#Economy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#Economy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.9.26

Para, Yatırım ve Güven-Yılmaz Parlar

Para, Yatırım ve Güven

Fon Krizi Ne Anlatıyor?

Ümit Özdağ’ın fon krizi üzerinden gündeme taşıdığı soru; Finans sistemi kimin için çalışıyor?

“Büyük finans kuruluşları, müşterilerinin değil, kendilerinin kâr etmesi için kurulmuştur.”

Tony Robbins’in bu sözü, finans dünyasının en temel tartışmalarından birine dikkat çekiyor: Paranın sahibi ile parayı yöneten sistemin çıkarları her zaman aynı noktada buluşuyor mu?

Francis Bacon’ın yüzyıllar önce söylediği, “Para iyi bir hizmetkârdır, ama kötü bir efendidir” sözü ise meselenin başka bir boyutunu ortaya koyuyor.

Çünkü para, doğru kullanıldığında insanın hayatını kolaylaştıran bir araçtır. Ancak para kazanma arzusu, finansal sistemin nasıl çalıştığına ilişkin sorgulamanın önüne geçtiğinde, yatırım ile risk arasındaki çizgi giderek belirsizleşebilir.

Bugün Türkiye’de tartışılan fon krizi de yalnızca rakamlardan ibaret bir finans meselesi olarak görülmemeli. Ortada aynı zamanda yatırımcı, denetim, şeffaflık ve güven soruları bulunuyor.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın 24 Eylül 2026 tarihli basın toplantısında yaptığı açıklamaların önemli bir bölümü tam da bu noktaya odaklandı.

455 bin yatırımcının gündeme geldiği kriz

Özdağ, konuşmasında 131 fonun işlemlerinin durdurulduğunu ve yaklaşık 455 bin yatırımcının bu süreçten etkilendiğini ifade etti. Ayrıca yaklaşık 20 milyar dolar düzeyinde bir zarardan söz etti.

Buradaki temel soru yalnızca “Ne kadar para kaybedildi?” sorusu değil.

Asıl soru şu:

Bu riskler ne zaman fark edildi ve yatırımcı neden daha erken korunamadı?

Özdağ’ın aktardığı bilgilere göre Sermaye Piyasası Kurulu'nun açıklamasında, 2025 yılının son çeyreğinde bazı fonlarda şüpheli fiyat hareketlerinin gözlendiği belirtiliyor. Konunun 2 Aralık 2025 tarihinde Finansal İstikrar Komitesi'nin gündemine geldiği, 3 Aralık'ta ise SPK bünyesinde bir çalışma grubu oluşturulduğu ifade ediliyor.

İşte tartışmanın en önemli noktası burada ortaya çıkıyor:

Risk daha önce görülmüşse neden sonuç bu noktaya geldi?

Yatırımcıya “piyasa riski” demek yeterli mi?

Finans piyasalarının temel kurallarından biri risk kavramıdır.

Her yatırımın bir riski vardır.

Ancak yatırımcının karşı karşıya olduğu risk ile sistem içerisinde meydana gelen olası manipülasyon veya denetim sorunları aynı şey değildir.

Özdağ da konuşmasında bu ayrımı özellikle vurguluyor ve vatandaşın yalnızca “piyasa riski var” denilerek yaşananların açıklanamayacağını savunuyor.

Bu noktada sıradan yatırımcının durumunu düşünmek gerekiyor.

Emekli maaşından para biriktiren bir vatandaş…

Çocuğunun eğitim masrafını karşılamak için yıllarca tasarruf eden bir aile…

Ev almak için para biriktiren bir çalışan…

İşletmesinin sermayesini değerlendirmek isteyen küçük bir girişimci…

Bunların tamamı finans piyasalarının içinde yer alabilir.

Dolayısıyla finansal sistemde meydana gelen büyük bir sorun, yalnızca profesyonel yatırımcıların veya büyük sermaye sahiplerinin problemi değildir.

Finansal güven, doğrudan vatandaşın hayatına dokunan bir meseledir.

Asıl mesele: Sistem neden çalışmadı?

Özdağ’ın açıklamalarında dikkat çeken noktalardan biri de tartışmayı belirli şirketlerin veya kişilerin üzerine bırakmak yerine daha geniş bir sistem sorgulamasına taşıması.

SPK ne biliyordu?

Ne zamandan itibaren biliyordu?

Hangi tedbirler alındı?

Hangi tedbirler alınmadı?

