1.9.16

le cordon blue -özyegin üniversite-cay saatleri sohbetlerii-Yılmaz parlar


PARLAR MEDYA  
le cordon blue -özyegin üniversite-cay saatleri sohbetlerii


Türkiye Ekonomisinin Turizm çeşitlendiren beklentisi ve alternatif turizm olarak gördüğü Gastronomi turizmden istifa edebilmesi için öncelikle Gasronomi eğitim veren ekollere göz atalım;  

Özyeğin Üniversitesi işbirliği ile eğitim veren Le Cordon Bleu, 31 Ağustos 2016 Çarşamba günü The Marmara Esma Sultan Yalısı’nda “Çay Saati Sohbetleri”nin ikincisini düzenledi.


Le Cordon Bleu Türkiye Direktörü Defne Ertan Tüysüzoğlu, Le Cordon Bleu Master Şefi Franck Bruwier ve The Marmara Collection’ın Executive Şefi Tolga Özkaya bir panel düzenlediler.


Katılımcılarla Hiperaktif bir şekilde gerçekleşen oturumda Gastronominin Turizmde önemi bir kez daha vurgulandı.

Bilimsel-Akademik araştırmalara öncülük ederek, sektörün bilgi üretmesine katkı sağlamak ve inovatif gelişmelere ön ayak olmak niyetinde olan Özyeğin üniversite ile işbirliği içinde hareket eden dünyanın en sayılı ekollerinden bir olan le Cordon Blue bu etkinlikde özel davetlerdeki yemek  sunumunu ön plana çıkardı.

Yurt dışı eğitimlerinde ve çeşitli Gastronominin alanlarında tecrübeli otoriter isim olan Le Cordon Bleu Türkiye Direktörü Defne Ertan Tüysüzoğlu kısa bir konuşma ile Özyeğin Üniversitenin ilk verdiği mezunlarını açıklarken Mesleki gelişim göstermek isteyenlerede verdikleri eğitimleri açıkladı.


Gastronomi turizmi, bölgeye özgü yemeklerin sunulmasıyla o bölgeye ait kültürel kimliği ve mirası yansıtmakta ve böylece yerel destinasyonlar için rekabet avantajı sağlamada etkili bir araç durumdadır. Bu bağlamda Gastronominin gıda biliminin önemi ve eğitimi bir kez daha gerekli olduğu aşikardır.

Sanatıyla, sebze meyve aromalarıyla ülkeyi ön plana çıkaran ülke tanıtımına imajına fayda sağlayan turizm çeşidi, Lüks içki dünyasında çok önemli turizm geliri olan dünyanın çok ülkesinde ilgi gören Kokteyl kültürüde yine bu bölümün ayrılmaz parçası olmasına rağmen Özyeğin üniversite eğitiminde verilmemektedir.  Sadece yeme ile ilgili eğitim verilmekdedir.

Ülke Coğrafi özellik açısından dört mevsimin yaşandığı binlerce bitki sebze meyve zenginliğe ve zengin mutfağa sahipken tek çeşitle hizmet veren işletmeler soruların ana damarını teşkil ederken şeflerin verdiği cevaplarda çok disiplerden beslenen yeme  içme bilimi gastronomide yetişen yeni gençler bunu mükemmel şekilde uygulayacak inaçlarını dile getirdiler.


Yeme-içme bilimi anlamına gelen gastronomi, son dönemlerde özel ilgi turizmi içerisinde sıklıkla adı duyulan bir kavramdır. Her ne kadar bu kavram yabancı yazında kültür turizmi içerisinde değerlendirilse de seyahatin en önemli unsurlarından birini oluşturan yeme-içme, turistin bir destinasyonu ziyaretinde genellikle ikincil veya diğer alt amaçlar olarak ortaya çıkmaktadır.


Birincil amaç olarak alternatif turizm çeşitleri arasında yerini almıştır. Birçok kişi için gastronomi, yaşamın mutluluğa açılan penceresi olarak görülmekte; bazıları içinse insanlığın vazgeçilmezi olan sağlık unsurunun temel taşı olarak kabul edilmektedir. Gastronominin bu hayati unsurların giriş kapısı olması;


 Gastronomi turizmi; turistleri seyahate güdüleyen temel faktörlerin yerel yiyecek ve içeceklerin olduğu destinasyonlara yönelik bir çeşitliği olmasından dolayı Gastronomi eğitimi veren bu öğretim kurumunu kutlarız.


