22.11.17

33. İSEDAK toplantısı -Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
33. İSEDAK toplantısı



33. İSEDAK toplantısı  

Ulaştırma Koridorlarının Artan Önemi


30 yıllık bir küreselleşme sürecinin ardından bugün geldiğimiz noktada, kıtalararası ticaret hacmi devasa boyutlara ulaştı.

Küresel gayri safi hasılanın %50,6’sını oluşturan uluslararası ticaretin 2050 yılına kadar %350 artması bekleniyor .
Ekonomik çekim merkezinin gelişmekte olan ekonomilere doğru kayışı ve tedarik zincirlerinin küreselleşmesi kaliteli ve kesintisiz ulaştırma altyapılarının önemini giderek arttırdı.

Artık, altyapıların iyileştirilmesinin ötesine geçen bir ulaştırma ve lojistik anlayışını benimsememiz bir zorunluluk haline geldi.

Bu anlamda, biz politika belirleyiciler ulaştırma politikalarını, “koridor” perspektifli yaklaşımlar temelinde belirlemekle yükümlüyüz.   
Ulaştırma koridorları, ulaştırmanın önündeki fiziki engellerin kaldırılması kadar, fiziki olmayan engellerin bertaraf edilmesi ve güzergâh ülkeleri arasında işbirliğinin geliştirilmesini içeren önemli fırsatlar sunuyor.

Taşımacılık maliyetleri ve sürelerde sağladığı kısalma sayesinde, ulaştırma koridorları tüm güzergâh ülkeleri için ekonomik kalkınmanın yolunu açabilmektedir. 
Bu bağlamda, ulaştırma koridoru kavramı özellikle son yıllarda bölgesel ve uluslararası platformlarda büyük önem kazandı.

İSEDAK da koridorların önemine kayıtsız kalmadı, bu önemli toplantıyı düzenleyerek bizleri bir araya topladı.

Biz de çok önem verdiğimiz bu konudaki yaklaşımımız ve çalışmalarımızı sizlerle paylaşmak adına ulaştırma koridorlarına dair bir ülke raporu hazırladık ve bu toplantı vesilesiyle sizlerle paylaştık.

Türkiye’nin Ulaştırma Koridorlarına Bakışı


Kıtaları birbirine bağlayan konumu ile Türkiye, yükselen Asya ekonomileriyle Avrupa ve Afrika arasındaki önemli ticaret güzergâhlarının üzerinde yer alıyor.

Bunlardan en önemlisi şüphesiz ki Avrupa ile Çin arasındaki ticaret güzergâhı.
Öyle ki, 2016 yılında, Avrupa Birliği ile Çin arasında bir günlük ticaret hacmi 1 Milyar Doları geçti.  Bu ticaret akışının artarak devam etmesi ve 2025 yılında yıllık 740 Milyar Dolara yaklaşması bekleniyor. 
Deniz taşımacılığı bu ticaret akışlarında en çok kullanılan mod olmakla birlikte, bahsettiğim devasa rakamlar göz önüne alınarak kara bağlantılarının ve çok-modlu ulaştırma alternatiflerinin geliştirilmesi gerekiyor.
Bu bağlamda, sürdürülebilir ve çevreci bir uluslararası taşımacılık için özellikle demiryolu ve kombine taşımacılığına dayalı ulaştırma koridorlarının geliştirilmesi elzem.

Nitekim Birleşmiş Milletler’in Avrasya ulaştırma bağlantıları ve Kuşak ve Yol güzergâhına ilişkin yaptığı çalışma, demiryolu ve çok-modlu ulaştırma koridorlarının deniz taşımacılığına göre süre ve maliyet bakımından daha rekabetçi olabileceğini karşılaştırmalı istatistiklerle ortaya koydu. 

Burada ortaya çıkan diğer bir bulgu ise, Kuşak ve Yol güzergâhının başarısının ülkelerin Avrasya koridorlarını geliştirmeye yönelik bölgesel çabaları ve işbirliği faaliyetlerine bağlı olduğudur.

Raporumuzda da kaydedildiği üzere, Türkiye “bölgesel ve entegre ulaştırma koridorları” perspektifini benimsiyor.
Bu bağlamda, son 15 yıllık ulaştırma politikalarımızın temelini, bölgemizdeki ulaştırma koridorlarına yönelik tamamlayıcı ve kapsayıcı bir bakış açısına dayandırdık.

