu Mobil Turizm Tanıtım Projesi, kendisinin projesidir. Henüz yeterince keşfedilmeyen Anadolu Hisarı’ndaki tarihi ve kültürel değerlerin tanıtılması hedeflenmiştir.  

“Sizleri, Anadolu Hisarını Keşfetmeye çağırıyoruz” diyen ilgililer Gezilecek yerler hakkında şu bilgileri verdiler.  


Küçüksu Kasrı: Bu yürüyüş turunuzda 18. yy da I. Mahmut döneminde yapılmış olan kalem işi süslemeli tavanları, değerli İtalyan mermeri şömineleri, mobilya, halı ve tablolarıyla eşsiz bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu Kasrı’na bayılacaksınız. Yanı başında duran, 33 yıldan beri erkek evlat bekleyen Osmanlı hanedanına III. Selim’i doğuran Mihrişah Valide Sultan adına, 1806 yılında oğlu tarafından yaptırılan kubbesi ve geniş saçakları, ampir bezemeleri, kitabeleri ile ilk günkü güzelliğini koruyarak, günümüze gelebilmeyi başarmış ender eserlerden olan Küçüksu Çeşmesini göreceksiniz.


 Baruthane Çayırı: Halkın yaşantısında önemli yeri olan tuluat, orta oyunu, meddah ve yağlı güreşlerin yapıldığı, saltanat kayıkları ile gelen saray erkânının da katıldığı etkinliklere ev sahipliği yapan Küçüksu ve Baruthane çayırı mesire alanlarını gezerken, bakır mısır kazanlarında kaynatılan mısırları ve mısır şenliğini anımsayacaksınız.


 Anadolu Hisarı: Biraz ileride İstanbul’un fethinden önce Yıldırım Beyazıt Han’ın yaptırdığı ilk Hisar olan, boğazın en dar yerinde, tepe üzerine kurulan Anadolu Hisarı bütün ihtişamıyla karışınıza çıkmaktadır. Bizans’a Karadeniz yoluyla yardım gelmesini önlemek ve Karadeniz’den gelecek tehlikeleri de karşılamak maksadıyla inşa edilmiştir.  Rumeli Hisarı ile birlikte, Anadolu Hisarı boğazların kontrol altına alınmasında Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu haykırırcasına mağrur, bayrağımızı gururla dalgalandırmaktadır.     


 Göksu’da sandal sefaları: Anadolu Hisarı’nın altında,  asırlık çınar ve ıhlamur ağaçlarının gölgesinde akan,  en büyük aşkların yaşandığı, şiirlere, şarkılara konu olan, âşıkların buluşmalarına şahitlik eden Göksu; dile gelse de anlatsa bizlere sandal sefalarını… 


 İlk Namazgah: İstanbul’un nüfusu 2 milyon iken, bir günde 36 Şehir Hayriye vapurunun yanaştığı, tarihi Anadolu Hisarı vapur iskelesinin biraz ilerisinde karşıda duran Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan,  fetih den sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından yeniden inşa ettirilen,  Anadolu Hisarı Camiisini görebilirsiniz. Tuğladan yapılmış minaresi, güneşe bakılarak zamanın tayin edildiği üçgen şeklinde taş âlemi ile İstanbul kadısının adını vererek yaptırdığı Sinaneddin Yusuf efendi ‘’Muhaşşi ‘’ Mescidi’ni gezebilir ve askerlerin ibadeti için Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan ilk Namazgâhı görebilirsiniz.  


 Aya Panaiya Ayazması: İstanbul’da yaşayan Rumların, Ermenilerin, hastalıklara şifa verici olduğuna inandığı, kutsal ayazmalarının bulunduğu bölge olan Göksu’da, ilkbahar ve sonbaharda, laternalar çalarak, fener alayları eşliğinde sabahlara kadar eğlenceler düzenledikleri ayazma ziyaret günleri, Göksu Panayırı namı ile anılırdı.  Aya Panaiya Ayazmasını ziyaret edebilirsiniz. 


 Mihrabat korusu: İstanbul boğazına hâkim, yeşillikler içindeki 200 dönüm Mihrabat korusu ve içinde 15 bin 300 bitki türü yer alan Otağ tepe, Fatih Sultan Mehmet köprüsünün en güzel göründüğü masalsı İstanbul boğazı görüntüleriyle, özellikle gün batımında muhteşem fotoğraflar çekmeniz için sizleri davet ediyor. 


