9.10.17

BASIN GÖZÜYLE DÖNGÜSEL EKONOMİ -SİM ASLANOĞLU HABERİ


PARLAR MEDYA  
BASIN GÖZÜYLE DÖNGÜSEL EKONOMİ

Sim Aslanoğlu Haberi


BASIN GÖZÜYLE DÖNGÜSEL EKONOMİ  

ÇEVKO (Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı) tarafından 5-6 Ekim 2017 tarihlerinde Cevahir Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Döngüsel Ekonomi Kongresi” kapsamında Ekonomi Gazetecileri Derneği ile birlikte  “Basın Gözüyle Döngüsel Ekonomi” paneli düzenlendi.
Moderatötlüğünü EGD Başkanı Celal Toprak’ın yaptığı panele ÇEVKO Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Ajansı Finans Haberleri Editör Yardımcısı ve EGD Başkan Yardımcısı Hasan Arslan, Dünya gazetesi ekonomi yazarı gazeteci Rüştü Bozkurt, Ulusal Televizyon Ekonomi program yapımcısı Çetin Ünsalan ve Gazeteci 
Pelin Cengiz  panelist olarak katıldılar.




Döngüsel ekonomi anlayışının kitleselleşmesinde medyanın önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Toprak, dünyanın “kullan-at” yerine “kullan-kazan” anlayışına geçerek kaynakların kurtarabileceğini, böylece yeni nesillere daha güzel bir gelecek bırakılmasının mümkün olacağını ifade etti.
ÇEVKO Genel Sekreteri Mete İmer “Döngüsel Ekonomi” kavramını “Farklı bir iş yapma şeklinden bahsediyor. Bugüne kadar klasik olarak bildiğimiz bir ürünü üretip kullanıp tükettikten sonra atmak “Üret-Tüket-At” şeklindeki doğrusal çizgisel bir yöntemi, döngüsel olarak geri kazanım ile kaynakları tekrar tekrar kullanmak; atıkları kaynak olarak görmek, onları tekrar değerlendirmek; böylece dünyamızın azalan kaynaklarına artan nüfüs sonucunda artan talep sonucunda bir çözüm üretmek için geliştirilmeye çalışılan yeni yöntem ” olarak tanımladı.

Bunun bir paradigma değişikliği anlamına geldiğine dikkat çeken İmer, bu konuda sanayi kuruluşları, belediyeler, kamu ve toplum nezdinde farkındalığın oluşup uygulamaya geçilmesi gerektiğini, ayrıca medyaya da önemli görevler düştüğünü söyledi.
Anadolu Ajansı Finans Haberleri Editör Yardımcısı ve EGD Başkan Yardımcısı Hasan Arslan, medyada çevre, küresel ısınma ve geri dönüşüm ekonomisiyle ilgili konularda bir jargon değişikliğine ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Bu konuların kavramsal olmaktan çıkarılıp tüketiciye dokunur yönleriyle anlatıldığı takdirde toplumda yansıma görebileceğini belirten Arslan, “Bu noktada şirketlere önemli görevler düşüyor. Örneğin Almanya’da insanların içecek şişe ve kutularını atıp, karşılığında market alışverişinde kullanabilen fişler aldıkları makineler var. Medya ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının da bu konularda yakın iş birliği içinde olması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.


Gazeteci Rüştü Bozkurt, doğada da ekonomide de bir denge ve döngünün söz konusu olduğunu belirterek, döngüsel ekonominin yaşam biçimi haline gelmesi için doğaya yönelik mevcut felsefe ve medeniyet tasavvurunun sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Bozkurt, dünyada gelecekte yaşanabilecek kaynak kısıtı göz önünde alındığında döngüsel ekonomi konusunda bir bilinç oluşmasının şart olduğunu vurguladı.
Gazeteci Pelin Cengiz, iklim değişikliği konusunda sanayiye ve bireylere önemli sorumluluklar düştüğünü, medyanın da bu noktada farkındalık, algı ve bilinç oluşturma işlevi bulunduğunu bildirdi. 
Cengiz, “Bu konuda insanlara ne yapmaları gerektiği değişim ve dönüşümler sonucunda birey olarak ne elde edebilecekleriyle birlikte anlatılmalı. Küçük bireysel ve yerel girişimlerle çevresini değiştirip dönüştürmüş insanların iyi hikayeleri öne çıkarılmalı. Meselenin paydaları da medya ile daha fazla ilişki kurmalı.” diye konuştu.  


