#TurkishEconomy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#TurkishEconomy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.9.26

Ümit Özdağ’dan Ekonomide Yeni Hamle-Yılmaz Parlar

  

Zafer Ekonomisi Programı Geliyor

Zafer Partisi, ekonomi politikalarında kendi alternatif modelini kamuoyunun gündemine taşımaya hazırlanıyor.

Özdağ, “Zafer Ekonomisi Programı”nın bu ay paylaşılacağını açıkladı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, partisinin ekonomi alanındaki hazırlıklarını da kamuoyuyla paylaştı.

Özdağ, yalnızca mevcut ekonomik politikalara yönelik eleştirilerle yetinmek yerine, Zafer Partisi’nin kendi ekonomi programını kamuoyunun tartışmasına açacağını açıkladı.

“Zafer Ekonomisi Programı” Kamuoyuna Sunulacak

Özdağ’ın açıklamasına göre, “Zafer Ekonomisi Programı” adı verilen çalışma hazırlanmış durumda ve programın bu ay kamuoyuyla paylaşılması planlanıyor.

Özdağ, programın basılı hale getirildiğini belirterek, ekonomi kuruluşlarına da ulaştırılacağını ifade etti. Zafer Partisi’nin ekonomi ekibinin ilgili kuruluşları ziyaret ederek programın içeriğini anlatacağını kaydeden Özdağ, temel hedefin Türkiye’nin üretim ekonomisine geçişine yönelik parti politikalarını ortaya koymak olduğunu söyledi.

Bu açıklama, Zafer Partisi açısından ekonomik tartışmada dikkat çekici bir başlık oluştururken, partinin ekonomi politikalarını yalnızca iktidarın uygulamalarına yönelik eleştiriler üzerinden değil, kendi önerileri üzerinden de gündeme taşıma hazırlığında olduğunu gösteriyor.

Tartışmanın Merkezine “Üretim Ekonomisi”ni Koyuyor

Özdağ, basın toplantısında Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin çeşitli değerlendirmelerde de bulundu.

Özdağ’ın açıklamalarında; enflasyon hedefleri, vatandaşın satın alma gücü, işsizlik, vergiler, gelir dağılımı, tarım, eğitim ve ekonomik hedefler gibi başlıklar geniş yer aldı. Mevcut ekonomi politikalarının Türkiye’nin yapısal sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığını savunan Özdağ, ekonomik yükün vatandaş üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Ancak basın toplantısının ekonomi açısından en dikkat çekici mesajı, bu eleştirilerin ardından Zafer Partisi’nin kendi ekonomik modelini ortaya koyacağını açıklaması oldu.

Köprü ve Otoyollar İçin Özelleştirme Eleştirisi

Özdağ’ın gündeminde kamu varlıklarına ilişkin kararlar da vardı.

Resmî Gazete’de yayımlanan kararla iki Boğaz köprüsü, sekiz otoyol ve dört çevre yolunun özelleştirme programına alınmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, söz konusu uygulamaya karşı çıktı.

Özdağ, bu varlıkların uzun süreli işletme hakkının devredilmesinin kamu açısından gelecekte gelir kaybına yol açabileceğini savundu ve köprü ile otoyollardan elde edilebilecek gelirlerin kamu kaynakları açısından önemine dikkat çekti.

Bu değerlendirmeler, Zafer Partisi’nin ekonomi yaklaşımında kamu kaynakları, üretim, gelir dağılımı ve uzun vadeli ekonomik planlama başlıklarının öne çıktığına ilişkin bir çerçeve oluşturdu.

Ekonomi Programı Sahaya İnecek

“Zafer Ekonomisi Programı”nın açıklanmasının ardından ekonomik kuruluşlarla temas kurulacak olması da programın yalnızca yazılı bir metin olarak kalmayacağını ortaya koyuyor.

Özdağ, parti ekonomi ekibinin kuruluşları ziyaret ederek programı anlatacağını açıkladı. Böylece Zafer Partisi’nin ekonomi politikalarının iş dünyası ve ekonomik kuruluşlarla doğrudan paylaşılması hedefleniyor.

Bu yönüyle program, önümüzdeki dönemde Zafer Partisi’nin siyasi gündeminde önemli başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Ekonomiden Siyasete Uzanan Geniş Gündem

Özdağ’ın 10 Eylül tarihli “Türk Milleti Basın Toplantısı”nda ekonomi dışında Türkiye’nin siyasi ve hukuki gündemine ilişkin değerlendirmeler de yer aldı.

Özdağ, partisinin önümüzdeki hafta Türkiye genelinde yazılı bir açıklama ve imza kampanyası başlatacağını, vatandaşların PKK’nın affı ve anayasa değişiklikleri konusundaki görüşlerinin alınacağını açıkladı. Kampanyanın ardından konunun meydanlarda ve sahada gündeme taşınacağını belirtti.

Hukuk devleti ve yargı başlıklarında da değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Türkiye’nin geleceği açısından hukuk güvenliği ve demokratik kurumların önemine ilişkin görüşlerini dile getirdi.

Yeni Dönemin Ekonomi Başlığı

Zafer Partisi açısından “Zafer Ekonomisi Programı”nın açıklanması, partinin önümüzdeki dönemde ekonomik tartışmalarda kendi çözüm önerilerini daha görünür hale getirmesi açısından yeni bir aşama olarak değerlendirilebilir.