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın bilgisi neydi?

Finansal İstikrar Komitesi'nde hangi konular görüşüldü?

Borsa İstanbul hangi sinyalleri gördü?

Ve en önemlisi:

Neden aylar boyunca büyüyen risk sonunda küçük yatırımcının üzerine kaldı?

Bu soruların tamamı, finans piyasalarının yalnızca para kazanma alanı olmadığını hatırlatıyor.

Finans piyasalarının temelinde güven vardır.

Para kazanmak başka, sisteme güvenmek başka

Bir yatırımcı yatırım yaparken yalnızca getiriye bakmaz.

Piyasadaki kuralların uygulanacağına, denetim mekanizmalarının çalışacağına, yatırım yaptığı ürünle ilgili bilgilerin doğru olduğuna ve gerektiğinde sistemden çıkabileceğine de güvenmek ister.

Özdağ’ın konuşmasında özellikle 16-17 Eylül tarihlerinde zararına dahi olsa fonlardan çıkmak isteyen yatırımcıların işlem yapamadığı yönündeki iddialar gündeme getiriliyor.

Burada finansal sistem açısından kritik soru ortaya çıkıyor:

Yatırımcı parasını sisteme sokabiliyor ama kriz anında sistemden çıkamıyorsa, yatırımcının sistem hakkındaki güveni ne olur?

İşte bu nedenle mesele yalnızca bir fonun performansı veya borsadaki günlük fiyat hareketleri değildir.

Mesele, finansal sistemin vatandaşta oluşturduğu güven duygusudur.

Yabancı yatırımcı açısından da aynı soru

Türkiye'nin finansman ihtiyacı düşünüldüğünde konu yalnızca yerli yatırımcı açısından da değerlendirilemez.

Özdağ, fon piyasasındaki kriz ile hukuk güvenliği, şeffaflık ve piyasa bütünlüğü arasında bağlantı kuruyor. Yabancı yatırımcının da yüksek getirinin yanında kuralların güvenilir biçimde uygulanmasını, şeffaflığı ve piyasa bütünlüğünü dikkate aldığını belirtiyor.

Bu açıdan bakıldığında finans piyasalarındaki güven kaybı, yalnızca yatırımcının portföyünü değil, ülkenin dış finansman maliyetlerini de ilgilendiren bir konu haline gelebilir.

Ekonomi, enerji ve finans aynı zincirin halkaları

Türkiye'nin enerji ithalatına bağımlılığı da finansal tabloyu daha karmaşık hale getiriyor.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş döviz ihtiyacını artırabilir; cari denge, enflasyon ve kur üzerinde baskı oluşturabilir.

Böyle bir ortamda finans piyasalarına ilişkin güven sorununun ortaya çıkması, ekonomik sorunların birbirinden bağımsız olmadığını gösteriyor. Özdağ da konuşmasında enerji fiyatları, döviz ihtiyacı, enflasyon ve fon krizini aynı ekonomik çerçevede ele alıyor.

Yani vatandaşın cebindeki para ile uluslararası piyasalardaki gelişmeler arasında sanıldığından çok daha doğrudan bir bağlantı bulunuyor.

Yatırımcı olmak ne demek?

Belki de bu tartışmanın en önemli tarafı burada.

Bir insan parasını bir fona yatırdığında sadece “yatırımcı” sıfatını kazanmış olmaz.

Aynı zamanda finansal sistemin kurallarına güvenen bir vatandaş haline gelir.

Bu nedenle yatırım kültürünün yalnızca “hangi fon daha çok kazandırıyor?” sorusuna indirgenmemesi gerekiyor.

Risk nedir?

Fon nasıl yönetiliyor?

Denetleyen kurum kim?

Yatırımcı gerektiğinde parasını nasıl çekebilir?

Bilgi ne kadar şeffaf?

Bir problem ortaya çıktığında kim hesap verecek?

Bunlar da en az getiri oranı kadar önemli sorular.

Çünkü para gerçekten iyi bir hizmetkâr olabilir.

Ancak finansal sistemin işleyişi sorgulanmadığında, insanın paraya değil, sistemin kendisine bağımlı hale gelmesi riski ortaya çıkar.

Asıl ihtiyaç güven

Ümit Özdağ’ın 24 Eylül basın toplantısındaki finans bölümünün en önemli mesajı da burada toplanıyor.

