11.3.26

L'été de Jahia- Jahia’nın Yazı-Yılmaz Parlar

L'été de Jahia- Jahia’nın Yazı

Savaşın Gölgesinde Göç Gerçeği

Jahia’nın Yazı” İstanbul’da Sinemaseverlerle Buluştu

Savaşların yarattığı yıkım yalnızca cephelerde kalmıyor; milyonlarca insanın hayatını kökten değiştirerek onları göç yollarına sürüklüyor. Günümüz dünyasında savaşın en acı sonuçlarından biri olan zorunlu göç, özellikle çocukların hayatında derin izler bırakıyor. İşte bu dramatik gerçeği insan hikâyeleri üzerinden anlatan “Jahia’nın Yazı” filmi, İstanbul’da sinemaseverlerle buluştu.

İstanbul’da kültür ve sanat hayatına önemli katkılar sunan Frankofon Film Festivali, farklı coğrafyalardan güçlü hikâyeleri sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor.

Festival kapsamında Fransa, Belçika ve Lüksemburg ortak yapımı “Jahia’nın Yazı” filmi İstanbul’da izleyiciyle buluştu.

Gösterim, Institut français Türkiye ile Belçika İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle gerçekleştirildi ve İstanbul’daki sinema ile kültür-sanat çevrelerinden yoğun ilgi gördü.

Film Öncesi Açılış Konuşmaları

Film gösterimi öncesinde Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, Belçika’nın İstanbul Başkonsolosu Tim Van Anderlecht ve filmin yönetmeni Olivier Meys birer açılış konuşması gerçekleştirdi.

Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton konuşmasında, yönetmen Olivier Meys’e İstanbul’a geldiği için teşekkür ederek filmin gençlik, sürgün ve kimlik temalarını son derece etkileyici bir şekilde ele aldığını ifade etti.

Belçika İstanbul Başkonsolosu Tim Van Anderlecht ise yönetmen Olivier Meys’i yaklaşık 20 yıldır tanıdığını belirterek, sinema kariyerinde önemli çalışmalara imza attığını söyledi. Anderlecht konuşmasında göç konusunun hem Türkiye hem de Avrupa açısından önemli bir toplumsal gerçeklik olduğuna dikkat çekti.

Yönetmen Olivier Meys ise konuşmasında Türkiye’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, filmin farklı kültürlerden gelen iki genç kız arasındaki dostluğu anlatarak insanları birbirine bağlayan ortak değerleri ortaya koymayı amaçladığını ifade etti.

Göç, Dostluk ve Umudun Hikâyesi

91 dakikalık film, savaşın gölgesinde geçen bir çocukluk hikâyesini etkileyici bir anlatımla beyaz perdeye taşıyor. Filmde, Sahel bölgesindeki savaştan annesiyle birlikte kaçan 15 yaşındaki Jahia’nın hayat mücadelesi anlatılırken, Beyaz Rusya’dan ayrılmak zorunda kalan Mila ile yollarının kesişmesiyle gelişen güçlü dostluk dikkat çekiyor.

Farklı geçmişlere sahip iki genç kızın yalnızlıklarının kesiştiği bu yaz, onların hayatında unutulmaz bir dönüm noktasına dönüşüyor.

Film, göç, kimlik, aidiyet ve umut gibi evrensel temaları sade ama güçlü bir sinema diliyle ele alıyor.

Yönetmen Olivier Meys ile Söyleşi

Gösterimin ardından filmin yönetmeni Olivier Meys ile bir söyleşi gerçekleştirildi. Yönetmen Meys, filmin ortaya çıkış sürecini, göç teması üzerine yaptığı araştırmaları ve karakterlerin duygusal dünyasını izleyicilerle paylaştı.

Söyleşi bölümünde katılımcılar yönetmene filmle ilgili çeşitli sorular yöneltirken, göç ve savaş konularının sinema aracılığıyla insani bir perspektiften ele alınmasının önemine dikkat çekildi.

Değerlendirmeye  Gelince;

Gösterim sonrasında değerlendirmede bulunmamıza gelince; Gazeteci olarak, filmin verdiği mesajın yalnızca sinema açısından değil, insanlık açısından da önemli olduğunu vurgulamak isterim .

Bu tür filmler insanların, daha doğrusu özellikle politikacıların savaş konusundaki bakışını etkileyebilirse, belki de dünyada milyonlarca insanın yaşadığı göç dramı yaşanmaz.

Sinema bazen politikadan daha güçlü bir vicdan çağrısı yapabilir. Şeklinde diyebilirim.

Frankofon Film Festivali kapsamında düzenlenen bu özel gösterim, savaşın tetiklediği göç dramını insani bir bakış açısıyla ele almasıyla izleyiciler üzerinde güçlü bir etki bıraktı.

yilmazparlar@yahoo.com

L'été de Jahia- Jahia’s Summer

War, Migration and Humanity

 “Jahia’s Summer” Meets Cinema Lovers in Istanbul

Wars do not only destroy cities and societies; they also force millions of people to leave their homes and begin uncertain journeys of migration. One of the most painful consequences of war today is the displacement of families and children. The film “Jahia’s Summer” brings this reality to the screen through a deeply human story.

The screening was held within the Francophone Film Festival and organized by Institut français Türkiye in cooperation with the Belçika İstanbul Başkonsolosluğu.

Opening Remarks

Before the screening, opening speeches were delivered by Nadia Fanton, Tim Van Anderlecht and the film’s director Olivier Meys.