Özdağ’ın açıklamasında öne çıkan temel unsur, eleştirinin ötesine geçerek alternatif bir ekonomi programının kamuoyunun önüne konulacak olması.

Programın bu ay kamuoyuyla paylaşılması ve ardından ekonomi kuruluşlarına yönelik ziyaretlerin başlamasıyla birlikte, Zafer Partisi’nin ekonomi politikalarının ayrıntıları da daha geniş biçimde tartışılabilecek.

Türkiye’nin ekonomik geleceğine ilişkin siyasi tartışmanın, önümüzdeki dönemde yalnızca mevcut uygulamaların sonuçları üzerinden değil, hangi ekonomik modelin Türkiye’yi üretime, istihdama ve sürdürülebilir büyümeye taşıyacağı üzerinden şekillenmesi bekleniyor.

Zafer Partisi ise bu tartışmaya “Zafer Ekonomisi Programı” ile kendi perspektifini koymaya hazırlanıyor.

yilmazparlar@yahoo.com

Ümit Özdağ Unveils New Economic Initiative

“Victory Economy Program” Set to Be Unveiled

The Victory Party is preparing to bring its own alternative economic model to the public agenda as part of its efforts to develop new economic policies.

Victory Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ announced that the party’s “Victory Economy Program” will be made public this month.

While addressing current issues in Turkey, Özdağ also shared details of his party’s preparations in the field of economics.

Rather than limiting its approach to criticism of existing economic policies, Özdağ said that the Victory Party would present its own economic program for public discussion.

“Victory Economy Program” to Be Presented to the Public

According to Özdağ, the “Victory Economy Program” has already been prepared and is scheduled to be released to the public this month.

Özdağ stated that the program had been printed and would also be delivered to economic organizations. He said that the party’s economic team would visit relevant institutions to explain the program, with the main objective being to outline the party’s policies for transitioning Turkey toward a production-based economy.

The announcement creates a notable new dimension in the Victory Party’s economic agenda, indicating that the party intends to put forward its own proposals rather than focusing solely on criticism of the government’s economic policies.

“Production Economy” at the Center of the Debate

Özdağ also addressed various aspects of Turkey’s current economic situation during the press conference.

His remarks covered issues including inflation targets, citizens’ purchasing power, unemployment, taxation, income distribution, agriculture, education and economic objectives. Özdağ argued that current economic policies were insufficient to resolve Turkey’s structural problems and drew attention to the impact of the economic burden on citizens.

However, one of the most notable economic messages of the press conference was the announcement that the Victory Party would put forward its own economic model following these criticisms.

Criticism of the Privatization of Bridges and Highways

Özdağ also addressed decisions concerning public assets.

Commenting on the decision published in the Official Gazette to include two Bosphorus bridges, eight highways and four ring roads in the privatization program, Özdağ opposed the move.

He argued that transferring long-term operating rights could result in future revenue losses for the public sector and emphasized the importance of revenues generated by bridges and highways as a public resource.

These remarks point to a broader framework in the Victory Party’s economic approach, in which public resources, production, income distribution and long-term economic planning are expected to play a prominent role.

Economic Program to Reach the Field

The planned engagement with economic organizations following the release of the “Victory Economy Program” indicates that the initiative is not intended to remain merely a written document.

Özdağ said that the party’s economic team would visit relevant organizations to present and explain the program. The aim is to communicate the Victory Party’s economic policies directly to the business community and economic institutions.

In this respect, the program is expected to become one of the significant issues on the Victory Party’s political agenda in the coming period.

A Broader Agenda from Economics to Politics

Özdağ’s September 10 “Turkish Nation Press Conference” also included assessments of Turkey’s political and legal agenda in addition to economic issues.

Özdağ announced that the party would launch a nationwide written statement and signature campaign the following week to gather citizens’ views on the issue of a possible amnesty for the PKK and proposed constitutional changes. He stated that the issue would subsequently be brought to public squares and addressed through field activities.

Addressing the rule of law and judiciary, Özdağ also expressed his views on the importance of legal certainty and democratic institutions for Turkey’s future.

A New Economic Chapter

For the Victory Party, the announcement of the “Victory Economy Program” may represent a new stage in making its own economic proposals more visible in the country’s economic debate.

The central element of Özdağ’s announcement is the intention to move beyond criticism and place an alternative economic program before the public.

With the program expected to be released this month and subsequent visits to economic organizations planned, the details of the Victory Party’s economic policies are likely to become the subject of broader discussion.

Turkey’s economic debate is expected to increasingly focus not only on the results of current policies, but also on which economic model can move the country toward production, employment and sustainable growth.

The Victory Party is preparing to contribute its own perspective to this debate through its “Victory Economy Program.”

 yilmazparlar@yahoo.com

İTO Eylül 2026 Meclis Toplantısı-Yılmaz Parlar

 

 Üretim Kapasitesini Korumak Dezenflasyon Kadar Önemli

Şekib Avdagiç, Yeni dönem “sıkı para + seçici kredi + üretim desteği” üçgeninde şekilleniyor

İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) Eylül 2026 Meclis Toplantısı, 10 Eylül 2026 Perşembe günü gerçekleştirilirken, toplantının gündeminde Türkiye ekonomisinin görünümü, küresel ekonomik riskler, enflasyon, üretim kapasitesi, finansmana erişim, Orta Vadeli Program (OVP) ve yapay zekâ yatırımları öne çıktı.