Özdağ, yaşananları yalnızca birkaç portföy yönetim şirketi üzerinden değerlendirmenin yeterli olmayacağını; sistemsel, hukuksal, finansal ve yönetimsel hata zincirinin ortaya çıkarılması gerektiğini savunuyor.

Vatandaşın beklentisi ise aslında oldukça basit:

Kurallar uygulansın.

Denetim zamanında yapılsın.

Piyasa şeffaf olsun.

Aynı kurallar herkes için geçerli olsun.

Yatırımcı neyle karşı karşıya olduğunu bilsin.

Çünkü finans piyasalarının en değerli varlığı sadece para değildir.

Güvendir.

Ve güven kaybolduğunda, kaybedilen yalnızca bir yatırım hesabındaki rakamlar olmaz; insanların ekonomik sisteme duyduğu inanç da bundan etkilenir.

yilmazparlar@yahoo.com

Money, Investment and Trust

What Does the Fund Crisis Tell Us?

The question raised by Ümit Özdağ through the fund crisis: Who does the financial system work for?

“Major financial institutions are established to make profits for themselves, not for their customers.”

This statement by Tony Robbins draws attention to one of the fundamental debates in the financial world: Do the interests of those who own the money and those who manage the money always coincide?

Francis Bacon’s centuries-old observation, “Money is a good servant but a bad master,” reveals another dimension of the issue.

Money, when used properly, is a tool that can make people’s lives easier. However, when the desire to make money takes precedence over questioning how the financial system operates, the line between investment and risk can become increasingly blurred.

The fund crisis currently being discussed in Türkiye should therefore not be viewed merely as a matter of financial figures. It also raises questions about investors, supervision, transparency and trust.

A significant part of the statements made by Zafer Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ at his press conference on September 24, 2026, focused precisely on this point.

A crisis involving 455,000 investors

In his speech, Özdağ stated that the transactions of 131 funds had been suspended and that approximately 455,000 investors had been affected by the process. He also referred to a loss of approximately 20 billion dollars.

The fundamental question is not only, “How much money was lost?”

The real question is:

When were these risks identified, and why were investors not protected earlier?

According to the information cited by Özdağ, the Capital Markets Board of Türkiye indicated that suspicious price movements had been observed in certain funds during the last quarter of 2025. It was stated that the issue was brought before the Financial Stability Committee on December 2, 2025, and that a working group was established within the Capital Markets Board on December 3.

This is where one of the most important points of the debate emerges:

If the risk had been identified earlier, why did the situation reach this point?

Is telling investors “there is market risk” enough?

One of the fundamental concepts of financial markets is risk.

Every investment carries risk.

However, the risk faced by an investor is not necessarily the same thing as possible manipulation or supervisory problems within the system.

Özdağ particularly emphasizes this distinction in his remarks, arguing that what happened cannot simply be explained to citizens by saying, “There is market risk.”

At this point, it is necessary to consider the situation of ordinary investors.

A citizen saving money from a pension…

A family saving for years to cover their child’s education…

A worker putting money aside to buy a home…

A small entrepreneur seeking to manage and invest the capital of their business…

All of them can participate in financial markets.

Therefore, a major problem within the financial system is not merely an issue for professional investors or large capital holders.

Financial trust is an issue that directly affects citizens’ lives.

The real issue: Why did the system fail?

One of the notable aspects of Özdağ’s statements is that he moves the discussion beyond specific companies or individuals and toward a broader examination of the system.

What did the Capital Markets Board know?

When did it know?

What measures were taken?

What measures were not taken?

What did the Ministry of Treasury and Finance know?

What issues were discussed within the Financial Stability Committee?

What signals did Borsa İstanbul observe?

And most importantly:

Why did the risk, which had been growing for months, ultimately fall on small investors?

All these questions remind us that financial markets are not merely places for making money.

At the foundation of financial markets lies trust.

Making money is one thing; trusting the system is another

When making an investment, an investor does not look only at potential returns.

The investor also wants to trust that market rules will be enforced, that supervisory mechanisms will function, that information about the investment product is accurate, and that they will be able to exit the system when necessary.

Özdağ’s speech also raised allegations that investors who wanted to withdraw from funds, even at a loss, were unable to complete transactions on September 16–17.

This raises a critical question for the financial system:

If an investor can put money into the system but cannot withdraw it when a crisis occurs, what happens to that investor’s trust in the system?

For this reason, the issue is not merely the performance of a particular fund or daily price movements in the stock market.