yilmazparlar@yahoo.com

30.8.16

BİLGİ PAYLAŞIM MERKEZİ DERNEĞİ METAFORLARLA İNGİLİZCE ÖĞRENME-YILMAZ PARLAR



BİLGİ PAYLAŞIM MERKEZİ DERNEĞİ METAFORLARLA İNGİLİZCE ÖĞRENME
2005 yılından bu yana İstanbul Taksim, Mete Cad. 24/5 No'lu adreste faaliyet gösteren Bilgi Paylaşım Merkezi Derneği, bireysel gelişim ve ruhsal tekamül arayışında olan bireyleri desteklemek amacıyla bir dizi eğitim programı sunmaktadır. Dernek, dünya genelinde tanınmış uzmanları ağırlayarak, insanları iş ve yaşam alanlarında daha başarılı hale getirmeyi hedefliyor. 
Genel sağlık, aile içi huzur, paranın nasıl ve hangi gelecek velik potansiyeli, Derin Bedensel Dengeleme Sistemi, Bütünsel zengin dengenin, tam sağlık ve şifa halinin gerçekleşebilmesi için, bizi oluşturan Beden-Zihin-Duygu-Ruh bütünün düzeninin öğretilmesi, Hayatın Yönü ve Gerçek Analizleri, Spiritüel Yol Arkadaşı hipnoterapi temelli enerji,çalışmaları,Zihinde oluşan korku, öfke, endişeler gibi duyguların kontrolu gibi pek çok konuda aydınlanma hizmeti vermektedir.

Bilgi Paylaşım Merkezi Derneğinde; Uluslararası, duygusal ve zihinsel dengesizliği düzenleyen Inversion-tersine dönme- genellikle yeni bir yöntemle geliştirilen Paul Terrell'i 23 Eylül - 1 Ekim 2016 arasında kayıtlıydı.
Ruhun oturduğu yer olarak bilinen, bilimin, bilgeliğin ve duyular ötesinin depolandığı yerin giriş kapısı, 3.Göz açıldığında ve tam kapasiteyle çalışmaya başlarken yeni bir dünyaya giriş için rehberlik yapacak Jerry Sargeant 12-19 Ekim 2016 arasında Tümörleri Yok Eden Dr. Paul Hubbert , Ph.D. 1 - 2 Ekim 2016 tarihleri ​​arasında kayıtlıdır. Işık Ağı seansı desteği ve yüksek performanstaki bilgileri dünya üzerine indirmeyi öğreten, Işık Adam Damien Wynne 24 -27 Kasım 2016 tarihleri ​​arasında kayıtlıdır.

Negatif enerji, tükenmemişlik, aura yırtıkları, kayıtlı mekan enerjileri, korku kaygı ve endişe gibi düşük seçimli duygulardan bütünüyle arındıran REİKİ uzmanı Sara Şimon.
Ödüllü üstad, Anma - Ampuku beden okuyucusu Nir Levi 19 - 23 Eylül tarihleri ​​arasında eğitim vereceklerdir.

Bilgi Paylaşım Merkezi Derneğinde bu hafta Hummingbird Effects NLP Eğitimi eğitimini alan George Kaynar iki tam günde NLP sistemi ile özel bir kinestetik eğitim yöntemini ön planda tutan yoğunlaştırılmış İngilizce eğitimi verdi. Katılımcılar iş kadınları, iş adamları, yüksek öğretim görevlileri normal bir İngilizce ayrıntılarının özellikleri.

Yaptığımız söyleşide, George Kaynar metotları şu şekilde, açıklıyor “Dersin metodları; Bilinçaltı Kurgulaması; Kendi anadilimiz 2 ve 8 yaş arasında öğrenilen, bilinçaltı yöntemidir. Manalardan ziyade tekrarlara dayalı (Okuma yazma olmadan) öğrenme yöntemidu Metaforlarla öğrenme; İnsan zekası bütüncüldür. Kelimeler tek öğrenildiğinde suya atılan taşlar gibi yok olur. Ancak o kelimelerin içine bir balon konulup suya atılırsa batmaz. Ey balon metafordur.” kısaca bilgi verdi.

Ders eğitimine başlamadan önce, Görsel ve işitsel (Görsel-İşitsel) yeterli bir öğretim tekniği olmadığını söyleyen Kaynar, Kinestetik öğrenme süreci ise alışılmş ezbere eğitim sistemi meydan okuma kalıcı bir öğrenme süreci sunmakta olduğunu dile getirerek “Türkiye'de derslerin tek boyutlu işlendiğini İngilizce dersleri veriyor” Derinleştirilerek önce 2 sonra 3 boyut işlenir. Öğrencinin sınıfında ayrılması, zekası ile 2. ve 3. boyut çalışmaları yapılır. Böylece öğrenci aynı görüntüyü 3 farklı perspektiften seçer. Tüm bunlar İngilizce yapılır. Öğrenci bu perspektifleri İngilizce anlatılabilir. NLP ve 3 boyut desteği için hiçbir destek (görsel-işitsel) olmadan, tamamen öğrenilen yaratıcı zeka desteğiyle yapılan İngilizce çalışmalar içermektedir.” Ön konuşma ile iki günlük kendi özel yöntemiyle İngilizce geliştirmeyi verdi.