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, ekonomi yönetiminin artık yalnızca talebi soğutmaya değil, ekonominin üretim kapasitesini korumaya da odaklandığını belirterek, yeni dönemin yaklaşımının giderek “sıkı para + seçici kredi + üretim desteği” üçgeninde şekillendiğini söyledi.

Avdagiç, ekonomi politikasının başarısının yalnızca enflasyonun düşürülmesiyle değil, fiyat istikrarı, üretim kapasitesi ve rekabet gücü arasındaki dengenin korunmasıyla ölçüleceğini vurguladı. “Dezenflasyonun direksiyonunu bırakmadan ekonominin motorunu yeniden hızlandırmak” gerektiğine dikkat çeken Avdagiç, üretim kapasitesinin korunmasının artık dezenflasyon kadar önemli bir politika hedefi haline geldiğini ifade etti.

Yapay zekâ ekonominin merkezinde

Küresel ekonomideki gelişmelerin ortak bir noktaya işaret ettiğini belirten Avdagiç, büyüme ivmesi yakalayan ülkelerin yapay zekâya yatırım yapan ülkeler olduğunu söyledi.

Üniversitelere çağrıda bulunan Avdagiç, gelecekte yalnızca yapay zekâ uzmanlarının yetiştirilmesinin yeterli olmayacağını belirterek, farklı sektörlerde çalışan beyaz ve mavi yakalıların da yapay zekânın kullanımına ilişkin bilgi sahibi olması gerektiğini kaydetti. Bu nedenle üniversitelerin yapay zekâ konusundaki müfredatlarını geliştirmelerinin önemine dikkat çekti.

Enflasyon geriliyor ancak küresel maliyet baskıları sürüyor

Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye’nin bir yandan dezenflasyon programını sürdürürken diğer yandan büyüme ve üretim kapasitesini koruma çabasını öne çıkardığını belirten Avdagiç, ağustos ayı enflasyon verilerine de değindi.

Ağustos ayında tüketici enflasyonunun aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 31,51 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Avdagiç, enflasyonun gerilemesine rağmen enerji fiyatlarındaki yükseliş ve küresel maliyet baskılarının dezenflasyon sürecinin önemli sınamalarla karşı karşıya olduğunu gösterdiğini söyledi.

Petrol fiyatları Türkiye için stratejik değişken

Petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisi üzerindeki çok yönlü etkisine dikkat çeken Avdagiç, petrolün 90-100 dolar bandında kalıcı hale gelmesinin Türkiye açısından aynı anda enflasyon, cari açık ve para politikası üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtti.

Petrol fiyatlarındaki kalıcı yükselişin akaryakıt ve ulaştırma maliyetlerini artırmasının yanı sıra üretimin enerji faturasını da büyüteceğini ifade eden Avdagiç, enerji ithalatındaki artışın cari denge üzerinde olumsuz etki yaratacağını söyledi.

Avdagiç’e göre petrol fiyatı bu nedenle yalnızca bir emtia fiyatı olmaktan çıkarak Türkiye’nin enflasyonunu, cari açığını ve faiz politikasını aynı anda etkileyen stratejik bir değişkene dönüşüyor.

Finansman ve üretim desteği vurgusu

Para politikasındaki mevcut duruşa da değinen Avdagiç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yüzde 37’lik politika faizi ile kredi büyümesine yönelik makroihtiyati sınırların finansal koşulları sıkı tutmaya devam ettiğini belirtti.

Bununla birlikte ekonomi yönetiminin üretim kapasitesini korumaya yönelik yaklaşımını önemli bulduğunu ifade eden Avdagiç, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) kaynak limitinin 750 milyar liraya çıkarılmasını, KOSGEB’in istihdam koruma desteğinin imalat sektörünün tamamına genişletilmesini, işletmelere daha uzun vadeli ve avantajlı finansman sağlanmasını ve Eximbank’ın ihracat finansman hedefinin 59 milyar dolara yükseltilmesini önemli adımlar olarak değerlendirdi.

Avdagiç ayrıca enerji maliyetlerine sürekli sübvansiyon verilmesi yerine enerji verimliliği yatırımlarının finanse edilmesi gerektiğini belirterek; yatırım, teknoloji, ihracat, Ar-Ge ve istihdamı artıran şirketlerin önceliklendirilmesi gerektiğini söyledi.

OVP’ye destek

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program’a da değinen Avdagiç, programda yer alan temel hedef ve politikaların hayata geçirilmesinin üretim ekonomisinin korunması ve yeni yatırımlar açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Avdagiç, işletmelerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, verimlilik ve teknoloji yoğun yatırımların desteklenmesi, enerji, hammadde, işgücü, makine ve lojistik maliyetlerinin azaltılması, kaynakların etkin kullanılması, nitelikli işgücünün yetiştirilmesi, sanayinin ihtiyaçlarıyla eğitim ve işgücü yapısının uyumunun güçlendirilmesi, yeni pazarlara açılım ve ihracat kapasitesinin artırılması gibi politika tercihlerini olumlu karşıladıklarını belirtti.

İstanbul kongre turizminde yükselişini sürdürüyor

İTO Meclis toplantısında İstanbul’un kongre turizmine ilişkin gelişmeler de gündeme geldi.