The issue is the sense of trust that the financial system creates among citizens.

The same question applies to foreign investors

Given Türkiye’s need for financing, the issue cannot be evaluated solely from the perspective of domestic investors.

Özdağ connects the crisis in the fund market with legal certainty, transparency and market integrity. He also points out that foreign investors consider not only high returns, but also the reliable implementation of rules, transparency and market integrity.

From this perspective, a loss of confidence in financial markets can affect not only an investor’s portfolio but potentially the country’s external financing costs as well.

The economy, energy and finance are links in the same chain

Türkiye’s dependence on energy imports makes the financial picture even more complex.

Higher oil prices can increase the need for foreign currency and put pressure on the current account balance, inflation and the exchange rate.

In such an environment, the emergence of a confidence problem in financial markets shows that economic problems are not necessarily independent of one another. In his speech, Özdağ also addresses energy prices, foreign-currency requirements, inflation and the fund crisis within the same broader economic framework.

In other words, there is a much more direct connection than might be assumed between the money in citizens’ pockets and developments in international markets.

What does it mean to be an investor?

Perhaps this is the most important aspect of the debate.

When a person invests money in a fund, they do not simply acquire the status of an “investor.”

They also become a citizen who places trust in the rules of the financial system.

For this reason, investment culture should not be reduced merely to the question, “Which fund provides the highest return?”

What is the risk?

How is the fund managed?

Who is responsible for supervision?

How can an investor withdraw their money when necessary?

How transparent is the information?

Who will be held accountable if a problem arises?

These questions are at least as important as the rate of return.

Because money can indeed be a good servant.

But when the functioning of the financial system is not questioned, there is a risk that people may become dependent not on their money, but on the system itself.

The real need is trust

The central message of the financial section of Ümit Özdağ’s September 24 press conference can also be found here.

Özdağ argues that it is not sufficient to evaluate what happened solely through several portfolio management companies, and that the chain of systemic, legal, financial and administrative failures needs to be brought to light.

The expectation of citizens is actually quite simple:

Rules must be enforced.

Supervision must take place on time.

The market must be transparent.

The same rules must apply to everyone.

Investors must know what they are facing.

Because the most valuable asset in financial markets is not simply money.

It is trust.

And when trust is lost, what disappears is not merely a figure in an investment account; people’s confidence in the economic system itself can also be affected.

yilmazparlar@yahoo.com

17.4.26

LeadWorld 2026-Yılmaz Parlar

 

LeadWorld 2026

Ekonomi, Finans ve Gelecek Vizyonu İstanbul’da Buluştu

Ekonomi dünyasının nabzını tutan forumlar, yalnızca bilgi paylaşımının ötesinde; sektörler arası sinerji yaratan, kriz dönemlerinde yol haritası çizen ve geleceğin stratejik aklını inşa eden kritik platformlardır.

Özellikle küresel belirsizliklerin arttığı, ekonomik dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde bu tür organizasyonlar; iş dünyası, finans çevreleri ve karar vericiler için pusula niteliği taşır.



İş Dünyasının Zirvesi Yeşilköy’de Gerçekleşti

Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi, Kayra Medya Akademi ve Strong Medya iş birliğiyle düzenlenen LeadWorld İş ve Ekonomi Forumu, 16 Nisan 2026 Perşembe günü İstanbul Yeşilköy WOW Hotel’de yoğun katılımla gerçekleştirildi.

WeLD Uluslararası Taşımacılık’ın isim sponsorluğunda, Dünya Katılım Bankası’nın ana sponsorluğunda düzenlenen forum; ekonomi, finans, üretim, teknoloji ve turizm başta olmak üzere pek çok sektörden üst düzey isimleri bir araya getirdi.

Dev İsimler Aynı Sahnedeydi

Foruma; İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü İkram Güntaş, WeLD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özot, Yat Turizmcileri Derneği Başkanı Begüm Doğulu, BMD Başkanı Sinan Öncel ve iş dünyasının birçok önemli temsilcisi katılarak kritik değerlendirmelerde bulundu.

Program kapsamında açılış konuşmaları, panel oturumları, “asansör konuşmaları” ve keynote sunumlar ile katılımcılara yoğun içerik sunuldu.



Orakçıoğlu, “Milli Takım Dünya Sahnesinde Tarzıyla da Konuşulacak”

Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Türk milli takımıyla yürütülen iş birliklerine dikkat çekerek, sadece sportif başarı değil, küresel marka algısı oluşturmayı hedeflediklerini vurguladı.