They emphasized that the film explores themes such as youth, exile, identity and migration, and highlights the importance of human connections across cultures.

A Story of Migration, Friendship and Hope

The 91-minute film tells the story of 15-year-old Jahia, who escapes the war in the Sahel region with her mother, and Mila, who leaves Belarus with her family. During one summer, their loneliness intersects and a powerful friendship emerges.

Through this emotional narrative, the film explores universal themes such as migration, identity, belonging and hope.

Discussion with Director Olivier Meys

After the screening, director Olivier Meys joined the audience for a Q&A session and shared insights about the inspiration behind the film and the emotional depth of its characters.

Regarding the Evaluation

As for providing an evaluation after the screening: As a journalist, I would like to emphasize that the film's message is important not only from a cinematic perspective but also from a humanitarian standpoint.

If films like this can influence people's—more specifically, politicians'—perspectives on war, perhaps the tragedy of migration experienced by millions of people in the world could be avoided.

Cinema can sometimes make a more powerful appeal to conscience than politics.

This special screening, organized as part of the Francophone Film Festival, left a strong impact on the audience by addressing the tragedy of migration triggered by war from a humanistic perspective.

yilmazparlar@yahoo.com

8.3.26

DUTTİP Güçlü Mesajlar-Yılmaz Parlar

DUTTİP Güçlü Mesajlar

Dünya Türk Ticaret Platformu’ndan İstanbul’da Güçlü İftar Buluşması

“Kızılelma Yolunda Birlik ve Bereket” Sofrasında Türk Dünyası Mesajı

Dünya Türk Ticaret Platformu (DUTTİP) tarafından düzenlenen geleneksel “Kızılelma Yolunda Birlik ve Bereket” iftar programının ikincisi, 7 Mart 2026 Cumartesi akşamı İstanbul’da bulunan 1453 Sosyal Tesisleri'nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.



Diplomasi, siyaset, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerini aynı sofrada buluşturan iftar programı, Türk dünyasında birlik, dayanışma ve ekonomik iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.



Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleşen organizasyon; başkonsoloslar, Türk Devletleri Teşkilatı temsilcileri, milletvekilleri, yerel yöneticiler, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, kamu görevlileri, basın mensupları ve çok sayıda iş insanını bir araya getirdi.



Protokol Yoğun İlgi Gösterdi

Programa katılan önemli isimler arasında şu isimler yer aldı:

KKTC İstanbul Konsolosu Ülkü Alemdar

Pakistan İstanbul Başkonsolosu Khawaja Khurrom Naeem

TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Şanlı

Yeniden Refah Partisi MKYK Üyesi Yaşar Özkan

MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı İsmail Akgöz

MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı ve Tokat Federasyonu Başkanı Ahmet Poyraz

İYİ Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Nazım Yılmaz

TÜRKSOY İstanbul Temsilcisi Yerzhan Uaiis

AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı İ. Halil Korkmaz

KKTC Eski Ekonomi Ataşesi Cahit Kayıarslan

Dünya Dernekleri ve Akraba Toplulukları Hizmet Derneği Başkanı Metin Özkan

Program, Türk dünyasının farklı ülkelerinden temsilcilerin katılımıyla uluslararası bir buluşma niteliği kazandı.



“Türk Dünyasının Güçlenmesi Küresel Denge İçin Önemlidir”

Programın ev sahibi olan Dünya Türk Ticaret Platformu Genel Başkanı Ahmet Ortatepe, yaptığı konuşmada Ramazan ayının birlik ve dayanışma ruhuna dikkat çekerek Türk dünyası arasındaki ekonomik iş birliklerinin stratejik önemini vurguladı.

Ortatepe, DUTTİP’in temel hedefinin Türk dünyası ve gönül coğrafyasıyla ekonomik entegrasyonu güçlendirmek, ticari ve kültürel bağları derinleştirmek ve Türk iş dünyasının küresel ölçekte daha etkin hale gelmesine katkı sağlamak olduğunu ifade etti.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın ortaya koyduğu vizyonun sahada gerçekleştirilecek iş birlikleriyle daha güçlü hale geleceğini belirten Ortatepe, Türk dünyasının ortak hareket kabiliyetinin artırılmasının küresel dengeler açısından da önemli olduğunu söyledi.



KKTC’den Türk Dünyası İş İnsanlarına Yatırım Daveti

Programda konuşan KKTC İstanbul Konsolosu Ülkü Alemdar, Dünya Türk Ticaret Platformu’nun Türk dünyası arasında ekonomik ve ticari bağları güçlendiren önemli bir platform olduğunu belirtti.

Alemdar konuşmasında, Türk iş insanlarının Türkiye merkezli yatırımlarının Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere birçok ülkede ekonomik değer oluşturduğunu ifade ederek şu mesajı verdi:

KKTC’nin Türk iş insanları için önemli yatırım fırsatları sunduğunu belirten Alemdar, İstanbul Başkonsolosluğu olarak yatırım yapmak isteyen tüm girişimcilere destek vermeye hazır olduklarını vurguladı.

Enerji, altyapı, savunma sanayi, tarım, lojistik ve dijital dönüşüm gibi alanlarda Türk iş dünyasının attığı adımların yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel ve siyasi yakınlaşmaya da katkı sunduğunu dile getirdi.

Ortadoğu’daki Gerilimler ve Mazlum Coğrafyalar Gündeme Geldi

Programda yapılan konuşmalarda küresel gelişmelere de değinildi. Özellikle Ortadoğu’da son dönemde artan gerilimler ve İran, ABD ve İsrail ekseninde yaşanan gelişmelerin dünya barışı açısından endişe verici olduğu ifade edildi.