Şekib Avdagiç, İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu’nun (ICVB) kente kazandırdığı iki büyük uluslararası kongrenin aynı dönemde İstanbul’da gerçekleştirildiğini ve bu organizasyonlar kapsamında 12 bin 500 kişinin kentte ağırlandığını açıkladı.

33.Dünya Buiatri Kongresi ile 23. Dünya Otorinolarengoloji Baş-Boyun Cerrahisi Kongresi’nin (IFOS 2026) İstanbul ekonomisine ilk etapta 50 milyon doların üzerinde katkı sağlamasının beklendiğini belirten Avdagiç, çarpan etkisiyle bu katkının daha da artabileceğini söyledi.

İstanbul’un uluslararası kongre turizmindeki yükselişinin sürdüğünü belirten Avdagiç, kentin geçen yıl 95 uluslararası kongreye ev sahipliği yaptığını, Avrupa’da 13’üncü, dünyada ise 18’inci sıraya yükselerek son 10 yılın zirvesine çıktığını kaydetti.

Avdagiç, İstanbul’un marka değerini artırmak ve kongre ile toplantı turizmi potansiyelini geliştirmek amacıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

Ekonomide yeni hedef: Dengeyi koruyarak büyümeyi hızlandırmak

İTO Başkanı Şekib Avdagiç’in değerlendirmeleri, ekonomi politikalarında dezenflasyon hedefi ile üretim ve yatırım kapasitesinin korunmasının birlikte ele alınmasının önemine işaret etti.

Avdagiç’in ortaya koyduğu çerçevede önümüzdeki dönemin temel hedefi; fiyat istikrarını gözetirken üretim kapasitesini korumak, rekabet gücünü artırmak, yatırımları desteklemek ve Türkiye ekonomisinin büyüme motorunu yeniden güçlendirmek olarak öne çıkıyor.

yilmazparlar@yahoo.com

ITO September 2026 Assembly Meeting

ITO Assembly Focuses on Economy

 Protecting Production Capacity Is as Important as Disinflation

Şekib Avdagiç, The new approach is taking shape around “tight monetary policy + selective credit + production support”

The September 2026 Assembly Meeting of the Istanbul Chamber of Commerce (ITO) was held on Thursday, September 10, with Türkiye’s economic outlook, global economic risks, inflation, production capacity, access to finance, the Medium-Term Program (MTP) and investments in artificial intelligence among the key topics on the agenda.

ITO President Şekib Avdagiç said economic policymakers are now focusing not only on cooling demand but also on protecting the economy’s production capacity. He stated that the new approach is increasingly taking shape around the triangle of “tight monetary policy + selective credit + production support.”

Avdagiç emphasized that the success of economic policy should not be measured solely by the decline in inflation, but by maintaining a balance between price stability, production capacity and competitiveness. He said that “accelerating the engine of the economy without giving up the steering wheel of disinflation” would be one of the most important challenges of the coming period.

Artificial intelligence at the center of the global economy

Avdagiç said developments in the global economy point to a common trend, noting that countries achieving stronger growth momentum are those investing in artificial intelligence.

Calling on universities to adapt to this transformation, Avdagiç said it would not be sufficient to train only artificial intelligence specialists. He stressed that white-collar workers across different sectors, as well as many blue-collar workers, should also acquire knowledge about the use of artificial intelligence.

He therefore called for university curricula to be further developed in the field of artificial intelligence.

Inflation is declining, but global cost pressures remain

Assessing the Turkish economy, Avdagiç said Türkiye is continuing its disinflation program while increasingly emphasizing efforts to preserve economic growth and production capacity.

Referring to the latest inflation figures, he noted that consumer inflation stood at 1.84 percent month-on-month and 31.51 percent year-on-year in August.

Although inflation is declining, Avdagiç said rising energy prices and global cost pressures clearly demonstrate the significant challenges facing the disinflation process.

Oil prices become a strategic variable for Türkiye

Avdagiç drew attention to the multifaceted pressure created by oil prices on the Turkish economy. He said that if oil prices remain in the 90-100 dollar range, they could simultaneously put pressure on inflation, the current account balance and monetary policy.

A sustained increase in oil prices would raise fuel and transportation costs while increasing the energy bill of the production sector, according to Avdagiç. Higher energy imports would also put further pressure on the current account balance.

For this reason, he described oil prices as more than simply a commodity price, saying they have become a strategic variable affecting Türkiye’s inflation, current account balance and interest-rate policy at the same time.

Emphasis on financing and production support

Commenting on monetary policy, Avdagiç said the Central Bank of the Republic of Türkiye’s 37 percent policy rate, together with macroprudential limits on credit growth, continues to keep financial conditions tight.

At the same time, he welcomed the government’s increasing focus on protecting production capacity. He described the increase in the resource limit of the Investment Commitment Advance Credit (YTAK) to 750 billion Turkish liras, the expansion of KOSGEB’s employment protection support to the entire manufacturing sector, longer-term and more advantageous financing opportunities for businesses, and the increase in Eximbank’s export financing target to 59 billion dollars as important steps.

Avdagiç also argued that, rather than continuously subsidizing energy costs, financing should be directed toward energy-efficiency investments. He said priority should be given to companies that increase investment, technology, exports, R&D and employment.

Support for the Medium-Term Program

Avdagiç also commented on the 2027-2029 Medium-Term Program announced by Vice President Cevdet Yılmaz.