Avrasya bölgesinde güvenli, ekonomik ve rekabet edebilir ulaştırma bağlantıları kurmaya yönelik çabalarımızı sizlerle paylaşmak isterim.


Fiziksel Bağlantılarının Sağlanması

Bir ulaştırma koridorunun işlerliğinin sağlanması için önkoşul kaliteli ve kesintisiz ulaştırma altyapılarıdır.

Biz, ulaştırma altyapılarımızı iyileştirmek ve uluslararası taşımacılık güzergâhlarındaki eksik bağlantıları tamamlamak üzere son 15 yılda 362 Milyar Dolar TL yatırım gerçekleştirdik.

Ayrıca, kamu kaynaklarıyla sınırlı kalmayarak yap-işlet-devret mekanizmasını etkin kullandık ve dev projeler tamamladık.

Ülkemizi, yüksek kaliteli demiryolu ve karayolu ağları tesis ederek, doğu-batı ve kuzey-güney eksenlerinde bir transit ülke konumuna getirdik.

Bu çerçevede, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi, Edirne’den Kars’a uzanan Hızlı Tren Projelerimiz, Marmaray, Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattı, Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Çanakkale Köprüsü, Avrasya Tüneli, 3 Katlı İstanbul Tüneli ve Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyol Projemiz ile Avrasya ulaştırma bağlantıları için gelişmiş bir altyapıyı, çok şükür tamamlamış olduk.

Bu projeler içinde, koridor odaklı altyapı yatırımlarına ve bu amaçla ülkeler arasında kurulabilecek işbirliğine çok güzel bir örnek teşkil eden Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projemize özellikle vurgu yapmak istiyorum

Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasında üçlü bir anlaşmaya dayanan projenin açılışını, 30 Ekim 2017’de Türkiye ve Azerbaycan Devlet Başkanları ile Gürcistan, Kazakistan, Özbekistan Başbakanları ve çok sayıda Bakanın iştirakiyle gerçekleştirdik.

Bu demiryolu hattı ile ülkemizin Pekin’den Londra’ya kesintisiz demiryolu bağlantısı kurma hedefini de hayata geçirmek bizlere nasip oldu.

Bu proje sayesinde, Çin’den Orta Asya’ya, oradan da Hazar Denizine ulaşan bir ulaştırma koridoru, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattıyla ülkemize bağlanıyor.

Başlangıçta 1 milyon yolcu ve 6.5 milyon ton yük taşıma kapasitesine sahip olacak bu hattın 2034 yılında 3 milyon yolcu ve 17 milyon ton yük kapasitesine ulaşmasını öngörüyoruz.

Türkiye’nin coğrafi konumu sayesinde bu koridor Avrupa’ya ve liman bağlantılarımızla Afrika’ya kadar uzanan ekonomik, güvenli ve rekabet edebilir bir koridora dönüşecek.


Fiziki Olmayan Engellerin Kaldırılması
Değerli Meslektaşlarım,

Değinmek istediğim ikinci husus, ulaştırmanın önündeki fiziki olmayan engellerin kaldırılmasının ulaştırma koridorlarının gelişiminde oynadığı anahtar roldür.

Bu engeller, maliyetleri ve taşımacılık sürelerini yükseltiyor.

Dünya Bankasının 2016 Lojistik Performans Endeksinin ortaya koyduğu veriler, fiziki olmayan engellerin gelişmekte olan ülkelerin rekabet edebilirliğine önemli ölçüde zarar verdiğini göstermektedir. 

Bu çerçevede, uluslararası taşımacılıkta serbestleştirme, uyumlaştırma ve kolaylaştırma politikaları temel önceliklerimiz.

Özellikle, 3 kıtadan 70 ülkeye yaptığımız kara taşımacılığında, 59 ülkeyle ikili karayolu anlaşması imzaladık ve bunlardan 24’üyle tam serbestleşme sağladık.

Sınır kapılarının modernizasyonu ve sınır geçişlerinin kolaylaştırılmasının yanı sıra BM bünyesindeki temel taşımacılık anlaşmalarının da hemen hepsine taraf olarak, uluslararası transit taşımacılık için en çok tercih edilen ülkelerden biri konumuna yükseldik.
Kombine Taşımacılığın Geliştirilmesi

Şüphesiz, bir ulaştırma koridorunun temel unsurlarından biri de kombine taşımacılık imkânlarını barındırmasıdır.