Konuşmalarda ayrıca;

Gazze’de yaşanan insani dram, Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik baskılar, Dünyanın farklı bölgelerindeki mağdur toplumlar gündeme getirilerek sivillerin korunması ve uluslararası toplumun daha etkin sorumluluk alması gerektiği vurgulandı.



8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı

Programda ayrıca yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınların toplumun, ekonominin ve aile yapısının temel taşı olduğuna dikkat çekildi.

Kadınların üretimde, ticarette, girişimcilikte ve sosyal hayatta daha güçlü şekilde yer almasının sürdürülebilir kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğu ifade edilerek tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlandı.

Türk Dünyası İş İnsanları Aynı Sofrada Buluştu

Yoğun katılımla gerçekleşen program, protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen iftar ve networking bölümüyle sona erdi. Katılımcılar, bu tür organizasyonların Türk dünyası iş çevreleri arasındaki iş birliğini güçlendirdiğini ve yeni ekonomik fırsatlar oluşturduğunu ifade etti.

Kızılelma Yolunda Birlik ve Bereket” temasıyla düzenlenen iftar programı, Türk dünyası arasında ekonomik, kültürel ve stratejik iş birliğinin güçlenmesine önemli katkı sağlayan bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı.

yilmazparlar@yahoo.com

7.3.26

Adalar Mimoza Festivali-Yılmaz Parlar

Adalar Mimoza Festivali

Adalar’da Baharın Simgesi Mimoza

Mimozaların Renklendirdiği Bahar, Adalar'da Festival Coşkusu Başladı

Festivaller, kentlerin kültürel dokusunu doğasını kimliğini koruyan, canlandıran, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve doğal mirasa sahip çıkma bilincini yeşerten en önemli buluşmalardır.



Doğal değerleri tanıtmanın, turizmi canlandırmanın ve yerel ekonomiyi güçlendirmenin en etkili yollarından biri olan festivaller, aynı zamanda toplumun ortak mirasına sahip çıkma bilincini de güçlendirir.

İstanbul’un en özel bölgelerinden Adalar’da düzenlenen Mimoza Festivali de bu anlayışla hayata geçirilerek, baharın simgesi mimozayı koruma ve gelecek nesillere aktarma hedefiyle kapılarını açtı.

Adalar'ın dört bir yanında eş zamanlı olarak hayat bulan Mimoza Festivali bu anlamda özel bir yere sahip.

Yalnızca baharın müjdecisi sarı çiçekleri kutlamakla kalmıyor; mimozanın zarif ama dirençli ruhundan ilham alarak doğayı koruma bilincini, kadın dayanışmasını ve kültürel mirasa sahip çıkma sorumluluğunu bir araya getiriyor.

İstanbul'un eşsiz adalarında bu yıl üçüncü kez düzenlenen festival, mimozanın bir çiçekten çok daha fazlası olduğunu, bir başlangıcı ve umudu temsil ettiğini hep birlikte hatırlamak için eşsiz bir fırsat sunuyor.

6-7-8 Mart tarihlerinde Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada'da eş zamanlı olarak kapılarını açan Mimoza Festivali, Adalar'ın sokaklarından, hafızasından ve rüzgarından ilham alan çok katmanlı bir deneyimle ziyaretçilerini ağırlıyor.

Sergilerden söyleşilere, müzik dinletilerinden sirk performanslarına kadar uzanan zengin içeriğiyle festival, baharı karşılamaktan öte bir anlam taşıyor: Adalar'ın İstanbul için neden vazgeçilmez olduğunu hatırlatıyor ve bu eşsiz bağın birlikte korunması gerektiğini fısıldıyor.



"Mimozayı Dalında Sevmek İstiyoruz"

Festivalin açılışı, Büyükada Anadolu Kulübü'nde düzenlenen basın toplantısıyla gerçekleşti.

Toplantıda konuşan Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, mimozanın Adalar için taşıdığı anlamı şu sözlerle ifade etti:

"Mart'ın ilk günlerinde, baharın eşiğinde, sarı mimozaların güneşi andıran ışıltısı altında bir araya gelmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Adalarımızın simgesi haline gelen mimoza; yalnızca bir ağaç değil, aynı zamanda umut demektir, dayanışma demektir, yeniden başlamak demektir."



Başkan Akpolat, festivalin asıl amacının mimozayı koruyup yaşatmak olduğunu vurgulayarak, "Biz mimozayı dalında görmek istiyoruz. Dalında sevmek istiyoruz. Hoyratça koparılmasını, ticari bir nesneye dönüşmesini değil; doğanın bir parçası olarak yaşamaya devam etmesini istiyoruz. Doğayı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi.



Mimozaların Annesi'nden Çağrı

Festivalin fikir annesi ve "mimozaların annesi" olarak anılan Eva Kent, duygusal konuşmasında 9 yıl önce bahçesindeki mimoza ağacının talan edilmesiyle başlayan mücadelelerinin bugünlere nasıl geldiğini anlattı.

Aslen Alman olan ve 40 yıl önce eşine ve Büyükada'ya olan aşkıyla adaya yerleşen Kent, şöyle konuştu:

"Her şey 9 yıl önce bahçemdeki mimoza ağacının talan edilmesiyle başladı. O gün yükselen sesimiz zamanla büyüdü ve bugün burada, mimozalar için bir araya gelmemizi sağladı. Mimozalar dünyada yalnızca belirli iklimlerde yetişir. Adalarımız da bu nadir bölgelerden biri. Tıpkı Fransa'nın güneyindeki Tanneron gibi... Her yıl binlerce insan mimozaları görmek için Tanneron'u ziyaret ediyor. Peki, neden Büyükada da mimozalarıyla anılan bir yer olmasın?"