Gazeteci Çetin Ünsalan ise döngüsel ekonominin geleceğin ekonomisinde zorlu bir rekabet ortamı oluşturacağını ifade etti. 
Ünsalan, “Gelecekte yurt içi ve yurt dışı pazarlara mal satabilmek için döngüsel ekonomi içinde çalışan firmalar yaratmanız gerekiyor.  Bu belge geleceğin ekonomisinde mal satabilecek olanları belirleyecek. Türkiye’nin de burada çok hızlı davranması gerekiyor.” yorumunu yaptı.

Sonuç olarak, Döngüsel ekonomi’nin hedefi “kullan-kazan” formülü ile özetlenebilir. Herhangi bir ürünün kullanıldıktan sonra geri dönüşüm yapılarak yeniden kaynak olarak kullanımın sağlanması; böylece doğal kaynakların daha az ve dikkatli kullanılması yanında ekonomik olarak da kazanç sağlanmasına olanak sağlayacaktır. Yaşnabilir ve bizden sonraki nesillere yaşayabilir bir Dünya bırakmak istiyorsak, iklim ve çevre konularındaki çabalarımızı bir kaldıraç etkisi yapabilecek döngüsel ekonomi konusunda da hızla yol almak durumundayız. Sanayi üretiminde inovasyon kaçınılmaz. Yeni yöntemlerle tasarlamak, üretmek zorundayız.



sim.aslanoglu@gmail.com

7.10.17

Çevko-Döngüsel Ekonomi - EGD Ekonomi Gazeteciler-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
Çevko-Döngüsel Ekonomi - EGD Ekonomi Gazeteciler

Döngüsel Ekonomi ve Ekonomi Gazeteciler
ÇEVKO tarafından 5-6 Ekim 2017 tarihleri arasında Cevahir Hotel -Kongre merkezinde Döngüsel Ekonomi Kongresi düzenlendi. Kongre Kapsamında, Başkanlığını Celal Toprak’ın yaptığı Ekonomi Gazeteciler Derneği tarafından Döngüsel Ekonomi paneli gerçekleşti.

Avrupa'da stratejik kaynak politikasının baş faktörü olan döngüsel ekonomiyi hızlandırmak, değer zincirinde daha fazla, daha güçlü bağlığı sağlamak, Devleti, işletmeleri, bilim çevrelerini ve tüketicileri kapsayan katılımcı bir yaklaşım ve işbirliği gerektirdiği göz önünde alındığında, kamuya açılan pencere, Basın gözüyle “Döngüsel Ekonomi” mercek altına alındı.

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Başkanı Celal Toprak’ın moderatörlüğünü üstlendiği Panele, ÇEVKO Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Ajansı Finans Haberleri Editör Yardımcısı ve EGD Başkan Yardımcısı Hasan Arslan, Dünya gazetesi ekonomi yazarı gazeteci Rüştü Bozkurt, Gazeteci Pelin Cengiz, Ulusal Televizyon Ekonomi program yapımcısı Çetin Ünsalan  panelist olarak katıldılar.

Döngüsel ekonomi nedir? Sorusundan yola çıkılarak, Doğrusal ekonomiyle karşılaştırıldığında, Doğrusal ekonomide her şeyin sıfırdan üretilmesine karşın, döngüsel ekonomide geri dönüşüm ön planda olarak zıtlık göstermektedir.
Süreçteki asıl hedef geri dönüşüm yaparak atık maddelerin ekonomi içerisine yeniden kazandırılması. Farklı geri dönüşüm modelleri yıllardır uygulanmasına rağmen, bu döngüyü güçlendirmedeki asıl amaç doğal kaynakları daha az tüketmek ve ekonomik kazanç sağlamak olarak Dünya’da temel oluşturdu. 2050 yılında öngörülen 9 milyar insanı beslemek zorunluluğu ve gerçeği varken, kaynaklar tükenirken, Dünya’da üretilen gıdanın üçte birinin çöpe atılması, kamuoyu bilincini artırmak ve bunun somut yollarını bulmak stratejik politikalar oluşturmaktadır.