Damat Tween ve D’S Damat markalarıyla milli takıma özel koleksiyonlar hazırladıklarını belirten Orakçıoğlu, Paraguay Milli Takımı’nın da bu koleksiyonlara ilgi gösterdiğini açıkladı.

Bu gelişme, Türk markalarının uluslararası alandaki yükselişini bir kez daha gözler önüne serdi.



Hakan Aran’dan Sert Uyarı, “Enflasyon Tüm Kötülüklerin Anası”

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, forumun en çarpıcı konuşmalarından birine imza attı.

Aran, Türkiye’nin uyguladığı enflasyonla mücadele programının reel sektör üzerinde ciddi yük oluşturduğunu belirtirken, şu ifadeleri kullandı:

Enflasyon %85’ten %30 seviyelerine çekildi

Merkez Bankası rezervleri -60 milyar dolardan +160 milyar dolara yükseldi

Ancak bu sürecin bedelini reel sektör ve KOBİ’ler ödüyor

Aran ayrıca mevcut ekonomik konjonktürde yeni bir programa geçilmesi gerektiğini savunarak, üretim ve teknoloji odaklı dönüşümün altını çizdi.


Yapay Zeka Uyarısı, “10 Yıl Sonra Dünya Aynı Olmayacak”

Forumda yapılan en dikkat çekici uyarılardan biri yapay zeka alanından geldi.

Bir iş insanı, önümüzdeki 5-10 yıl içinde birçok sektörde iş gücünün büyük ölçüde dönüşeceğini belirterek, şu çarpıcı ifadeyi kullandı:

“Paranızı yapay zekaya yatırın. Önümüzdeki 10 yılda dünya bugünkü dünya olmayacak.”

Bu açıklama, teknolojik dönüşümün kaçınılmaz hızını bir kez daha gözler önüne serdi.


Katılım Bankacılığı Yükselişte

Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü İkram Güntaş, bankanın kısa sürede yakaladığı büyümeye dikkat çekti:

150 bine yakın müşteri

100 milyar TL’yi aşan aktif büyüklük

%9,22’ye yükselen sektör payı

Dijital bankacılık modelinin önemine vurgu yapan Güntaş, çalışanların “birer şube” gibi konumlandırıldığını ifade etti.



Gayrimenkulde Yeni Dönem, Erişim Krizi Derinleşiyor

Forumda paylaşılan veriler, konut erişimindeki dramatik düşüşü ortaya koydu:

30 yıl önce gençlerin ev sahibi olma ihtimali: %47

Günümüzde bu oran: %12

Yeni geliştirilen “uzun toprak” modeliyle arsa maliyetlerinin düşürülmesi hedeflenirken, sektör temsilcileri finansman modellerinin kritik rolüne dikkat çekti.



Türkiye Teknoloji ve Deneyim Ekonomisinde Yeni Oyuncu Olabilir

Yerli teknoloji firmalarının 60’tan fazla ülkeye ihracat yaptığı vurgulanırken, Türkiye’nin sadece üretim değil “deneyim ekonomisi” alanında da küresel merkez olabileceği ifade edildi.

Kapadokya’da başlatılan yeni projeler, bu vizyonun somut örnekleri arasında gösterildi.



Ortak Mesaj, Üretim, Teknoloji ve Dönüşüm Kaçınılmaz

Forum boyunca yapılan konuşmalarda öne çıkan ortak başlıklar:

Enflasyonla mücadelede yeni yaklaşım ihtiyacı

Yapay zeka ve teknoloji yatırımlarının zorunluluğu

Üretim odaklı ekonomik dönüşüm

Finansmana erişimin kritik rolü

Facia Unutulmadı

Forumda konuşmacılar, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul faciasında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencileri anarak, derin üzüntülerini dile getirdi.



Göz Kamaştıran Stand

Polaris Sigorta’dan Küresel Güvence Mesajı

LeadWorld İş ve Ekonomi Forumu’nun en dikkat çeken katılımcılarından biri olan Polaris Sigorta standı, profesyonel yaklaşımı ve güçlü kurumsal vizyonuyla öne çıktı. Etkinlik kapsamında Polaris Sigorta adına İrem Bayraktar ile gerçekleştirdiğimiz özel söyleşide, şirketin hem Türkiye’de hem de uluslararası alandaki konumuna dair önemli mesajlar verildi.