Anlamlı Fidan Dikimi ve Kadınlar Günü Vurgusu

Programın ardından Başkan Akpolat, Adalar Belediyesi Meclis Başkanvekili ve Festival Koordinatörü Aytül Ekşiyan, Eva Kent ve festivalin proje mimarlarından Aysel Sporel ile birlikte Burgazada'daki Madam Marta Koyu'na geçerek temsili mimoza fidanı dikimi gerçekleştirdi.

Burada konuşan Başkan Akpolat, koya ismini veren Madam Marta'yı anarak, "Madam Marta misafirperverliği ve iyilikleriyle tanınır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü arifesinde O'nu saygıyla anıyoruz. Bu fidanları Madam Marta ile tüm emekçi kadınlar ve dünyada barış için dikiyoruz" ifadelerini kullandı.

Festivalin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kapsamasının özellikle istendiğini belirten Akpolat, "Çünkü mimoza; hem narinliği hem direnci simgeler. Tıpkı kadınlar gibi...

Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da festival organizasyonunun büyük kısmı kadınların emeğiyle hayata geçti" diyerek emek veren tüm kadınları selamladı.



Renkli Görüntüler ve Dopdolu Program

Açılış programı, Adalar Çocuk ve Gençlik Orkestrası Oda Müziği Toplulukları'nın mini dinletisiyle renklendi. Fidan dikiminin ardından etkinlikler, Burgazadası Kültür ve Kalkınma Derneği'nin ev sahipliğinde Ay' Nikola Çay Bahçesi'nde gerçekleştirilen Vidi Moreno müzik dinletisiyle devam etti.



Festival kapsamında dört adada eş zamanlı olarak bando yürüyüşleri, sirk performansları, AdaDans ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Zumba Ekibi'nin enerjik gösterileri düzenlendi.

Söyleşiler, konserler, çocuk ve yetişkin atölyeleri ile mimoza temalı ürünlerin yer aldığı stantlar festival ziyaretçilerinin ilgi odağı oldu.



"Adalar'a Yakışan, Doğayla Uyumlu Festivaller"

Başkan Akpolat, festivalleri yalnızca eğlence olarak görmediklerini belirterek, "Adalar'da yaşamak bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalık; doğaya sahip çıkmayı, kültürel mirası korumayı ve her alanda üretmeyi gerektirir. Biz de bu bilinçle çalışıyor, Adalar'a yakışan, doğayla uyumlu, katılımcı festivaller düzenlemeye devam ediyoruz" dedi.



Festivalin Adalar'daki sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte, ortak akılla ve gönül birliğiyle düzenlendiğini vurgulayan Akpolat, bu birlikteliğin festivalin en kıymetli tarafı olduğunu söyledi.

7 ve 8 Mart tarihlerinde de birbirinden keyifli etkinliklerle devam edecek olan Mimoza Festivali, baharın eşsiz atmosferini yaşamak isteyen tüm ziyaretçilerini adalara bekliyor.

yilmazparlar@yahoo.com

ADALAR MIMOSA FESTIVAL
Spring Colored By Mimosas,  Festıval Excıtement Begıns In The Islands

Festivals are among the most important gatherings that revitalize the cultural fabric of cities, strengthen social solidarity, and nurture the consciousness of protecting natural heritage. The Mimosa Festival, coming to life simultaneously in four corners of the Princes' Islands, holds a special place in this regard.

It does not merely celebrate the yellow flowers that herald spring; inspired by the delicate yet resilient spirit of the mimosa, it brings together environmental awareness, women's solidarity, and the responsibility of protecting cultural heritage. Now in its third year on Istanbul's unique islands, the festival offers a unique opportunity to collectively remember that the mimosa is much more than a flower—it represents a beginning and hope.

Taking place on March 6-7-8 simultaneously on Büyükada, Heybeliada, Burgazada, and Kınalıada, the Mimosa Festival welcomes visitors with a multi-layered experience inspired by the Islands' streets, memory, and wind. With a rich program ranging from exhibitions to talks, musical performances to circus acts, the festival carries a meaning beyond welcoming spring: it reminds us why the Islands are indispensable for Istanbul and whispers that this unique bond must be protected together.

"We Want to Love the Mimosa on Its Branch"

The festival opening took place with a press conference held at the Büyükada Anatolia Club. Speaking at the meeting, Adalar Mayor Ali Ercan Akpolat expressed the significance of the mimosa for the Islands with these words:

"In the first days of March, on the threshold of spring, we experience the happiness of coming together under the sun-like glow of yellow mimosas. The mimosa, which has become the symbol of our Islands, is not just a tree; it means hope, it means solidarity, it means starting anew."

Mayor Akpolat emphasized that the main purpose of the festival is to protect and sustain the mimosa, stating, "We want to see the mimosa on its branch. We want to love it on its branch. We don't want it to be ruthlessly broken off or turned into a commercial object; we want it to continue living as part of nature. Protecting nature is our common responsibility."