Bu anlamda, farklı ulaştırma modları arasındaki dengeyi sağlamak ve kombine taşımacılığı geliştirmek üzere, demiryolu yatırımlarımıza büyük ağırlık veriyoruz.

Gerek yeni hızlı tren hatlarının yapımı, gerekse mevcut hatların iyileştirilmesi için 2003 yılından itibaren son 14 yılda 60.2 Milyar Türk Lirası kamu yatırımı yaptık.

Demiryolu alanında serbestleşmeye giden yasal bir düzenlemeyle demiryolu taşımacılığında yeni bir dönem açıldı, demiryolu yük taşımacılığında blok tren uygulamalarına geçilerek büyük artışlar sağlandı.

Öte yandan, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak, RO-RO ve tren feri hatları konusundaki tecrübelerimizle Akdeniz, Karadeniz ve Kuzey Afrika’ya uzanan çok modlu taşımacılık ağlarını etkin olarak kullanıyoruz.

Lojistik Kapasitenin Geliştirilmesi

Son olarak, lojistik hizmetlerin ulaştırma koridorları için taşıdığı hayati önemin altını çizmek isterim.

Yük taşımacılığının son teknolojik imkânlarla kolaylaştırılması, depolama ve aktarma hizmetlerinin geliştirilmesi ticaret akışlarının belli koridorlar üzerinde yoğunlaşmasına vesile oluyor.

Türk lojistik sektörü, 39 Milyar Avro’ya yaklaşan piyasa hacmiyle bölgesinde önemli bir yere sahiptir.

Türkiye’nin Onuncu Beş Yıllık Kalkınma planında öncelikli sektörlerden biri olarak belirlenen Lojistik Sektörüne yönelik kurumsal ve yasal çerçeveyi geliştirme çabalarımız devam ediyor.

Bunun yanı sıra, ülke çapında 21 Lojistik Merkezin inşası planlanmış olup, bunların sekizi işletmeye açıldı.

Bu çabalarımızın, içinde bulunduğumuz koridorların çekim merkezi haline gelmesine önemli katkılar sağlayacağı kanaatindeyim.

Sözlerime son verirken, böylesi önemli bir konuda bizleri bir araya getiren İSEDAK Sekretaryasına teşekkür etmek istiyorum.
Burada yaptığımız görüş alışverişi, deneyimlerin paylaşılması ve yeni işbirliği girişimlerinin başlatılması açısından büyük önem taşıyor.

Konuşmamda bahsettiğim üzere, ulaştırma koridorları bugün ticaret ve kalkınmanın anahtarı haline geldi.

Koridorların geliştirilmesi ise, aynı koridor üzerindeki ülkelerin ortak hareket bilinci ve işbirliği ile yakından ilgili.

Bu farkındalığın artırılması açısından bu toplantının önemli bir adım olduğuna inanıyorum.

Çok geniş bir coğrafyada yer alan İslam âleminin, İİT çatısı altında kurulacak işbirliği mekanizmaları çerçevesinde ulaştırma alanında koridor bilinciyle çalışmalar yapması gerektiği inancıyla sözlerime son veriyor hepinize saygılarımı sunuyorum.

yilmazparlar@yahoo.com





20.11.17

Otellerde deprem eğitimi seferberliği-Yılmaz parlar


PARLAR MEDYA  
Otellerde deprem eğitimi seferberliği

Otellerde deprem eğitimi seferberliği


TÜROB’un İstanbul Valiliği Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) işbirliğiyle başlattığı otel çalışanlarına yönelik düzenlediği deprem eğitimlerinde eğitim verilenlerin sayısı yaklaşık 5 bin kişiyi aştı. Hedef 10 bin personele deprem eğitimi vermek.


Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) ve İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), deprem eğitimine önemli bir projeye imza atıyor. TÜROB ve AFAD işbiriliyle otellerde çalışan personele yönelik deprem sırasında alınacak tedbirleri kapsayan ‘Acil Durum Farkındalık Eğitimi’ projesi yeniden başladı. Eğitimin ilk etabı dün Hilton İstanbul Bosphorus Hotel’de düzenlendi. TÜROB Başkanı Timur Bayındır’ın yanı sıra İstanbul Vali Yardımcıları İsmail Gültekin ve Halil Serdar Cevheroğlu ile AFAD İstanbul İl Müdürü İbrahim Tarı’nın da katıldığı etkinlikte teorik eğitimin yanı sıra AFAD’ın deprem simülasyon tırı ile 7.3 büyüklüğündeki depremin birebir simülasyonu gerçekleştirildi. Açılışta konuşan TÜROB Başkanı Timur Bayındır, bugüne kadar 5 binden fazla otel çalışanının deprem eğitimi aldığına dikkat çekerek, hedefin kısa süre içinde 10 bin çalışana eğitim vermek olduğunu belirtti.