Ancak izlediğimiz eğitimin her gün en az iki saatlik ve yüz saat kadar bir zamana yayılarak, diğer klasik sistemlerden çok daha hızlı zamanda farklı bir öğrenme olacağı inancını taşımaktayız.
yılmazparlar@yahoo.com

20.8.16

TAYSAD-İhracatımız yüzde 7 arttı, 5,3 milyar dolar oldu-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
TAYSAD-İhracatımız yüzde 7 arttı, 5,3 milyar dolar oldu

TAYSAD “Sektörde Risk Yok”

TAYSAD-Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği Başkanı Alper Kanca,”İhracatımız yüzde 7 arttı, 5,3 milyar dolar oldu" toplam otomotiv sektörü ihracatının ise, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11'lik artışla 13,5 milyar dolara ulaştı”


TAYSAD-Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği Başkanı Alper Kanca,19 Agustos 2016 Cuma günü Levent Avangarde Hotel'de itibar Atölyesi koordinatörlüğünde gerçekleşen Basın toplantısında 15 Temmuz’da Türkiye’de yaşanan darbe girişimi sonrasında Tedarik Sanayisi’nin son durumu değerlendirmesinde gündelik işleyişinde bir sorun olmadığını, ancak yurtdışı projelerde rekabet gücünü kaybetmemek için çalışmaları gerektiğini, yatırımlarımların meyvelerini topladıklarını dile getirirken sektörde risk olmadığını vurguladı.


AB’nin ithal ettiği araç sayısında Türkiye’nin açık ara lider olduğunun bilgisini veren Başkan Alper Kanca kısa bir sunum yaparak genel bir profil çizdi. “İhracatımız yüzde 7 arttı, 5,3 milyar dolar oldu" toplam otomotiv sektörü ihracatının ise, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11'lik artışla 13,5 milyar dolara ulaştı. 2016’nın ihracat rakamları yılın son çeyreği için öngörüler paylaştı.


Toplantıya eski başkanlar ve mevcut yönetim kurulu temsilcileride katıldı.

Başkan Alper Kanca moderatörlüğünde TAYSAD eski başkanlarından Bayraktarlar Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Bayraktar, TAYSAD'ın eski yönetim kurulu üyesi ve Autoliv Türkiye Yöneticisi Mustafa Alaca, TAYSAD Başkan Yardımcısı Perihan İnci sektörün imajını silmemek adına yapılan çalışmaları, anekdotlarla anlatdılar ortak dil kısa vadede üretim ve sevkiyata devam ederek yatırımcı ve müşteri nezdinde güven sorunu ortaya çıkmaması için çalıştıkları ve başarılı oldukları, 2016 için uygulamaya konulan planda hiçbir şekilde ertelemeye, gerilemeye boşluk bırakmadıkları  

Başkan Alper Kanca “Sektörde herhangi bir olumsuzluk yaşamadık. İş süreçlerinin normal seyrini korudu. Sonrasında Türk sanayisini ve ekonomisini güçlendirmek için tüm gücümüzle  çalışmaya devam edeceğiz. Uluslararası aktivitelerimizin hiçbirini iptal etmedik. Darbeden hemen sonra, Japonya’daki URGE çalışmamıza katıldık.” Sözüyle sanayinin Türkiye Ekonomisinin temeli olduğunu durması halinde ekonominin duracağı vurgulayarak “Uluslararası rekabete çok açık  Küresel bir sektörde üretim yapıyoruz. Darbe girişiminin sonrasında üçyüzelli kadar üyemize, yurtdışı iş ortaklarına göndermeleri için bir ingilizce metin hazırladık. Derneğimizin organize sanayi bölgesinde çalışmaları kimse aksatmadı. Bu ülkemize olan güvenimizi gösteriyor. Bunu herkese anlatmamız gerek.” Şeklinde sanayinin çalıştığını söyledi.