He said implementation of the program’s key targets and policies would be highly important for protecting the production economy and encouraging new investments.

Avdagiç welcomed policy priorities including easier access to finance for businesses, support for productivity and technology-intensive investments, reductions in energy, raw material, labor, machinery and logistics costs, more efficient use of resources, development of qualified human capital, stronger alignment with the needs of industry, access to new markets and increased export capacity.

Istanbul continues to rise in international congress tourism

Developments in Istanbul’s congress tourism sector were also highlighted during the ITO Assembly Meeting.

Avdagiç announced that two major international congresses brought to Istanbul by the Istanbul Congress and Visitors Bureau (ICVB) were being held in the city, with a total of 12,500 international participants expected to attend.

The 33rd World Buiatrics Congress and the 23rd World Congress of Otorhinolaryngology-Head and Neck Surgery (IFOS 2026) are expected to contribute more than 50 million dollars to Istanbul’s economy initially, Avdagiç said, adding that the impact could rise further through multiplier effects.

He noted that Istanbul’s growth in international congress tourism continues. The city hosted 95 international congresses last year, rising to 13th place in Europe and 18th globally, reaching its highest ranking of the past decade.

Avdagiç said efforts would continue to strengthen Istanbul’s brand value and further develop its potential in congress and business tourism.

A new economic priority: Accelerating growth while maintaining balance

Avdagiç’s remarks at the ITO Assembly Meeting highlighted the growing importance of addressing disinflation together with the protection of production and investment capacity.

The framework outlined by the ITO president points to a central objective for the coming period: maintaining price stability while protecting production capacity, strengthening competitiveness, supporting investment and rebuilding the growth engine of the Turkish economy.

yilmazparlar@yahoo.com

14.8.26

İTO Ağustos 2026 Meclis Toplantısı-Yılmaz Parlar

 İTO Ağustos 2026 Meclis Toplantısı

İTO Ağustos Meclis Toplantısı’nda Ekonominin Yol Haritası Gündemdeydi

 Avdagiç, “Enflasyonu düşürürken üretim kapasitemizi korumalıyız”

İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) Ağustos 2026 Meclis Toplantısı, 13 Ağustos Perşembe günü gerçekleştirilirken, toplantının ana gündemini Türkiye ekonomisinin önündeki yeni dönem, üretim kapasitesinin korunması, ihracatın sürdürülebilirliği ve reel sektörün finansmana erişimi oluşturdu.

İTO’dan Ekonomiye Net Mesaj

13 Ağustos 2026 tarihli İTO Ağustos Meclis Toplantısı’ndan çıkan temel mesaj, dezenflasyon sürecinin korunurken üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın da hedefli politikalarla desteklenmesi gerektiği yönünde oldu.

Avdagiç’in açıklamaları, eylül ayında güncellenmesi beklenen OVP açısından iş dünyasının önceliklerini de ortaya koyarken, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde “enflasyonu düşürürken üretim gücünü kaybetmeme” hedefiyle hareket etmesi gerektiğine işaret etti.

İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, ekonomide dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini belirtirken, aynı zamanda yüksek finansman maliyetlerinin üretim üzerindeki baskısının azaltılmasının önemine dikkat çekti.

Avdagiç’in değerlendirmelerinin merkezinde, eylül ayında güncellenmesi beklenen Orta Vadeli Program’da (OVP) üretimi korumaya yönelik hedefli ve seçici finansman mekanizmalarının geliştirilmesi önerisi yer aldı.

“Türkiye’nin yeni ekonomik politikası, enflasyonu düşürmek ile üretimi korumak arasında bir tercih yapmak arasında sıkışamaz. İkisini aynı anda gerçekleştirecek seçici, hedefli ve etkili araçlar üretmek zorundayız.”

OVP İçin “Hedefli Üretim Koruma Politikası” Önerisi

Avdagiç, yeni OVP’nin yalnızca enflasyonla mücadele perspektifiyle değil, Türkiye’nin üretim gücünü ve ihracat kapasitesini koruyacak bir anlayışla şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İTO Başkanı, burada söz konusu olanın genel bir kredi genişlemesi ya da yeniden enflasyon yaratabilecek bir talep artışı olmadığının altını çizerek, üretim, yatırım ve ihracat kapasitesini koruyacak seçici finansman modellerine ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

Bu yaklaşımın, dezenflasyon hedefinden taviz vermeden reel sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilecek yeni bir ekonomik denge oluşturması amaçlanıyor.

İş Dünyasından OVP’ye 5 Başlıkta Finansman Önerisi

Avdagiç, yeni dönemde uygulanabilecek finansman politikalarının beş temel başlık üzerinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

1. Üretici ve ihracatçıya uzun vadeli finansman

İhracatçı ve üretici firmaların uzun vadeli, sürdürülebilir ve öngörülebilir finansman kanallarına erişiminin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Avdagiç, Eximbank ve benzeri mekanizmaların yalnızca mevcut ihracatçılara değil, ihracat potansiyeli bulunan üreticilere de daha geniş biçimde ulaşması gerektiğini söyledi.

2. Yatırım kredisi ile işletme sermayesi ayrılmalı

Avdagiç’in ikinci önerisi, yatırım kredileri ile işletme sermayesi kredilerinin birbirinden ayrılması oldu.