Call from the 'Mother of Mimosas'

Eva Kent, the conceptual originator of the festival known as the "mother of mimosas," explained in her emotional speech how their struggle, which began 9 years ago with the plundering of the mimosa tree in her garden, has grown to what it is today. Kent, originally German, who settled on the island 40 years ago out of love for her husband and Büyükada, spoke as follows:

"Everything started 9 years ago with the plundering of the mimosa tree in my garden. Our voice, which rose that day, grew over time and brought us together here today for the mimosas. Mimosas grow only in certain climates in the world. Our Islands are one of these rare regions. Just like Tanneron in the south of France... Thousands of people visit Tanneron every year to see the mimosas. This interest greatly contributes to both tourism and the local economy. So why shouldn't Büyükada also be a place known for its mimosas?"

Meaningful Sapling Planting and Women's Day Emphasis

Following the program, Mayor Akpolat, along with Adalar Municipal Assembly Deputy Chair and Festival Coordinator Aytül Ekşiyan, Eva Kent, and one of the festival's project architects Aysel Sporel, went to Madam Marta Cove on Burgazada and planted a symbolic mimosa sapling. Speaking here, Mayor Akpolat commemorated Madam Marta, after whom the cove is named, saying, "Madam Marta is known for her hospitality and kindness. We respectfully remember her on the eve of March 8, International Women's Day. We are planting these saplings for Madam Marta, for all working women, and for peace in the world."

Stating that it was specifically intended for the festival to encompass March 8, International Women's Day, Akpolat said, "Because the mimosa symbolizes both delicacy and resilience. Just like women... As was the case last year, a large part of this year's festival organization came to life through the labor of women," saluting all the women who contributed.

Colorful Moments and a Full Program

The opening program was enlivened by a mini recital from the Islands Children and Youth Orchestra Chamber Music Groups. After the sapling planting, the events continued with a Vidi Moreno musical performance hosted by the Burgazada Culture and Development Association at Ay' Nikola Tea Garden.

Within the festival scope, brass band marches, circus performances, energetic shows by AdaDans and the Istanbul Metropolitan Municipality Sports Zumba Team took place simultaneously on the four islands. Talks, concerts, workshops for children and adults, and stalls featuring mimosa-themed products became focal points of interest for festival visitors.

"Festivals Worthy of the Islands, in Harmony with Nature"

Mayor Akpolat, stating that they do not view festivals merely as entertainment, said, "Living in the Islands is a privilege. This privilege requires protecting nature, preserving cultural heritage, and producing in every field. We work with this consciousness and continue to organize participatory festivals worthy of the Islands, in harmony with nature."

Emphasizing that the festival is organized together with non-governmental organizations on the Islands, with collective wisdom and unity of hearts, Akpolat stated that this togetherness is the most valuable aspect of the festival.

The Mimosa Festival, which will continue with various enjoyable events on March 7th and 8th, invites all visitors who wish to experience the unique atmosphere of spring to the islands.

yilmazparlar@yahoo.com

4.3.26

Sofralar Sergisi Londra’da-Yılmaz Parlar

Sofralar Sergisi Londra’da

Sofralar Sergisi, Sanat, Tasarım ve Turizmin Küresel Buluşma Noktası Oluyor

Kültürel etkinliklerin şehir turizmine katkısı her geçen yıl daha görünür hâle gelirken, Sofralar Sergisi bu noktada önemli bir rol üstleniyor.

Serginin İstanbul’daki başarısı ve uluslararası alanda yarattığı etki, Türkiye’nin yaratıcı endüstrilerdeki gücünü ortaya koyuyor. Turistlerin deneyim odaklı seyahat tercihlerinin arttığı günümüzde, sanat ile sofra tasarımını buluşturan bu özgün konsept;

hem marka şehir algısına hem de kültür turizmine önemli bir değer katıyor. Meltem Tepeler’in de vurguladığı gibi, Sofralar Sergisi yalnızca bir tasarım etkinliği değil, şehirleri küresel sahnede konumlandıran stratejik bir platform niteliğinde.



Sofralar Sergisi Londra’ya Taşınıyor

Sanat ve Lüks Etkinlik Dünyası The Savoy Hotel’de Buluşacak

İstanbul’da her yıl büyük ilgiyle karşılanan Sofralar Sergisi, 10–11–12 Nisan 2026 tarihlerinde Londra merkezli RSVP Club işbirliği ile bu kez The Savoy London sahnesine taşınıyor.

Dünyanın ilk ve tek uluslararası sofra sergisi olma özelliğini taşıyan etkinlik, lüks etkinlik ve konaklama sektörünü sanat odaklı bir çerçevede yeniden bir araya getirecek.

Meltem Tepeler ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajda Tepeler, Sofralar Sergisi’nin Türkiye’den çıkarak dünya sahnesine uzanan yolculuğunun bir gurur vesilesi olduğunu vurguladı.

Serginin Londra edisyonunun, hem sektör profesyonelleri hem de global markalar için yeni iş birlikleri doğuracak stratejik bir buluşma noktası yaratacağını belirtti.

“The Art of Design”; Sofradan Sanata Uzanan İlham Yolculuğu

Londra edisyonunun ana teması “The Art of Design”. Her tasarımcı, dünyaca ünlü bir sanat ustasından ilham alarak kendi sofrasını kurgulayacak.

İlham alınan sanatçılar ve tasarımcılar:

Rob Van Helden Floral Design – Van Gogh

Ricky Paul Flowers – Yayoi Kusama

Johnny Roxburgh Designs & Paula Rooney Floral Design – Matisse

Katya Hutter Floral Design – Botticelli

Mae Dae Weddings – Raffaelle Monti

Sanat eserlerinin modern etkinlik tasarım diliyle yeniden yorumlanacağı bu özel seçki, sergi tarihinde ilk kez gerçekleşecek.