“Finansal ve Endüstriyel Risklerde Küresel Çözüm Ortağıyız”

Polaris Sigorta ve Reasürans Aracılık Hizmetleri A.Ş.’nin 1998 yılından bu yana Türk sigorta sektöründe öncü bir rol üstlendiğini vurgulayan Bayraktar, şirketin temel misyonunu şu sözlerle ifade etti:

“Polaris Sigorta olarak finansal ve endüstriyel risk yönetiminde işletmelere özel çözümler sunuyoruz. Küresel ortak ağımız ve sektörel uzmanlığımız sayesinde müşterilerimizi potansiyel risklere karşı korurken, onların işlerini büyütmeye odaklanmalarını sağlıyoruz.”

“Türkiye’den Dünyaya Açılan Güçlü Sigorta Ağı”

Bayraktar, Polaris Sigorta’nın sadece yerel değil, aynı zamanda uluslararası ölçekte güçlü bir iş modeline sahip olduğunu belirterek; Türkiye’deki birçok sigorta şirketiyle aktif iş birlikleri yürüttüklerini ve ihtiyaç halinde global reasürans partnerleriyle devreye girdiklerini ifade etti.

Kurumsal ve bireysel müşterilere yönelik geniş hizmet yelpazesi sunduklarını dile getiren Bayraktar, müşteri odaklı, çözüm merkezli ve dinamik yaklaşımlarının sektörde fark yarattığını vurguladı.

Risk Yönetiminde Güven ve Deneyim Vurgusu

Finans ve sanayi sektörlerine özel geliştirilen risk yönetimi çözümlerinin önemine dikkat çeken Bayraktar, özellikle küresel belirsizliklerin arttığı günümüzde doğru sigorta ve reasürans stratejilerinin işletmeler için hayati olduğunu ifade etti.

Polaris Sigorta’nın standı, forum boyunca iş dünyasının yoğun ilgisini görürken; şirketin sunduğu güven, deneyim ve küresel vizyon katılımcılar tarafından takdirle karşılandı.



LeadWorld İş ve Ekonomi Forumu, sadece bir etkinlik değil; Türkiye’nin ekonomik aklının sahaya indiği, gerçeklerle yüzleştiği ve geleceği tartıştığı çok kıymetli bir platformdur.

Bu forumda verilen mesajlar net: Dünya değişiyor, ekonomi değişiyor ve bu değişimi doğru okuyamayanlar geride kalacak. Özellikle yapay zeka, üretim dönüşümü ve finansal disiplin konularında ortaya konan vizyon; Türkiye’nin önümüzdeki 10 yılı açısından son derece kritik.

Böylesine güçlü bir organizasyonu hayata geçiren tüm paydaşları tebrik ediyorum. Türkiye’nin bu tür platformlara her zamankinden daha fazla ihtiyacı var.

yilmazparlar@yahoo.com

LeadWorld 2026

Economy, Finance and Future Vision Meet in Istanbul

Forums that capture the pulse of the economic world go far beyond simple information sharing; they are critical platforms that create cross-sector synergy, provide roadmaps during times of crisis, and shape the strategic vision of the future.
Especially in a period where global uncertainties are increasing and economic balances are being reshaped, such organizations serve as a compass for the business world, financial circles, and decision-makers.

The Summit of the Business World Held in Yeşilköy

The LeadWorld Business and Economy Forum, organized in collaboration with Nasıl Bir Ekonomi Newspaper, Kayra Media Academy, and Strong Media, was held with strong participation on Thursday, April 16, 2026, at WOW Hotel in Yeşilköy, Istanbul.

Held under the name sponsorship of WeLD International Transportation and the main sponsorship of Dünya Katılım Bank, the forum brought together top-level leaders from various sectors, including economy, finance, production, technology, and tourism.

Industry Giants Took the Same Stage

The forum hosted prominent figures such as İş Bankası CEO Hakan Aran, Orka Holding Chairman Süleyman Orakçıoğlu, Dünya Katılım Bank CEO İkram Güntaş, WeLD Chairman Murat Özot, Yacht Tourism Association President Begüm Doğulu, and BMD President Sinan Öncel, along with many other leading representatives of the business world.

The program featured opening speeches, panel sessions, “elevator pitches,” and keynote presentations, delivering rich and intensive content to participants.