 Sanatkar atölyeleri: Ayrıca, Göksu Deresi üzerinde kurulmuş olan çanak çömlek atölyelerinde bu sanatın yapılışını izleyebilir, Paşabahçe şişe cam fabrikasındaki cam ustalarını bünyesine alan cam atölyelerini gezebilir,  özel tasarım ürünleri inceleyebilirsiniz. Ahşap merakı olanlar, ahşap sanatını icra ederek geleceğe nadide eserler bırakan Kündekari ve Mukarnas sanatı ustası olan Hasan Usta’nın atölyesini gezmeyi unutmasınlar. Mescid-i Aksa Camii’sinin minberini aslına uygun olarak yapan Hasan usta, ahşap süsleme sanatında kullanılan tüm teknikleri bilip atölyesinde uygulamaktadır.  


yilmazparlar@yahoo.com

19.4.18

SKAL International Istanbul Kulübü-nisan 2018-swiss hotel-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
SKAL International Istanbul Kulübü Nisan 2018 Toplantısı

TURİZM VE SANAT İLİŞKİSİ

Evrensel ve barışcıl olması, SKAL International Istanbul Kulübün, geleneksel aylık toplantısında bir kere daha ayrılmaz bütünlüğü dile getirildi.


SKAL International Istanbul Kulübü, geleneksel aylık toplantısını 18 Nisan 2018 Çarşamba günü  Swiss  the Bosphorus Hotel Genel Müdürü Uğur Talayhan’ın ev sahipliğinde, Swiss  the Bosphorus Hotelde gerçekleşti.


Turizm haftası tarihinede raslayan toplantıya Eski Dünya SKAL Klübü Başkanı Hülya Aslantaş, Uluslarası SKAL Dernekleri Federasyon Başkanı Faik Alsaç, Eski dönem Uluslarası SKAL Dernekleri Federasyon Başkanı Deniz Anapa, Geçen Dönem SKAL International Istanbul Kulübü Başkanı Fatma Bahar Birinci, TAF Başkanı Yalçın Manav, Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe, SKAL International  İstanbul Yönetim Kurulu –Üyeleri ve Bedri Baykam konuşmacı olarak katıldılar.


Klüp Genel Sekreteri Can Arınel’in Gündem sunumundan sonra, Yeni Başkan Ata Eremsoy yönetim kurul üyeleri As Başkan Ayşe Önen, Selma Tatar, Dr. Özen Kırant Yozcu ve Mustafa Devrim Yalçın’ı yanına alarak birlikde geleneksel “SKAL Toast” yaptırdılar.


Başkan Ata Eremsoy Turizm kelimesinin harfleriyle başlayan özgün tanımını; “Turkiye Turizmde, uluslar arası ekonomik olarak, Rakiplerin önüne geçebilecek, İlkelerin yaşandığı, yaşatıldığı ve yaşanabileceği, Zenginlikleri üzerinde taşıyan, Dünya medeniyetlerin Beşiğidir.”şeklinde yaptı.



15-22 Nisan Turizm Haftası, 23 Nisan Ulusal egemenlik ve çocuk bayramı, 28 Nisan Dünya SKAL günü olarak Nisan ayının önemli tarihlerin altını çizdi.



Başkan Ata Eremsoy turizmin kısa vadeli evrimini izlemeyi ve sektöre uygun ve zamanında bilgi sağlamayı amaçlayan açıklamada bulundu. Verilerle  UNWTO Dünya Turizm Barometresinden, Turizm Pazarı Eğilimlerini  paylaştı.


UNWTO’ya göre; Dünya çapında uluslararası turist sayısı % 6 arttığını, en büyük destinasyonlarda sürekli büyüme ve diğerlerinde istikrarlı geri sıçrama verdiği sonuçları tabloda açıkladı. Dünya Turizmi Kuzey Yarıküre'nin kış mevsimi ve Güney Yarımküre'nin yaz mevsimi olarak, Dünya çok az istisna dışında genel olarak olumluydu. Önceki yıllarda destinasyonların mücadelelerine devam ederek, güçlü büyümenin adeta tadını çıkarmaya devam ettiği gözlemlendi.