Üç Günlük Program: Sergiden Gala’ya Uzanan Küresel Buluşma

10 Nisan 2026 – Park Hyatt London River Thames’te Hoş Geldiniz Gecesi
11 Nisan 2026 – The Savoy Hotel London’da Sofralar Sergisi Açılışı
12 Nisan 2026 – The Savoy’da Sempozyum & B2B Toplantılar
Aynı akşam – The Chancery Rosewood’da Gala & Ödül Gecesi

Program; sanat, tasarım, lüks etkinlik ve konaklama sektörlerinin birbiriyle etkileşim kuracağı çok katmanlı bir yapı sunuyor.

Lüks Etkinlik Ekosistemi İçin Yeni Bir Uluslararası Platform

Meltem Tepeler, röportajımızda Londra edisyonunun yalnızca bir sergi değil, lüks etkinlik sektörünün küresel ölçekte yeniden konumlanacağı bir stratejik platform olduğunun altını çizdi.

Sanat odaklı sofralar sayesinde yaratıcı endüstriler, oteller, etkinlik planlayıcıları ve markalar arasında yeni iş birlikleri doğacak.

Bu özel edisyon;  Sınırlı katılım modeli,, Sanat odaklı içerik yapısı,, B2B iş geliştirme fırsatları ile uluslararası arenada seçici ve etkili bir buluşma noktası yaratıyor.

The Savoy London’da gerçekleşecek bu özel edisyon, Türkiye’nin yaratıcı gücünü uluslararası vitrinde gururla temsil edecek.

İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz röportaj sırasında Sofralar Sergisi’nin ulaştığı başarıyı yerinde gözlemleme fırsatı buldum. İstanbul edisyonunun gördüğü yoğun ilgi, etkinliğin hem kültürel hem de ekonomik açıdan ne kadar büyük bir değer taşıdığını kanıtlıyor.

Meltem Tepeler’in vizyoner liderliğiyle Londra’ya taşınan bu serginin, global sahnede çok daha güçlü bir etki yaratacağına inanıyorum.
yilmazparşar@yahoo.com

 

Sofralar Sergi İletişim;

www.tabledesignexhibition.com
info@tabledesignexhibition.com
+90 545 311 60 32

 The Table Design Exhibition in London

The Table Design Exhibition, A Global Intersection of Art, Design, and Tourism

Cultural events play an increasingly significant role in shaping city tourism, and the The Table Design Exhibition  stands out as a powerful example.

 Its success in Istanbul and the international attention it attracts highlight Türkiye’s growing strength in creative industries. As experience-driven travel becomes more prominent worldwide, this unique concept—which brings together art and table design—adds substantial value to cultural tourism and enhances global city branding.

As Meltem Tepeler emphasized in our interview, the The Table Design Exhibition  is not merely a design event; it is a strategic platform positioning cities on the global stage.

The Table Design Exhibition  Moves to London

Art Meets Luxury Events at The Savoy Hotel

The highly acclaimed The Table Design Exhibition , which draws significant interest every year in Istanbul, will be presented in London on 10–11–12 April 2026 in collaboration with the RSVP Club.

As the world’s first and only international table design exhibition, Sofralar will bring together the global design community with the luxury events and hospitality sectors in an art-driven format.

In our exclusive interview, Meltem Tepeler expressed her pride in seeing a project born in Türkiye expand to the world stage.

 She emphasized that the London edition will create a strategic international networking platform, enabling new collaborations for global event professionals, designers, and luxury brands.

“The Art of Design”: From Masterpieces to Table Creations

The theme of the London edition is “The Art of Design.” Each designer will reinterpret a table setup inspired by a world-renowned art master:

Rob Van Helden Floral Design – Inspired by Van Gogh

Ricky Paul Flowers – Inspired by Yayoi Kusama

Johnny Roxburgh Designs & Paula Rooney Floral Design – Inspired by Matisse

Katya Hutter Floral Design – Inspired by Botticelli

Mae Dae Weddings – Inspired by Raffaelle Monti

These creations will fuse classical art references with contemporary event aesthetics, transforming the venue into a holistic and immersive experience—an approach being introduced for the first time in the exhibition’s history.

 

A Three-Day Program: From Exhibition to Gala Night

10 April 2026 – Welcome Reception at Park Hyatt London River Thames
11 April 2026 – The Table Design Exhibition  Opening Night at The Savoy Hotel London
12 April 2026 – Symposium & B2B Meetings at The Savoy
Finale – Gala & Awards Ceremony at The Chancery Rosewood

This multi-layered program blends art-driven design with industry networking, shaping a dynamic platform for luxury event professionals, hospitality leaders, and creative industries.

A Strategic Hub for the Luxury Events Ecosystem

During our interview, Meltem Tepeler highlighted that the London edition is designed not only as an exhibition but as a strategic global platform redefining the luxury events industry. Through art-inspired tables, the exhibition will facilitate cross-disciplinary collaboration between creative leaders, hotel groups, destination professionals, and international event planners.

With its curated participation model and B2B-focused structure, The Table Design Exhibition  x RSVP Club London Special Edition aims to become a selective, influential and internationally recognized meeting point.

This highly successful event, now expanding from Istanbul to London, will proudly showcase Türkiye’s creative power on the international stage.

During our interview in Istanbul, I witnessed firsthand the remarkable interest and impact of the The Table Design Exhibition . Its artistic and cultural value clearly demonstrates its importance for both the creative sector and the tourism economy.