Hedef olası riskleri en aza indirmek

“Bulunduğumuz coğrafya sebebiyle ülkemiz doğal afetlere açık bir konumdadır. Özellikle yoğun popülasyonu ve ülkemizin en merkezi şehri olması sebebiyle İstanbul'daki var olan riski daha da arttırıyor” diyen Bayındır, şu bilgileri verdi: “Yakın zamanda, ülkemizin sahil şeridinde ve komşularımızda yaşanan depremlerle, maalesef ki deprem hadisesinin önemini bir kez daha hatırladık. Olası riskleri en aza indirgeyebilmek adına, İstanbul Valiliği Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Birliğimiz arasında bir işbirliği çalışması başlatmıştık. Bu işbirliği ile 2013-2015 yılları arasında otellerde çalışan personele yönelik ‘Acil Durum Farkındalık Eğitimi’ Projesi başlatılmış ve ‘Temel Farkındalık Eğitimleri’ düzenlenmiştir. Proje neticesinde 5 binin üzerinde otel çalışanı eğitim aldı. Projenin, toplumsal ve sektörel önemi dikkate alınarak, yeniden başlatılması konusunda gerekli koordinasyon Birliğimiz ve AFAD arasında sağlandı.”

AFAD gönüllüsü
‘Deprem Eğitimi Projesi’ ile çalışanların  deprem bilincini artırmak, oluşacak zararlar ve kayıplar konusunda farkındalık oluşturmak ve buna göre önlem alınmasını teşvik etmek olduğunu kaydeden Bayındır, “Eğitim alan personelin kendileri ile birlikte ailelerine ve çevrelerine olan faydasını düşündüğümüzde, çarpan etkisiyle çok daha büyük bir kitleye ulaşıldığı ve projenin toplumsal bir etkisi olduğunu görebiliriz. Bu eğitimler bir başlangıç olduğunu. Devam edecek kapsamlı eğitimler ile otel çalışanlarımızın birer AFAD gönüllüsü olma yolunda ilerleyeceğini ümit ediyorum” dedi.

yilmazparlar@yahoo.com

19.11.17

Isınma Kurultayı bu yılki sloganı “Enerjini Depola, Geleceğini Kurtar”-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
Isınma Kurultayı bu yılki sloganı “Enerjini Depola, Geleceğini Kurtar"

EGD’nin Küresel Isınma Kurultayı bu yılki sloganı “Enerjini Depola, Geleceğini Kurtar”

İsmail Gülle, “Gelecek 100 yıl içinde Türkiye’nin iklimi, Afrika iklimine sahip olabilir”
Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından düzenlenen IX.Küresel Isınma Kurultayı, 17 Kasım 2017 tarihinde, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşti. Uluslararası logitrans Transport Lojistik Fuarı  kapsamındaki PILTECH Pil Teknolojileri ve E-mobilite Zirvesi ile birlikte düzenlenen kurultaya, ekonomi muhabirleri, akademisyenler, iş dünyası ve sivil toplum örgütleri yoğun ilgi gösterdi. 
EGD, çevre sorunlarının yarattığı olumsuz sonuçların küresel çerçevede ortaya çıkmasıyla beraber “Yaşadığımız tek dünyada, hepimiz aynı gemideyiz” gerçeğinin tüm yönleriyle anlatılması gereğinden hareketle kamuoyunu bilinçlendirmeye devam ediyor.Kurultayın açılış konuşmasını yapan EGD Başkanı Celal Toprak, “Geçtiğimiz kurultaylarda yenilebilir enerji konularını masaya yatırmıştık. Bu yılki kurultayda enerjinin depolanmasını konusunu gündeme taşıyoruz. Yaşadığımız dünyanın aynı zamanda gelecek kuşaklara ait olduğu bilincini taşıyarak, toplumsal bilinci arttırmayı sürdüreceğiz” dedi.
Toplantıda, IX.Küresel Isınma Kurultayı ödülleri verildi. Uyumsoft’a verilen Çevreye Katkı Ödülünü Uyumsoft Başkanı Mehmet Önder; Acar’a Çevre Dostu Ödülünü Acar Group Başkanı Zekeriya Acar; İnsana ve Doğaya Saygı Ödülünü AL Danışmanlık Genel Müdürü Ayşen Laçinel aldı.