Teknoloji yatırımı yapan, ihracat kapasitesi oluşturan ve ithal girdiyi azaltan yatırımlar için daha uzun vadeli ve daha uygun maliyetli finansman imkanlarının oluşturulması gerektiğini belirtti.

3. Kur–enflasyon dengesine ihracatçı açısından bakılmalı

İTO Başkanı, ihracatçıların maliyet baskısının giderek arttığına dikkat çekerek, döviz dönüşüm desteğinin daha etkili hale getirilmesi gerektiğini savundu.

Kur ile enflasyon arasındaki farkın ihracatçı üzerindeki maliyet baskısını artıran bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini belirten Avdagiç, ihracat rekabetçiliğinin korunmasının önemine işaret etti.

4. Üretim ve istihdam üzerindeki yükler yeniden değerlendirilmeli

Vergi ve sosyal güvenlik yükleri konusunda üretim yapan ve istihdam sağlayan işletmelere yönelik seçici düzenlemelerin gündeme alınması gerektiğini belirten Avdagiç, özellikle yüksek istihdam sağlayan ve ihracat yapan sektörlerde maliyet artışlarının istihdam kaybına dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.

5. İthalat politikası sanayi politikasıyla birlikte ele alınmalı

Avdagiç’in beşinci önerisi ise ithalat politikasına ilişkin oldu.

Türkiye’nin üretmediği kritik girdilerde maliyetleri aşağı çekebilecek bir gümrük rejimine ihtiyaç bulunduğunu belirten Avdagiç, yerli üretim kapasitesinin bulunduğu alanlarda ise haksız rekabetin önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti.

“Temel Sorun Dezenflasyon Değil, Üretim Kapasitesinin Maliyeti”

İTO Başkanı Avdagiç, sıkı para politikasının enflasyonla mücadelede önemli bir dengeleme sağladığını kabul ederken, bu politikanın reel sektör üzerindeki maliyetinin giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çekti.

Yüksek faizlerin işletme sermayesi maliyetlerini artırdığını ve özellikle KOBİ’lerin finansmana erişiminde sorunların devam ettiğini belirten Avdagiç, ekonomik politikanın üretim ayağının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Avdagiç’e göre Türkiye açısından kritik mesele, yalnızca dezenflasyonun gerçekleştirilmesi değil, dezenflasyon sürecinin üretim kapasitesi üzerindeki maliyetinin kontrol altında tutulması.

Emek Yoğun Sektörlere Özel Uyarı

Tekstil, hazır giyim, mobilya, metal ve makine gibi emek yoğun sektörlerde yüksek finansman maliyetlerinin firmaların fiyat rekabetini zorlaştırdığını belirten Avdagiç, bu sektörlerde kapasite kaybının önlenmesi gerektiğini söyledi.

“Bu sektörlerde kapasite kaybı yaşanmasına hem bugünümüz hem de yarınımız için izin vermemeliyiz.”

Türkiye’nin ihracat gücünün yalnızca dış talebe değil, içerideki üretim kapasitesine, maliyetlere ve finansman koşullarına da bağlı olduğuna dikkat çeken Avdagiç, üretim tabanının korunmasının stratejik önem taşıdığını vurguladı.

Kısa Vadede Dezenflasyon, Orta ve Uzun Vadede Rekabet Gücü

Avdagiç, Türkiye ekonomisinin önündeki temel denklemin giderek daha belirgin hale geldiğini belirterek, kısa vadede dezenflasyon programının korunması gerektiğini; ancak orta ve uzun vadede üretim kapasitesinin ve ihracat rekabetçiliğinin kaybedilmemesi gerektiğini ifade etti.

İTO Başkanı’nın mesajı, ekonomi politikasında iki hedefin birlikte yürütülmesi gerektiği noktasında yoğunlaştı:

Enflasyonla mücadele ve üretim gücünün korunması.

Avdagiç, Türkiye’nin klasik ekonomik kalıplara sıkışmadan kendi çıkış yolunu oluşturabilecek ekonomik birikime ve kapasiteye sahip olduğunu belirterek, iş dünyasının ekonomik politikalarda atılacak yeni adımların hızlandırılmasına yönelik beklentisini de ortaya koydu.

yilmazparlar@yahoo.com

ITO  August 2026 Assembly Meeting

ITO August Assembly Meeting Focuses on Türkiye’s Economic Roadmap

Avdagic, “We Must Fight Inflation While Protecting Production Capacity”

The August 2026 Assembly Meeting of the Istanbul Chamber of Commerce (ITO) was held on Thursday, August 13, with Türkiye’s economic outlook, the protection of production capacity, sustainable exports and access to finance for the real sector among the main topics on the agenda.

ITO’s Clear Message to Economic Policymakers

The main message emerging from the August 13, 2026 ITO Assembly Meeting was that Türkiye should continue its fight against inflation while simultaneously supporting production, investment, exports and employment through targeted economic policies.

Avdagiç’s remarks also highlighted the expectations of the business community ahead of the anticipated September update to the Medium-Term Program.

The strategic objective can be summarized in one sentence:

Reduce inflation — but do not sacrifice Türkiye’s production capacity and export competitiveness in the process.

ITO Chairman Şekib Avdagiç emphasized that the disinflation process should continue decisively, while also stressing the need to reduce the pressure that high financing costs are placing on production.