Türkiye'nin bugüne kadar yaşadığı birçok zorluğun üstesinden gelmeyi başardığını ifade eden Kanca  “Milletin ve hükümetin sağduyusu ve özverisi ile bugünleri de kısa sürede geride bırakacağız. Birlik ve beraberlik anlayışı ülke ekonomisi ve geleceği için son derece  önemli. Sektör yöneticileri ile bir arada bulunma nedenimiz Ülke beraberliğine ve parlak geleceğine olan inancı taşımamızdendır.”dedi


Kanca, yabancı ortaklarımız tarafında tedarik sanayine olumlu algıları var olduğunu,

Türkiye’nin, yatırımcıların önemsediği ve ihtiyaç duyduğu anahtar ekonomik faktörleri karşılayan dinamik bir ülke olduğunun, herkesin kendi alanında seferberliğe katılması gerektiğinin altını çizdi.

Güçlü Türkiye algısı için seferber olması gerektiğini söyleyen BaşkanAlper Kanca “Devam eden ekonomik büyüme hızı, destekleyici uluslararası çevreler, ekonomik çerçevemiz, genişleyen iç piyasamız ve işçilik maliyeti gibi hayati unsurlar ülkemizin sahip olduğu ana rekabet avantajları olarak göze çarpıyor.” Açıklamalarda bulundu


1.2 milyar dolar cirosu ile Dünyanın önemli otomotiv parça üreticisi Autoliv'in Türkiye Yöneticisi-Global Tekstil Grubu Kıdemli Başkan Yardımcısı Mustafa M. Alaca anekdotla konuşmasına başladı “İsveç Amerikan sermayeli bir şirketiz. Darbe girişimi gecesi Münih’teki bir toplantıdan evime geliyordum. Atatürk Havalimanı’na son kabul edilen uçaktaydım. 6.5 saat orada kaldım. Yüzde 60 ihracata çalışıyoruz. Bu nedenle durmamız mümkün değil. Ertesi gün 7 vardiyasında tüm işçilerimiz üretim için fabrikadaydı. Otomotiv günlük bir sektör değil, uzun soluklu planlama yapılan bir sektör. Projeler başlamadan 3-4 yıl önce müşteriyle çalışmaya başlıyorsunuz. Yeni projeleri kaptırmamamız gerekiyor”dedi.


Otomotiv sektörde aydınlatma parçaları üreten Bayraktarlar Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Bayraktar Türkiye harici Slovenya, Çin ve Almanya’da üretim yapıyoruz. Darbe girişimi 15 gün sonrasında, Slovenya’daki fabrikamızda ek yatırımı devreye soktuk. 200 milyon euroya yakın ciro sahibiyiz. Bazı iş adamlarına dair bazı gözaltı soruşturma haberleri olduğunu biliyoruz. Bu firmaların ticari hayatının tedarik zincirini etkilememesi lazım. Bu konuda titiz olmak lazım lazım. Küçük bir tedarikçi firma nin sahibinin gözaltında olması bile etkisi büyük olabilir" açıklamalarında bulundu .


TAYSAD Başkan Yardımcısı ve İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi Perihan İnci sektörümüz 22 milyar dolarlık bir büyüklüklüğe sahip olduğunu, Türkiye ihracatının 8 milyar dolarlık kısmını gerçekleştirdiğini, darbenin gerçekleşmesi halinde   sokağa çıkma yasakları ile birlikte ekonominin çökeceğini Otomotivin uzun soluklu işlerin yapıldığı bir sektör olduğunu söyledi.İnci “ 3 kıtada 4 yabancı ortağımız var. Japonlarla daha çok yeniyiz. Türkiye'de ortaklık kuran, yeni yatırımlarla ortaklığı büyütmek isteyen yabancı şirketler var. Bunların endişeleri oluşuyor.Eylül ayında iki fuara katılacağım. Güven vermek için temasta olacağız. Türkiye'nin iyi durumda olduğunu anlatmamız gerekiyor” dedi



yilmazparlar@yahoo.com


18.8.16

17 Ağustos 1999 depremi-AKUT sergisi-Meridien Hotel-Yılmaz Parlar


PARLAR MEDYA  
17 Ağustos 1999 depremi-AKUT sergisi

AKUT 20 YAŞINDA

17 Ağustos depreminin yıldönümünde, Türkiye’nin alanında öncü ve lider kuruluşu AKUT Arama Kurtarma Derneğinin “Türkiye'nin AKUT’u 20 yaşında” isimli 20 yıllık tarihi boyunca yaşanan olayları anlatan fotoğraflarının yer aldığı 

fotoğraf sergisi açıldı.