Türkiye, küresel ısınmadan etkilenecek ülkeler arasında 41. sırada



Türkiye’nin, küresel ısınmada en çok etkilenecek ülkeler arasında 41. sırada yer aldığının altını çizen İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, şunları söyledi:


“Enerji yoksa, gerisini anlatmaya gerek yok. Küresel ısınma denildiğinde, aslında hepimiz bir şeyleri biliyoruz, ama çok şeyi de aslında bilmiyoruz. Kutuplardaki buzullardan haberdarız, birçok canlı türünün neslinin tükendiğini gözlemliyoruz, çölleşme artarak sürüyor. Küresel iklim değişikliğinin ekonomiye etkisi 2 trilyon dolara mal olduğu belirtiliyor. Ülke olarak küresel ısınmayı önleme konusunda gerekli adımları atmalıyız. Gereken adımlar atılmazsa, gelecek 100 yıl içinde, Türkiye’nin iklimi, Afrika iklimine sahip olabilir. Ülke olarak hedeflerimiz büyük. Geleceğe yön vereceksek, enerjimize sahip çıkarak, onu verimli kullanmalıyız” dedi.


Ekonomi muhabirleri, küresel ısınmayı değerlendirdi

IX.Küresel Isınma Kurultayının ilk oturumunda, ekonomi basını küresel ısınma ve enerji konusundaki görüşmelerini paylaştı. Ekonomist Dergisi Enerji Muhabiri Özlem Bay, Dünya Gazetesi Reel Sektör Muhabiri Sercan Akıncı, Sözcü Gazetesi Enerji Muhabiri Taylan Büyükşahin ve Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Çağdaş Cengiz’in konuşmacı olduğu paneli Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis yönetti.


Mehmet Reis, IMF Başkanını sözlerine dikkat çekti


Oturumun açılışında Mehmet Reis, “Geçtiğimiz günlerde yapılan ekonomik forumda IMF Başkanı Christine Lagarde, küresel ısınma ve iklim değişikliği hakkında açıklamalar yaparak, ‘-Pişeceğiz, kızaracağız ve kavrulacağız’ dedi. Önümüzdeki 50 yılda bizi karanlık bir geleceğin beklediğine işaret etti. Her birimiz, bu konuyu gündemlerimize alarak, verimli topraklarımızı gelecek nesillere ulaştırmalıyız. Sürdürülebilir tarım stratejisini oluşturmalıyız. Kızılderili atasözünde söylendiği gibi ‘Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, ben buna son arı öldüğünde bölümünü de ekliyorum, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak’ sözünü de her zaman hatırlamalıyız. Mahatma Gandi’de ‘Dünya, herkesi doyuracak kadar kaynağa sahiptir. Ama herkesin açgözlülüğünü doyuracak kadarına değil diyerek, milyonlarca insanın aç kalmasının nedeni açıklık getirmeye çalışmıştır” dedi.