At the center of Avdagiç’s remarks was a proposal for the Medium-Term Program (MTP), expected to be updated in September, to introduce targeted and selective financing mechanisms aimed at protecting production.

“Türkiye’s new economic policy cannot be trapped between the choice of reducing inflation and protecting production. We must develop selective, targeted and effective instruments that achieve both simultaneously.”

A “Targeted Production Protection Policy” for the New MTP

Avdagiç stressed that the new MTP should not focus solely on combating inflation, but should also protect Türkiye’s production strength and export capacity.

He emphasized that the proposal does not mean a return to broad-based credit expansion or demand stimulus that could reignite inflation. Instead, he called for selective financing models designed to protect production, investment and export capacity.

The objective is to establish a new economic balance that supports the real sector without compromising the disinflation strategy.

Five Financing Priorities for the Business World

Avdagiç outlined five areas that he believes should form the basis of financing mechanisms under the new economic framework.

1. Long-Term Financing for Producers and Exporters

He called for stronger, sustainable and predictable financing channels for exporting and manufacturing companies.

According to Avdagiç, institutions such as Eximbank should reach not only existing exporters but also manufacturers with export potential.

2. Separate Investment Loans from Working Capital

Avdagiç also proposed separating investment financing from working-capital loans.

He argued that technology investments, projects that create export capacity and investments reducing dependence on imported inputs should have access to longer-term and more affordable financing.

3. A More Effective Exchange Rate Mechanism

Another key issue was the pressure faced by exporters as costs rise.

Avdagiç called for more effective mechanisms to balance the exchange-rate and inflation dynamics, arguing that foreign-exchange conversion support should become more meaningful and help protect export competitiveness.

4. Targeted Support for Production and Employment

Avdagiç also called for selective measures concerning tax and social-security burdens on companies that produce and employ workers.

He particularly emphasized the need to prevent rising costs in employment-intensive and export-oriented sectors from turning into job losses.

5. Import Policy Should Support Industrial Strategy

The fifth proposal concerned import policy.

Avdagiç argued that Türkiye should adopt customs policies that reduce the cost of critical inputs not produced domestically, while preventing unfair competition in sectors where domestic production capacity already exists.

“The Main Problem Is Not Disinflation, but Its Cost to Production Capacity”

Avdagiç acknowledged that tight monetary policy has provided an important balancing effect in the fight against inflation.

However, he warned that the cost of this policy for the real economy is becoming increasingly visible.

High interest rates are increasing working-capital costs, while access to finance remains a significant challenge, particularly for SMEs.

According to Avdagiç, the critical issue for Türkiye is not simply achieving disinflation, but controlling the rising cost of the disinflation process on production capacity.

Warning on Labor-Intensive Industries

Avdagiç also highlighted the pressure faced by labor-intensive sectors such as textiles, ready-to-wear, furniture, metal and machinery.

High financing costs are making it increasingly difficult for companies in these sectors to compete on price, he noted, warning that capacity losses must be prevented.

“We must not allow capacity losses in these sectors, both for our present and our future.”

He stressed that sustainable exports depend not only on external demand, but also on Türkiye’s domestic production capacity, cost structure and financing conditions.

Disinflation in the Short Term, Competitiveness in the Long Term

Avdagiç stated that the economic equation facing Türkiye is becoming increasingly clear.

In the short term, the country must preserve the disinflation process. In the medium and long term, however, Türkiye cannot afford to lose production capacity or export competitiveness.

The central message of his remarks was therefore clear:

Türkiye must fight inflation without weakening its production base.

Avdagiç also underlined that Türkiye has the economic experience and capacity to develop its own path without becoming trapped within conventional economic models.

yilmazparlar@yahoo.com

14.3.26

İTO 2026 Mart Ayı Meclis Toplantısı-Yılmaz Parlar

 

İTO 2026 Mart Ayı Meclis Toplantısı Gerçekleştirildi

Avdagiç’ten “Sanayi Sıçraması” Vurgusu


İş dünyasının en önemli çatı kuruluşlarından biri olan İstanbul Ticaret Odası’nın mart ayı Meclis Toplantısı, 12 Mart 2026 Perşembe günü gerçekleştirildi.

Toplantıda konuşan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’nin küresel üretim zincirinde daha üst basamaklara çıkabilmesi için sanayi ekosisteminin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek “sanayi sıçraması” hedefinin önemine dikkat çekti.

Türkiye İçin Sanayide Yeni Yol Haritası

Meclis üyelerine hitap eden Avdagiç, Türkiye’nin “erken sanayisizleşme” riskine karşı dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin yalnızca sanayi basamaklarını tırmanan bir ülke değil, aynı zamanda güçlü bir sanayi sıçraması yapabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade eden Avdagiç, üretim, teknoloji ve ihracat ekseninde yeniden yapılandırılmış bir sanayi ekosisteminin gerekliliğine işaret etti.

Katma Değerli Üretim ve İhracat Ön Planda

Türkiye ekonomisinin orta vadeli büyüme hedeflerine değinen Avdagiç, sürdürülebilir büyümenin ancak yüksek katma değerli üretim ve ihracat odaklı bir ekonomik modelle mümkün olacağını söyledi.

Türkiye’nin küresel üretim zincirinde orta halkada sıkışmaması için teknoloji ve inovasyon odaklı üretim modelinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bölgesel Gerilimlerin Ekonomiye Etkisi

Konuşmasında Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Avdagiç, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası bölgede yükselen gerilimin enerji piyasaları ve küresel ekonomi üzerinde etkiler yarattığını belirtti.

Petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin küresel enflasyon tartışmalarını yeniden gündeme getirdiğini söyleyen Avdagiç, yaşanan sürecin sadece askeri bir kriz değil, aynı zamanda enerji güvenliği ve küresel ekonomik dengeleri etkileyen bir jeopolitik sınav olduğuna dikkat çekti.

Türkiye Bölgesel Dengede Kritik Aktör

Türkiye’nin jeopolitik konumuna değinen Avdagiç, ülkenin birçok çatışma bölgesinin ortasında bulunduğunu ancak güçlü diplomasi geleneği sayesinde bölgede denge sağlayan bir aktör rolü üstlendiğini ifade etti.

Avdagiç, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen diplomatik yaklaşımın Türkiye’nin çıkarlarını koruyan önemli bir strateji olduğunu dile getirdi.

Ekonomik Görünüm İçin Üç Kritik Başlık

Avdagiç’e göre 2026 yılı ekonomik görünümünü belirleyecek üç temel unsur bulunuyor:

Enflasyonun düşüş hızının korunması

Enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin maliyetlere etkisi

Para politikasındaki sıkılık düzeyi

Bu faktörlerin Türkiye ekonomisinin büyüme ve istikrar dengesi üzerinde belirleyici olacağını söyledi.

İstanbul Ticaret Üniversitesi’ne Tam Akreditasyon

Toplantıda eğitim alanında önemli bir gelişmeyi de paylaşan Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından 5 yıl süreyle tam akreditasyon alan 6 üniversiteden biri olduğunu açıkladı.

Bu başarının üniversitenin eğitim kalitesi ve uluslararası rekabet gücünü teyit ettiğini ifade etti.

Yapay Zekâ ve İş Dünyası İçin Yeni Konferans

İTO’nun dijital dönüşüm ve yapay zekâ alanındaki çalışmalarına da değinen Avdagiç, Mayıs 2026’da “Üretken Yapay Zekânın İş Dünyasına Etkileri” başlıklı bir konferans düzenleneceğini açıkladı.

Ayrıca 26 Mart 2026’da “Dijitalleşme ve Yapay Zekâ: Veriden Değer Üretmek” temalı lansman programının gerçekleştirileceğini duyurdu.



AB ile Ticarette Yeni Dönem

Avdagiç, Avrupa Birliği’nin “Made in EU” programına ilişkin hazırlanan taslakta Türkiye gibi ticaret ortaklarının da dikkate alınmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.

Türkiye’nin Avrupa pazarı için yüksek teknoloji üretim üssü olma hedefinin dış ticaret stratejisinin merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı.

İş Dünyasında Dayanışma Mesajı

Ramazan ayı boyunca iş dünyasıyla düzenlenen iftar ve sahur programlarında önemli gözlemler edindiklerini belirten Avdagiç, Türk iş dünyasının hem dayanışma ruhunu koruduğunu hem de karşılaşılan sorunlara çözüm üretme konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğunu söyledi.

yilmazparlar@yahoo.com

 

 

ITO 2026 March Assembly Meeting Held

Avdagic Highlights “Industrial Leap” for Türkiye

 

The March Assembly Meeting of the Istanbul Chamber of Commerce was held on Thursday, March 12, 2026. Speaking at the meeting, the President of the Chamber, Şekib Avdagiç, emphasized that Türkiye has the potential not only to climb the industrial ladder but also to achieve a major industrial leap in the global production chain.

A New Industrial Vision for Türkiye

Avdagic stressed that Türkiye must avoid the trap of early deindustrialization and should redesign and strengthen its industrial ecosystem. According to him, the country possesses the capacity to transform its production structure and move beyond the middle level of the global manufacturing chain.

Value-Added Production and Export-Led Growth

Highlighting Türkiye’s medium-term growth outlook, Avdagic noted that sustainable economic performance depends on strengthening a growth model based on high value-added production and export capacity.

Regional Tensions and Economic Impact

Avdagic also addressed developments in the Middle East, noting that rising tensions following attacks on Iran have triggered reactions in global energy markets. He stated that increasing oil prices have revived global inflation debates and that the conflict represents not only a military crisis but also a geopolitical test affecting global economic stability.

Türkiye as a Balancing Power

Evaluating Türkiye’s geopolitical role, Avdagic said the country plays a crucial balancing role in the region thanks to its diplomatic tradition and strategic position. He underlined that the diplomatic approach led by Recep Tayyip Erdoğan has been instrumental in protecting Türkiye’s national interests.

Three Key Factors for the Economy

Avdagic pointed out three critical factors that will shape Türkiye’s economic outlook in 2026:

The pace of disinflation

The impact of energy prices and geopolitical developments on costs

The level of monetary policy tightness

Full Accreditation for Istanbul Commerce University

During the meeting, Avdagic also announced that Istanbul Commerce University received full accreditation for five years from the Council of Higher Education Quality Board, confirming the institution’s high educational standards.

Artificial Intelligence Conference for Business

The Chamber will also host a conference in May 2026 titled “The Impact of Generative Artificial Intelligence on Business: Competition, Productivity and the Future,” while a launch event on “Digitalization and Artificial Intelligence: Creating Value from Data” will take place on March 26.

yilmazparlar@yahoo.com