Atılan, atıl kalan her ürün aslında değer barındırıyor. Az kayıp üreten bir üretim ve tüketim sistemi öngören “Döngüsel ekonomi” her şeyin yeniden kullanıldığı, geri dönüştürüldüğü, hammadde kaynağı olarak, değerlendirildiği yenilenebilir enerjiden ürün ve hizmet tasarımına her şeyde geçerli olduğu bir sisteme kapı açıyor. Kuşkusuz işbirliklerini gerektiren Döngüsel ekonomi prensiplerinin uygulanması arz ve talep konusunda şirket, tüketim konusunda bireylere yönelik bilincin artırılması şart sonucun çıktığı, ÇEVKO’nun Döngüsel Ekonomi Kongresi kapsamındaki “Basın Gözüyle “Döngüsel ekonomi” Panelinde Moderatör Celal Toprak Kongre salonun nabzını tutarak konu hakkında bilgisi olanları tesbitiyle bilgili bir dinleyici var panelistlerin sunusunda zorlanacağı espirisiyle ÇEVKO’nun bu önemli modeli gündeme getirmesini takdir ederek, medyaya bu konuda önemli bir rol düştüğünü söyledi. Toprak, “Dünya “Kullan-At” yerine “Kullan-Kazan” anlayışına geçmeli. Böylece  kaynaklar kurtarırılır, yeni nesillere daha güzel bir gelecek bırakmak mümkün olur.” Şeklinde özet bir ön konuşmayla sözü panelistlerin düşüncelerine bırakdı.

ÇEVKO Genel Sekreteri Mete İmer, döngüsel ekonominin bugüne kadar sürdürülen klasik “Üret-Tüket-At” çizgisinin dışına çıkarak, atıkları kaynak olarak tekrar değerlendirmek için geliştirilmeye çalışılan yeni bir yöntem olduğunu dile getirdi.
Bunun bir paradigma değişikliği anlamına geldiğine dikkati çeken İmer, bu konuda sanayi kuruluşları, belediyeler, kamu ve toplum nezdinde farkındalığın oluşup uygulamaya geçilmesi gerektiğini, ayrıca medyaya da önemli görevler düştüğünü söyledi.
 Anadolu Ajansı Finans Haberleri Editör Yardımcısı ve EGD Başkan Yardımcısı Hasan Arslan, medyada çevre, küresel ısınma ve geri dönüşüm ekonomisiyle ilgili konularda bir jargon değişikliğine ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Bu konuların kavramsal olmaktan çıkarılıp tüketiciye dokunur yönleriyle anlatıldığı takdirde toplumda yansıma görebileceğini belirten Arslan, “Bu noktada şirketlere önemli görevler düşüyor. Örneğin Almanya’da insanların içecek şişe ve kutularını atıp, karşılığında market alışverişinde kullanabilen fişler aldıkları makineler var. Medya ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının da bu konularda yakın iş birliği içinde olması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

 Gazeteci Rüştü Bozkurt, doğada da ekonomide de bir denge ve döngünün söz konusu olduğunu belirterek, döngüsel ekonominin yaşam biçimi haline gelmesi için doğaya yönelik mevcut felsefe ve medeniyet tasavvurunun sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Bozkurt, dünyada gelecekte yaşanabilecek kaynak kısıtı göz önünde alındığında döngüsel ekonomi konusunda bir bilinç oluşmasının şart olduğunu vurguladı.
 Gazeteci Pelin Cengiz, iklim değişikliği konusunda sanayiye ve bireylere önemli sorumluluklar düştüğünü, medyanın da bu noktada farkındalık, algı ve bilinç oluşturma işlevi bulunduğunu bildirdi.
Cengiz, “Bu konuda insanlara ne yapmaları gerektiği değişim ve dönüşümler sonucunda birey olarak ne elde edebilecekleriyle birlikte anlatılmalı. Küçük bireysel ve yerel girişimlerle çevresini değiştirip dönüştürmüş insanların iyi hikayeleri öne çıkarılmalı. Meselenin paydaları da medya ile daha fazla ilişki kurmalı.” diye konuştu. 
 Gazeteci Çetin Ünsalan ise döngüsel ekonominin geleceğin ekonomisinde zorlu bir rekabet ortamı oluşturacağını ifade etti.
Ünsalan, “Gelecekte yurt içi ve yurt dışı pazarlara mal satabilmek için döngüsel ekonomi içinde çalışan firmalar yaratmanız gerekiyor.  Bu belge geleceğin ekonomisinde mal satabilecek olanları belirleyecek. Türkiye’nin de burada çok hızlı davranması gerekiyor.” yorumunu yaptı.
Panelde sonuç olarak,  Mümkün olan her şekilde değeri korumalı ve paylaşılmalı. Döngüsellik burada sadece ayak izleri küçültmek değil Dünya’da uyum içinde gelecek vizyonunu şekillendirmek için de önemli kilit bir rol oynuyor. Aynı zamanda iklim konusunda önemli bir yer tutuyor. İklim ve çevre tartışmalarında ya bir korku yada bir  umursamazlık söz konusuydu. Ancak, bunları inovasyona, isteğe ve uygulanabilirliğe dönüştürmeye gerek var.
yilmazparlar@yahoo.com