Under the visionary leadership of Meltem Tepeler, the upcoming London edition at The Savoy London will undoubtedly elevate the exhibition to an even stronger global position.

yilmazparlar@yahoo.com


Contact informatiom

www.tabledesignexhibition.com

info@tabledesignexhibition.com
+90 545 311 60 32

 

 

19.2.26

ZS Hybrid+ ve HS Hybrid+ Divan Kuruçeşme’de Tanıtıldı-Yyılmaz Parlar



PARLAR MEDYA: Haziran 2012 Otomotiv sektörünün en büyük şovu başlıyor  Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektörü Lin Photo, free website template, XHTML CSS layout
 
info@parlarmedya.com

 

MG Türkiye, Hybrid+ Dönemini Resmen Başlattı

Doğan Trend Otomotiv, 19 Şubat 2026 Perşembe günü Divan Kuruçeşme’de düzenlenen özel basın toplantısında MG’nin yeni nesil Hybrid+ modelleri ZS Hybrid+ ve HS Hybrid+ araçlarını Türkiye pazarına tanıttı.

Etkinlikte, Hybrid+ teknolojisinin sunduğu yenilikler, MG markasının global başarıları ve 2025-2026 otomotiv trendleri detaylı biçimde paylaşıldı.

Toplantıya Doğan Trend Otomotiv CEO’su Uğur Sakarya, MG Marka Lideri Tolga Küçükyumuk ve MG Ürün Yöneticisi İrem Gül Gültek ev sahipliği yaptı.

CEO Uğur Sakarya: “Çin otomotivinde tarihi bir yükselişe tanık oluyoruz”

Doğan Trend Otomotiv CEO’su Uğur Sakarya, açılış konuşmasında dünya otomotiv pazarında yaşanan büyük dönüşümü rakamlarla anlatarak şu mesajları verdi:

2025 yılında dünya genelinde 92 milyon araç satıldı.
Bunun 27 milyonu Çin, 16 milyonu ABD, 13 milyonu ise Avrupa pazarlarında gerçekleşti.

Çin’deki üretim kapasitesinin 50 milyon araca ulaşarak global sektörü domine ettiğini vurguladı.

Türkiye’de 2025 yılında otomobil satışlarının rekor kırarak 1 milyon 368 bin seviyesine yükseldiğini belirtti.

İç pazarda SUV segmentinin %61,2 pazar payına çıkarak tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını ifade etti.

Sakarya, hibrit ve elektrikli araç talebindeki yükselişi şu sözlerle açıkladı:

“Pazar hızla hibrit ve elektrikliye dönüyor. 2026’da bu iki segmentin toplam payı %50’nin üzerine çıkacak.”

Ardından MG’nin Türkiye performansına değinen Sakarya, 2021’den bu yana gerçekleştirilen satış başarılarına, elektrikli araçlardaki gümrük düzenlemelerine ve bayi ağının güçlü şekilde korunduğuna dikkat çekerek:

“Bugün Hybrid+ modellerimizle en büyük segment olan C segmentinde güçlü bir geri dönüş yapıyoruz.”
dedi.

ZS Hybrid+ ve HS Hybrid+: Güçlü Motorlar, Düşük Tüketim

CEO Sakarya, MG’nin yeni Hybrid+ modellerine ilişkin teknik mesajları şu şekilde aktardı:

HS Hybrid+

Toplam 224 HP güce sahip benzinli + elektrikli kombinasyon

5.5 L/100 km yakıt tüketimi

D segment seviyesinde geniş iç hacim

Panoramik cam tavan, güçlü donanım ve ileri güvenlik sistemleri

ZS Hybrid+

197 HP hibrit sistem gücü

Gerçek kullanımda 4.4–4.7 L/100 km tüketim

Yüksek sürüş konforu, zengin teknolojik özellikler

Sakarya sözlerini şu ifadeyle noktaladı:

“Hybrid+ modellerimiz global başarının Türkiye yansıması olacak.”

MG Marka Lideri Tolga Küçükyumuk: “MG, köklü tarihini modern teknolojiyle birleştiriyor”

Sunumun ikinci bölümünde konuşan Tolga Küçükyumuk, MG’nin 100 yıla yaklaşan tarihini hatırlatarak markanın başarı çizgisini özetledi:

MG, 1924’ten bu yana spor araç DNA’sını koruyan İngiliz kökenli bir marka.

1930’larda dünya hız rekorları kırdı, yarışlarda birincilikler elde etti.

1957 MGA modeli 100 bin adetin üzerinde satışla dönemin rekorunu kırdı.

MG, 2007’de SAIC Motor bünyesine katılarak tamamen yeni bir teknoloji dönemine başladı.

Küçükyumuk, MG’nin bugün ulaştığı küresel gücü şöyle açıkladı:

SAIC, 2025 yılında 7 milyon araç satışıyla dünyanın en büyük otomotiv gruplarından biri oldu.

20’den fazla ülkede MG, “en çok satan ilk 10 marka” listesinde yer alıyor.

Avrupa’da 2025’te 307 bin satışla en çok satan elektrikli marka unvanını aldı.

Hybrid+ modellerinin Avrupa’daki başarısına dikkat çeken Küçükyumuk:

“Yunanistan’da birinci, İngiltere ve İtalya’da ilk üçte, İspanya’da dördüncü sıraya yerleşti. Avrupa’da başarıları tescillenmiş bir ürün gamını Türkiye’ye getiriyoruz.”

dedi.