Türkiye’ye, yenilebilir enerjide 28 milyar dolar yatırım çekilebilir


Ülkemizde son 15 yılda yenilebilir enerji konusunda büyük yatırımların olduğunu kaydeden Ekonomist Dergisi Enerji Muhabiri Özlem Bay, “Bugün itibariyle ülkemizin yaklaşık 35 bin megawatt yenilebilir enerji kapasitesi bulunuyor. Toplam enerji üretimi içerisindeki payının, yüzde 50’ye çıkması hedefleniyor. Gelecek yıllarda bu alanda yatırımlar devam ederken, ülkemizin 28 milyar dolara yakın yenilebilir enerji yatırımı çekebileceği öngörülüyor” dedi.
Ülkemizin sanayi devrimlerini kaçırdığını anlatan Sözcü Gazetesi Enerji Muhabiri Taylan Büyükşahin, “Yenilebilir enerji ve yenilebilir enerjinin depolanması konularında geride kalıyoruz. Ülkemizde nasıl otomotiv sektörü, gıda sektörü gibi sektörler ön planda ise, enerji sektörü de ön plana çıkarılmalıdır ve bu alandaki ilgi de arttırılmalıdır. Biz de ekonomi gazetecileri olarak enerjiyi daha çok ön plana çıkartmalıyız” dedi.
Dünya Gazetesi Reel Sektör Muhabiri Sercan Akıncı, “Toplantıya gelmeden önce kendi karbon ayak izimi bir değerlendirdim ve uçak seyahatim nedeniyle bana 5 dünyanın gerektiğini gördüm. Enerjinin depolanmasında sıkıntı yaşamaya devam ediyoruz. Elektrikli oto, enerjinin depolanmasında piller konu vb konuları daha yoğun gündeme almalıyız. Şirketlere burada büyük bir rol düşerken, fırsatlar da bulunuyor” dedi.
Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Çağdaş Cengiz, “Küresel ısınmada bireylerden öte, ülkelerin bu konuda daha etkin kararlar alarak, adımlar atması gerekir. Finans-capital açısından, insanın ve doğanın uyumu çok önemli olmayabiliyor, kağıtlardan gelir kazanmak daha öncelikli planlarında oluyor. Geleceğe yaşanabilir bir dünya bırakmak için bireyler, özel sektör ve dünya olarak topyekün işbirliği içerisinde olmayız” dedi.


IX.Küresel Isınma Kurultayı ödülleri


Uyumsoft’a Çevreye Katkı Ödülü - Uyumsoft Başkanı Mehmet Önder

Acar’a Çevre Dostu Ödülü - Acar Group Başkanı Zekeriya Acar
İnsana ve Doğaya Saygı Ödülü - AL Danışmanlık Genel Müdürü Ayşen Laçinel

yilmazparlar@yahoo.com

Türkmenistan’ın 26. Bağımsızlık günü.-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
Türkmenistan’ın 26. Bağımsızlık günü

Türkmen-Türk ilişkileri yüksek boyutlara erişmiştir.

Türkmenistan İstanbul Başkonsolos Myratgeldi Seyitmammedov Türkmenistan’ın 26. Bağımsızlık günü kapsamında 16 Kasım 2017 Perşembe gecesi Hilton Boshorus Hotelde verdiği resepsiyon konuşmasında “Türkmen-Türk ilişkileri yüksek boyutlara erişmiştir”dedi

Myratgeldi Seyitmammedov 26. Bağımsızlık günü kapsamındaki resepsiyondaki konuşmasının büyük bir kısmını Türkiye-Türkmenistan ilişkileri oluşturdu.
Seyitmammedov “Bağımsızlık dönemlerinde Türkmen-Türk ilişkileri yüksek boyutlara erişmiştir. Türkmenistan’ın Bağımsızlığını ilk tanıyan ülke Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Bugün ikili ilişkilerimiz kalite bakımından yeni bir seviyeye çıkmıştır. İki ülke devlet başkanları arasında düzenlenen üst düzey görüşmeler ve istişareler bunun açık göstergesidir.”şeklinde iki ülkenin ilişkilerinin yüksek düzeyde olduğunun altını çizdi.

Gerçekleşen resepsiyona; Amerika İstanbul Baş Konsolosluk Politika Ekonomi Şef Yrd. Robert Kris, Beyoğlu Belediyesi, Dış İlşişkiler Koordinatörü Melis Kaplangı, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Türkmenistan İş Konseyi Başkanı Halil Avcı, Türkiye Belarus İş Konseyi Başkanı Sefa Gömdeniz, İstanbul Büyükşehir Belediye Metro İstanbul Danışmanı Mustafa Yüce, TABA’dan  Hayrettin Turan, Türkiye Türkmenistan Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı İsmail Necdet Aygün olmak üzere çeşitli Konsolos temsilcileri, iş sanat dünyası önemli isimleri, Türkiye’de bulunan Türkmenistan vatandaşları, öğrenciler, Akademideki subaylar gibi geniş elit bir katılım oldu.


Başkonsolos Myratgeldi Seyitmammedov, Bağımsız yıllarında, Türkmenistan’da toplumsal yaşamın tüm alanlarında büyük gelişmeler kaydedildiğini, Ülkenin sosyo ekonomik kalkınmasına yönelik Devlet Başkanı programları gereğince ulusal ekonominin hızla gelişmekde olduğunu, düzenli biçimde uyguladığı makroekonomik politika gayri safi yurtiçi hâsıla hacmini büyük bir hızla artırma imkânı sağladığını, ülkenin uzun vadede gelişimine yönelik stratejik programların uygulanması sonucunda elde edildiğini söyledi. 