Orakçıoğlu: “The National Team Will Be Recognized for Its Style on the Global Stage”

Orka Holding Chairman Süleyman Orakçıoğlu emphasized the importance of collaborations with the Turkish national team, stating that their goal is not only sporting success but also building a global brand image.

He noted that special collections have been prepared for the national team under the Damat Tween and D’S Damat brands, adding that the Paraguay National Team has also shown interest in these collections.

This development once again highlighted the rising influence of Turkish brands in the international arena.

Strong Warning from Hakan Aran: “Inflation Is the Mother of All Problems”

İş Bankası CEO Hakan Aran delivered one of the most striking speeches of the forum.

Aran stated that Turkey’s inflation-fighting program has placed a significant burden on the real sector and noted:

Inflation has been reduced from 85% to around 30%

Central Bank reserves increased from -60 billion USD to +160 billion USD

However, the cost of this process has been borne by the real sector and SMEs

He also argued that a transition to a new economic program is necessary under current conditions, emphasizing production and technology-driven transformation.

Artificial Intelligence Warning: “The World Will Not Be the Same in 10 Years”

One of the most remarkable warnings at the forum came from the field of artificial intelligence.

A business leader stated that within the next 5–10 years, the workforce in many sectors will undergo a major transformation, saying:

“Invest your money in artificial intelligence. The world will not be the same in the next 10 years.”

This statement once again demonstrated the inevitable speed of technological transformation.

Participation Banking on the Rise

Dünya Katılım Bank CEO İkram Güntaş highlighted the rapid growth of the bank:

Nearly 150,000 customers

Over 100 billion TRY in assets

Market share increased to 9.22%

Emphasizing the importance of digital banking, Güntaş stated that employees are positioned as “individual branches.”

New Era in Real Estate: Access Crisis Deepens

Data shared at the forum revealed a dramatic decline in homeownership accessibility:

30 years ago: 47% probability for young people to own a home

Today: only 12%

While the newly developed “long land” model aims to reduce land costs, sector representatives stressed the critical importance of financing models.

Turkey Can Become a New Player in Technology and Experience Economy

It was highlighted that local technology firms export to more than 60 countries, and Turkey has the potential to become a global hub not only in production but also in the “experience economy.”

New projects launched in Cappadocia were presented as concrete examples of this vision.

Common Message: Production, Technology and Transformation Are Inevitable

Key themes that stood out throughout the forum included:

The need for a new approach in the fight against inflation

The necessity of investments in artificial intelligence and technology

Production-oriented economic transformation

The critical role of access to finance

The Tragedy Has Not Been Forgotten

Speakers at the forum commemorated the teachers and students who lost their lives in the school tragedies in Şanlıurfa and Kahramanmaraş, expressing their deep sorrow.

Eye-Catching Stand: Polaris Insurance Delivers a Global Assurance Message

One of the most striking participants of the forum was the Polaris Insurance booth, which stood out with its professional approach and strong corporate vision.

In our exclusive interview with İrem Bayraktar, key insights were shared regarding the company’s national and international positioning.

“A Global Solution Partner in Financial and Industrial Risks”

Bayraktar emphasized that Polaris Insurance and Reinsurance Brokerage Services Inc. has been a leading force in the Turkish insurance sector since 1998, stating:

“We provide tailored risk management solutions for businesses in financial and industrial sectors. With our global network and expertise, we protect our clients against risks while enabling them to focus on growth.”

“A Strong Insurance Network from Turkey to the World”

She noted that Polaris Insurance operates both locally and globally, collaborating with numerous domestic insurers and international reinsurance partners when needed.

Bayraktar highlighted their customer-focused, solution-oriented, and dynamic approach as key differentiators in the sector.

Emphasis on Trust and Experience in Risk Management

She stressed the importance of well-structured insurance and reinsurance strategies, especially in times of increasing global uncertainty.

The Polaris Insurance booth attracted significant attention throughout the forum, with its emphasis on trust, experience, and global vision being highly appreciated.

The LeadWorld Business and Economy Forum is not just an event; it is a highly valuable platform where Turkey’s economic intellect takes the stage, confronts realities, and discusses the future.

The message delivered at this forum is clear: the world is changing, the economy is evolving, and those who fail to interpret this transformation correctly will fall behind.

The vision presented—especially in artificial intelligence, production transformation, and financial discipline—is critically important for Turkey’s next decade.

I sincerely congratulate all stakeholders who made this powerful organization possible. Turkey needs such platforms more than ever.

yilmazparlar@yahoo.com