6.10.17

17. Frankfurt Türk Film Festivali -Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
17. Frankfurt Türk Film Festivali -Yılmaz Parlar



17. Frankfurt Türk Film Festivali
Almanya Frankfurt’ta Kültürlerarası Transfer Derneği tarafından düzenlenen Frankfurt Türk Film Festivali, bu yıl 17. kez sinemaseverlerle buluşuyor.


Festivalin tanıtımı, 03 Ekim 2017 Salı günü Sirkeci Hodjapasha kültür merkezinde basın mensupları ve sinema sanatçıların katılımı ile gerçekleşdi.


Festival Başkanı Hüseyin Sıtkı, Festivalin Türkiye Direktörü Serap Gedik ve Festival Danışmanı Sayım Çınar, festival programı katılacak oyuncular ve filmler hakkında bilgilendirdiler.

Festival Türkiye jüri üyeleri ve Frankfurt’da yarışacak filmler açıklandı.



yilmazparlar@yahoo.com

4.10.17

Türk Kanser Derneği-Meme Kanserine Dur Diyelim-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
Türk Kanser Derneği-Meme Kanserine Dur Diyelim

Sekiz Kadından Biri Meme Kanseri
Ekim ayı Dünyada Meme Kanseri Farkındalık Ayı olması münasebetiyle Türk Kanser Derneği 02 Ekim 2017 Pazartesi, Sait Halim Paşa Yalısında basın toplantısı düzenledi.

Akciğer kanserinden sonra, dünyada görülme sıklığı en yüksek olan meme hücrelerinde başlayan kanser türü Meme kanseri bilgilendirme toplantısına Burak Duruman (Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı), Revna Demirören, dernek üyeleri, Asuman Dayı, Prof. Dr. Cem Balcı, Op. Dr. Zeynep Çaynak, Doç. Dr. Esat Namal ve Op. Dr. Murat Atay, doktorlar, Sanatcı Yudum sanat ve cemiyet hayatının seçkin isimleri katıldılar. 

Video görüntülerinden Linet, Zuhal Topal, Nükhet Duru,gibi pek çok isim mesaj verdiler

 Her 8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı bildirilen, Erkeklerde de görülmekle beraber, kadın vakaları erkek vakalarından 100 kat fazla olan   1970'lerden bu yana meme kanserinin görülme sıklığında artış yaşanmaktadır.

Artışa neden olan modern, Batılı yaşam tarzı sebep olarak gösterilmektedir. Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde görülme sıklığı, dünyanın diğer bölgelerinde görülme sıklığından daha fazladır.
Meme Kanserine Dur Diyelim" kampanyası kapsamında Sait Halim Paşa Yalısı'nda gerçekleşen toplantıda konuşan Türk Kanser Derneği Yönetim Kurul Başkanı Burak Duruman, erken teşhis ve tanı sayesinde meme kenseri olma riskinin yüzde 10 gerilediğini, erken tanının özelikle kanser hastalığında önemli olduğunu söyledi. 