Seyitmammedov “Bu geniş kapsamlı ulusal programların hayata geçirilmesi sonucunda ülkenin tüm bölgelerinde modern sosyo-ekonomik ulaştırma-haberleşme ve mühendislik-teknik altyapı oluşturulmaktadır.


Eylül ayında 60’tan fazla ülkenin sporcularının katılımı Aşkabat’ta 5. Asya kapalı alan  ve dövüş sanatları oyunlarının başarıyla düzenlenmesi ülkemizin her alanda hızla gelişmekde olduğunu kanıtlayan büyük bir etkinlik özelliğine sahiptir.”  dedi


Türkmenistan’ın daimi tarafsız uluslararası-hukuk statüsüne sahip bir ülke olduğunu, BM Genel Kurulu’nun 12 Aralık 1995 ve 3 Haziran 2015 tarihli özel kararları ile tespit edildiğini, BM’nin enerji güvenliği, çevre sorunları, ulaştırma altyapısının, eğitim ve kültürün geliştirilmesi, küresel güvenliğin pekiştirilmesi, insan hak ve özgürlüklerinin temini, dünyada barış ve sürdürülebilir gelişimin sağlanması gibi büyük önem arz eden inisiyatif ve çözümlerine aktif destek vererek, sözü edilen kuruluşlarda etkili çalışmalar yapmakta olduğu aktararak bir örnek gösterdi. “14-15 kasım 2017
7.nci. Afganistan Bölgesel Ekonomik işbirliği Konferansının Afganistan’da kalıcı barış ve istikrarın sağlanması için Türkmenistanîn başkenti Aşkabat’ta düzenlenmesi ve kasım ayında Türkmenistan’ın dönem başkanlığında düzenlenecek Dünyada enerji güvenliğini sağlamak ve enerji kaynaklarının güvenli transit yollarda dünya piyasalarına ulaştırılmasına yönelik 28. Enerji Şartı Kponferansı gösterilebilir.”

Seyitmammedov Türkmenistan’ın komşu ülkeler ve diğer devletler ile iyi komşuluk, dostane ve karşılıklı yarara dayalı ilişkileri pekiştirmeye yönelik stratejisini sürekli biçimde uygulamakta olduğunuda sözlerine ek getirdi.




Konsolos yine Türkiye ağırlıklı sözlerine şu şekilde devam etdi. “Türkmenistan ve Türkiye uzun vadeli güvenilir ticari-ekonomik ortaklardır. Ülkelerimiz aralarındaki ticari-ekonomik işbirliğin dahada geliştirilmesine büyük önem veriyorlar. Türkiye Türkmenistan’ın dış ticaret ortakları arasında ilk sıralardan birini teşkil etmektedir. Bugün Türk şirketlerince Türkmenistan’da inşaat, enerji, tekstil, ulaştırma, tarım, gıda üretimi ve diğer alanlarda geniş kapsamlı projeler uygulanmaktadır.
Ticari-ekonomik işbirliğinin gelişmesinde Hükümetlerarası karma ekonomik komisyona büyük görev düşmektedir.taraflar Komisyon toplantılarında ikili işbirliğinin mevcut durumunu istişare etme ve yeni işbirliği alanlarını ortaya çıkarma imkanı buluyorlar.”

 

Seyitmammedov “Ayrıca, Türkmen-Türk işbirliğinin öncelikli yönlerinden biri olan kültürel-insani alanda da ikili ilişkilerimiz mükemmel seviyede devam ediyor. Devlet Başkanlarımızın ferasetinden kaynaklanan “İrfan Kaynağı” ile “Barış Müziği,  Dostluk Kardeşlik Müziği” adlı eserlerinin bu yıl içerisinde Türkçeye çevrilmesi ise bunun en iyi göstergesidir. Söz konusu alanda işbirliği diğer yönlerdeki münasebetlerin daha da gelişmesi için temel teşkil etmektedir.”dedi.
Resepsiyona katılanlara teşekkür etdi.
Resepsiyon, Türkmenistan’ın kültürünü gösteren etkinlikleri ile devam etdi.

yilmazparlar@yahoo.com