Hybrid+ Teknolojisi: Daha Güçlü, Daha Verimli, Daha Sessiz

MG Ürün Yöneticisi İrem Gül Gültek, ürün tanıtımında Hybrid+ sisteminin avantajlarını teknik detaylarla açıkladı:

Daha büyük batarya ve güçlü elektrik motoru

Daha düşük yakıt tüketimi

Kararlı hızlanma ve yüksek performans

Sessiz, konforlu sürüş deneyimi

Avrupa’da ödüller kazanan teknoloji mimarisi

Gültek sunumu şu güçlü sloganla tamamladı:

“Hybrid+, sadece bir hibrit değil; hibritten daha fazlası.”

MG, Hybrid+ ile Türkiye’de Yeni Bir Dönem Başlatıyor

Divan Kuruçeşme’de gerçekleşen lansman, MG’nin Türkiye’deki yeniden yapılanma sürecinin en güçlü adımlarından biri olarak değerlendirildi.

Yeni ZS Hybrid+ ve HS Hybrid+ modelleri; performans, verimlilik, teknoloji ve fiyat avantajı sayesinde 2026 pazarında ciddi bir konum elde etmeye hazırlanıyor.

Lansman öncesi karşılama bölümünde Bahar Üçlü Topluluğu, seçkin repertuvarlarından sundukları eserlerle etkinliğe renk kattı.

yilmazparlar@yahoo.com

MG Türkiye Launches the New Hybrid+ Era

ZS Hybrid+ and HS Hybrid+ Debut at Divan Kuruçeşme**

Doğan Trend Otomotiv introduced MG’s new Hybrid+ models, the ZS Hybrid+ and HS Hybrid+, during an exclusive press event held on 19 February 2026 at Divan Kuruçeşme.

The event highlighted the innovations of the Hybrid+ technology and presented the latest developments within the global MG ecosystem.

The launch was hosted by Doğan Trend Otomotiv CEO Uğur Sakarya, MG Brand Leader Tolga Küçükyumuk, and MG Product Manager İrem Gül Gültek.

CEO Uğur Sakarya: “We are witnessing a historic rise in the Chinese automotive industry.”

In his keynote speech, CEO Uğur Sakarya delivered key insights about the evolving global and Turkish automotive markets:

92 million vehicles were sold worldwide in 2025.

Of these, 27 million were sold in China, 16 million in the US, and 13 million in the EU.

China now has a staggering 50 million vehicle production capacity, strengthening its global dominance.

Turkey achieved a new all-time record with 1.36 million vehicle sales in 2025.

SUV models reached a historic 61.2% market share.

Sakarya emphasized the market shift:

“Hybrid and electric vehicles will surpass 50% market share in 2026.”

He also highlighted MG’s strong position in Türkiye, the challenges posed by updated import regulations, and the resilience of their widespread dealer network.

Hybrid+ Models: Stronger Performance, Lower Fuel Consumption

HS Hybrid+

Combined 224 HP hybrid power

5.5 L/100 km fuel consumption

Spacious D-segment proportions

Panoramic sunroof and advanced safety systems

ZS Hybrid+

197 HP power output

Real-life consumption as low as 4.4 L/100 km

High comfort and rich technology features

MG Brand Leader Tolga Küçükyumuk: “MG blends a century of heritage with future-proof technologies.”

Küçükyumuk shared MG’s historic legacy:

A brand recognized since 1924

Pioneer of early speed records in the 1930s

Iconic models such as MGA (1957) and MGB (1962)

A renewed technological leap after joining SAIC Motor in 2007

He highlighted MG’s global success:

Over 7 million vehicles sold by SAIC in 2025

In the top 10 best-selling brands in over 20 countries

Europe’s best-selling EV brand with 307,000 sales

Hybrid+ models have already proven themselves across Europe:

“Top rankings in Greece, UK, Italy, Austria and Spain show how strong these models really are.”

Hybrid+ Technology: More Power, More Efficiency, More Comfort

MG Product Manager İrem Gül Gültek detailed the technical strengths:

Larger battery and powerful electric motor

Reduced fuel consumption

Strong acceleration and refined performance

Quiet and smooth driving

Award-winning architecture in European markets

She encapsulated the Hybrid+ philosophy as:

“Hybrid+ means more than hybrid — it redefines the category.”

MG Launches a New Era in Türkiye with Hybrid+

The event held at Divan Kuruçeşme was regarded as one of the most significant steps in MG’s restructuring process in Türkiye.

The new ZS Hybrid+ and HS Hybrid+ models are preparing to secure a strong position in the 2026 market thanks to their performance, efficiency, technology, and price advantages.

During the pre-launch reception, the Bahar Trio added a vibrant touch to the event with selected pieces from their distinguished musical repertoire.

yilmazparlar@yahoo.com


#MG, #MGHybridPlus, #DoğanTrendOtomotiv, #ZSHybridPlus, #HSHybridPlus, #HybridTeknolojisi, #Otomotiv, #Lansman, #DivanKuruçeşme, #SürdürülebilirMobilite, #YeniModelTanıtımı, #HibritAraç, #TürkiyeOtomotiv, #SAIC, #MG2026,

#MG, #MGHybridPlus, #HybridTechnology, #HybridCars, #MGTurkey, #HSHybridPlus, #ZSHybridPlus, #DoğanTrendOtomotiv, #CarLaunch, #AutomotiveNews, #ElectricVehicles, #HybridLaunch, #AutomotiveIndustry,