AKUT’un kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Nasuh Mahruki’nin ev sahipliğinde; iş ve cemiyet dünyasının önemli isimlerinin de yer aldığı, 17 Ağustos 2016, Çarşamba günü Etiler Le Meridien hotelde açılan sergide 17 yıl önce yaşanan deprem sergi ana tema  “17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin büyük acılarını unutmayın, unutturmayın”


AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Nasuh Mahruki yönetim kurul üyelerini yanına alarak kısa bir konuşma yaptı. Mahruki “20 yıldır izlediğiniz büyük mücadelemiz, Atatürk’ün işaret ettiği gibi çağdaş medeniyetler içerisinde layık olduğu yere ulaşmış, toplumsal hayatında laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti ilkelerini gerçekleştirmiş, demokrasi kültürünü ve kişisel temel hak ve özgürlükleri içselleştirmiş, hak temelli yaşamı benimsemiş, afetlere dayanıklı hale gelmiş ve önlenebilir sebeplere insanlarımızın artık ölmediği bir topluma ulaşabilmemiz içindir. Bu dünyadaki en değerli şey; ikamesi, telafisi, geri konması mümkün olmayan yaşamdır. Bizim için her yaşam kutsaldır ve kurtarılan her yaşam geleceğimizdir. 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, bir daha böyle acılar yaşanmamasını diliyoruz.”dedi.


Bilindiği gibi, 17 sene önce Marmara Bölgesinde 17 Ağustos günü saat 03.02`de meydana gelen ülkemiz sınırları içinde 1939 büyük Erzincan depreminden sonra ülke tarihinin en büyük ikinci yıkımına neden olan18 bin vatandaşımızın yaşamını yitirdiği, 50 bine yakın vatandaşımızın yaralandığı, yüzbinlerce konutun hasar gördüğü, bölge altyapısının tamamen çöktüğü toplam ekonomik kayıbın, 40-50 milyar doları aştığı 17 Ağustos depremi sonrası afete hazır bir duruma gelemediğimiz konu uzmanları tarafından aktarılmaktadır. Uzmanlar “Kentsel planlama, yapı üretimi ve denetimi piyasa koşullarında alınır-satılır bir meta haline dönüştürülmüş, kamusal denetim yok edilmiş, meslek örgütleri de sistemin dışına itilerek toplum, afet riskleri ile karşı karşıya bırakılmıştır. Dikkate almamanın sonuçları dünden çok daha acı olacak. Depremleri önlememiz mümkün değildir, ancak zararlarını, acı sonuçlarını azaltmak bizim elimizdedir ve çok geç kalmamıza rağmen hala yapılabilecekler vardır. Yeter ki ortak aklın oluşturulması konusunda  bir niyet ve irade olsun.” İfadelerinde bulunuyorlar.

Gönüllülük, Karşılıksız yardımseverlik, İnsan hayatına değer vermek, Dürüstlük, Güvenilirlik değerleriyle hareket eden, dağ ve doğa koşullarında meydana gelen kaybolma ve kaza olaylarında, deprem, sel gibi doğal afetlerde ve büyük kazalarda, yardım için gereken uygun koşulları yaratmak amacında olan, Türkiye'nin arama kurtarma konusunda ilk  sivil toplum örgütü olan dernek. AKUT’un herhangi bir yurt dışı şube kuruluşlu olmadığını tamamen Türk derneği olduğunu konuşmasında dile getiren Nasuh mahruki Everest Dağı'na tırmanan ilk Türk olarak  "Kar Leoparı" ünvanı ile bilinmektedir.

Türkiye'de, özellikle dağcılık sporunda, kaza geçiren veya kaybolanların aranma ve kurtarılmaları konusunda  uzmanlaşmış olan, 1994 yılında yaşanan bir dağ kazasının ardından, bir grup dağcının oluşturduğu bu topluluk, ilk kez 1995 yılı Aralık ayında Uludağ'daki Keşiştepe'de yapılan bir arama kurtarma operasyonunda "AKUT" adını kullanmıştır. 1996 yılında resmen kurulan dernek, 1997 yılından itibaren deprem ve  sel gibi diğer doğal afetlerde de arama kurtarma çalışmalarına katılmaya başlamıştır.


Adana-Ceyhan Depremi'nde, 1999 Gölcük Depremi'nde unutulmaz yararlıklar gösteren, yurtdışı afetlerde kurtarma çalışmalarına katılan, AKUT, 35 üzerinde  bölgede faaliyetlerini sürdürmektedir.


AKUT’un,  Birleşmiş Milletler'in arama kurtarma organizasyonu INSARAG ve Uluslararası Kurtarma Köpekleri Organizasyonu (IRO) üyelikleri vardır.


 yilmazparlar@yahoo.com