Herkes için sevindirici bir haber olarak, sırasında olumsuz olaylardan etkilenen yerler çok kısa bir sürede iyileşmenin açık işaretlerini gösteriyor olması..

Sürdürülebilir turizm geliştirmeye, devam eden örgüt turizmin gelişmesi ve büyümenin geleceğini her üç sütun ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik - büyüme olarak faliyetlerine devam ediyor.


Başkan  Eremsoy UNWTO Dünya Turizm Barometresi ve İstatistik Eki 2016 yılındaki uluslararası turizm analizi raporunda, uluslararası ziyaretlerin sayısı bir önceki yıla göre artarak 1 milyardan fazla bir buçuk milyara yaklaşmasını vurgulayarak bu pastadan pay almak için turizmcilerin ufkunu açtı.


Başkan Ata Eremsoy, Leonardo da Vinci’nin doğum günü 15 Nisan’ı Dünya Sanat Günü” olarak seçtiren, UPSD (Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği) başkanı Bedri Baykam’ı Sanatsal hayatının  turizme yansıması sanatın turizme olan ilişkisini değerlendirmek üzere sanat hakkında konuşması için devet etdi. Herkes tarafından bilinen biyografisine rağmen pek çok şapka taşıyan sanatında devrim yapan sanatcı Bedri Baykam’ın öz geçmişini özetledi.
Bedri Baykam önce sanatın turizm gibi evrensel olduğunu barış dili olduğunu vurguladı. Sanatın varlığında savaşların olamıyacağını, barış yalnızca tek sanatla sağlanabileceğin altını çizdi.
Birkaç özel müze haricinde sanat eserlerin sergileneceği müzeye devlet desteğinin olmayışını vurguladı. Ata’mızın sanatcıya değer vermesini yeni kurulan Cumhuriyetimizin kısır bütçesine rağmen sanatcılara verdiği destekleri örnekledi. “Sanatçılardan eser satın alınır, sanatçıyı her alanda teşvik ederlerdi.”dedi
İstanbul Modern ve İnci Aksoy’un sanal müzeleri haricinde Devletin bir adet bile Modern sanat müze olmayışını dile getirdi. Zaten destek olmuş olsa Atatürk Kültür Merkezi kapatılmazdı şekinde . serzenişte bulundu. Turizm ve sanat olarak Paris’den örnek verdi. Gerçekden Türkiye turizm hedefi olarak her yıl turist  çeken Paris’e kulesi için gidilmiyor.

Fransa’da tarihi 17. yüzyıla dayanan kültür politikaları, anayasa ile güvence altında. Sanatçılar için sosyal koruma ve herkesin kültüre erişimi bu politikaların en önemli iki unsuru.
Paris Şehir Tiyatrosu yılda 424 temsil yapıyor, 250 bin kişiye ulaşıyor. Toplam bütçesi 14 milyon avro, bunun 10.5 milyonunu Paris Belediyesi karşılıyor.
Fransa’da kültürel faaliyetlere ayrılan devlet bütçesi 4 milyar avro. Bu, toplam bütçenin yüzde 1.5’i ediyor. Yerel yönetimler de benzer meblağlar aktarıyorlar; çünkü kültürel faaliyetlerin bütçesi, merkezi ve yerel yönetim tarafından eşit olarak paylaşılıyor. Özel sektörün desteği yüzde 0.1 ile sınırlı.
Devlet, temsillerin düzensiz aralıklarla yapılmasından zararın giderilmesini ve işsiz kalan sanatçıların korunmasını sağlıyor.
Bir yıl içinde 900 saat çalışan sanatçılar işsizlik ödeneğinden yararlanıyor.
Devlet 5 ulusal tiyatroyu, 39 bölgesel tiyatroyu, 69 ulusal sahneyi, 627 tiyatro topluluğunu, 19 çağdaş dans merkezi ile 258 koreografi grubunu destekliyor.
Tiyatrolar KDV’den muaf tutuluyor. Ama devlet tiyatrolara verdiği sübvansiyonlar üzerinden o vergiyi mahsup ediyor.
Bu örnekden alacağımız dersle ve uyguladığımız takdirde ancak turizmimizi geliştirebiliriz.

yilmazparlar@yahoo.com