Duruman, "Yüzde 100 tedavisi olan meme kanserinde erken teşhis çok önemli ama bunun için farkındalık yaratmak lazım. Bu, sadece hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının görevi değil. Bu konuda herkese görev düşüyor.
Her sekiz kadından biri meme kanserine yakalanıyor. Kadınların taramalarını düzenli olarak yaptırmaları gerekli. Erken tanı, tedavi, tedavi takip programları, psikolojik destek, hasta hakları, onkoloji koçluğu gibi birçok hizmeti ücretsiz olarak vermekteyiz.”dedi 
Burak Duruman, “Türkiye’de farkındalığı artırmak için otobüs ve minibüsleri giydirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bize billboard’larını açtı. Yani nereye giderseniz, önünüze çıkıyoruz çünkü meme kanseri yüzde 100 oranında tedavi edilebilir bir hastalık. Maalesef Türkiye’de taramaları ihmal etmek ve geç kalmak yüzünden hastalar bize genelde ikinci ve üçüncü evrelerde geliyor. Halbuki bunu sıfır evresinde yakalayabiliriz. Ancak halkımız korkuyor. Biz de diyoruz ki, ‘Geç kalmaktan kork, bana olmaz deme’.
İlçe belediyeleriyle 200-300 kişilik toplantılar yapıyoruz. Muhtarlıklarla da çalışıyoruz. Yayın organlarını biraz daha tetiklememiz lazım. Sadece ekim ayında farkındalık yaratmak yeterli değil. Ekranda birçok dizi var. Bunların senaryosuna minik eklemeler yapılabilir. Diyaloglarda ‘Mamografi randevuna gittin mi kızım?’ gibi cümleler geçebilir.”şeklinde hizmetleri hakkında bilgiler verdi.

Ayrıca yardım için öağrıda bulundu. “Çağrı merkezimiz var, ücretsiz. 7 gün 24 saat boyunca 0 850 611 0 853 numaralı danışma hattını arayarak, kayıt yaptırabilirler. Vatandaşlarımızı, ikamet ettikleri illerde bulunan anlaşmalı sağlık kurumlarına yönlendiriyoruz. Sıfır bütçeyle çalışıyoruz, daha çok bağışa ihtiyacımız var”
Op.Dr. Murat Atay da "Amacımız Türkiye'de meme kanserinden hiçbir kadının hayatını kaybetmemesi" farkındalık projeleri sayesinde kadınların hastalık hakkında daha çok bilinçleniyor.
Sanatcı Yudum Konserlerimde sazımla bu mesajları vererek farkındalığı artırmanın hizmetinde olacağım.
Sorumuz üzerine   Burak Duruman, 
“Yanlış beslenme, meme kanseri riskini arttıran en önemli faktörler arasında yer alıyor. Meme kanserine yakalanma riskini düşürmek için ilk olarak beslenme alışkanlıklarının değişmesi gerek.

Sabah ve akşam öğünlerinde antioksidan ve antikansinojen içeriği yüksek olan meyve ve sebzeler tüketmek meme kanserine yakalanma riskini azaltabilmektedir.


Yüksek oranda lif içeren, kompleks karbonhidrat baklagiller toksik ve kimyasal maddelerin vücuttan atılımını kolaylaştırarak kanser riskini azaltmaktadır. 

Fazla kilolu olmak ve aşırı yağlanmak meme kanseri riskini arttırabilen unsurlardır. Aşırı yağlı, kızartma ve kavurma gibi ürünlerden uzak durulması gerekir.
Yeşillik alanlarda bulunmak” gibi önerilerde bulundu. 

“Sevenlerimin gözünde gördüğüm çaresizlik ve umut çarpışması sayesinde mücadele gücünü yakaladım. Doktorlarımın hazırladığı programa adım adım uydum. Geriye kalan kimseyi dinlemedim. Hayatın içinde kalmaya gayret ettim. Bu hastalığı yaşayanlara bir şeyler bırakmayı düşündüm, bir kitap yazdım. Benimle aynı anda tedavilerine devam eden 10 amazon buldum. Yaşadıklarımızı kaleme aldık.” Sözlerini söyleyen  Leyla Bahtiyar ile yaptığımız kısa söyleşide, hayatın içinde olmak gerektiğini hayatdan kopmamak gerektiğini vurguladı.


yilmazparlar@yahoo.com